Gençlerden özgür basına destek

Gençlerden özgür basına destek

Aralık ayı sonuna kadar devam edecek olan kampanyayı Emek Gençliği Denizli İl Gençlik Yöneticisi Mükerrem Yollu ile konuştuk. 

Eylem ÇETİNDERE
Denizli

Emek Gençliği, ekim ayında iktidarın özgür basına olan baskılarına karşı yaptığı çağrı ile günlük işçi basını ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmak için dayanışma kampanyası başlattığını duyurmuştu. Aralık ayı sonuna kadar devam edecek olan kampanyayı Emek Gençliği Denizli İl Gençlik Yöneticisi Mükerrem Yollu ile konuştuk. 

Öncelikle yürütülen bu kampanyanın amacını ve hangi koşullarda örgütlendiği ile başlayalım. 
Basın özgürlüğü ülkemizde en çok tartışılan konulardan birisi. Yüzlerce gazetecinin tutuklandığı, saldırıya uğradığı, gazetelerin, televizyonların, dergilerin kapatıldığı bir dönemdeyiz. Bir yandan da iktidarın içeride ve dışarıda ısrar ettiği savaş politikalarının bir sonucu olarak patlayan bombalara çözüm olarak gördüğü yayın yasakları, yeni güvenlik konseptinin bir parçası. Bakın, bu ülkede talepleri “Emek, Barış ve Demokrasi” olan bir mitinge canlı bomba ile saldırılar düzenlendi. İktidarın daha ambulans göndermeden önce yaptığı ilk iş konuya yayın yasağı koymak oldu. Yayın yasağını dinlemeyen, halkın haber alma ilkesinden vazgeçmeyen, muhabirlerinin tutuklanmasına ve kapatılma tehditlerine rağmen en ufak taviz vermeyen işçi basınına yönelik hukuki ve mali yaptırımlar uygulandı, uygulanmaya devem ediliyor. 
Böylesi bir koşulda biz Emek Gençliği olarak iktidarın beğenmediği bir yayın çizgisine sahip oldukları için ceza yağmuruna tutulan bu medya kuruluşlarının konunun tek muhatabı olmadığını düşünüyoruz. 10 Ekim mitinginin talepleri olan “Emek, Barış ve Demokrasi” biz gençlerinde en güncel talepleridir. Hükümetin saldırıları sadece bu basına yönelik değil bu talepleri savunan ve bu talepler etrafında verilen mücadelenin bir parçası olan herkese karşı bir saldırıdır. Biz Emek Gençliği olarak bu taleplere yönelik iktidar tarafından yapılan tüm saldırıların gençlerin geleceğine yönelik bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. 
 

Peki günlük işçi basının gençlik açısından önemi nedir? Bir üniversite öğrencisi olarak sizin için ne ifade ediyor?
Türkiye’de günlük yayın yapan yüzlerce gazete var ama gerçekleri yazma adına halkın haber alma hakkını her şeyin üstünde görerek yayın yapan gazete sayısı dört veya beş. Egemen medya anlayışı tarih boyunca patronların çıkarlarını koruyan yayınlar yaptı. Bir de günlük işçi basını dediğimiz gazete ve basın özgürlüğü için mücadele eden medya organları var. Bakın Pamukkale Üniversite öğrencilerinin bütün sıkıntılarını anlattığı, çözüm yollarını birlikte paylaştığı bir gazete ve bir gençlik dergisi var. Geçtiğimiz sene Pamukkale Üniversitesi’nde Fen Edebiyat Fakültesi öğrencileri “Parasız, Koşulsuz Formasyon” talebi ile ilgili yaptıkları etkinlikleri bu günlük işçi basını üzerinden duyurmuştu. Yine bu yıl 657 sayılı kamuda iş güvencesinin kaldırılmasına karşı Eğitim Fakültesi öğrencileri dertlerini ve çözüm yollarını bu basın üzerinden tartışmıştı. 
Havuz medyasının da çıkardığı sözüm ona “Kampüs” ekleri var, içeriğine baktığınızda magazin ve burç yorumları dışında gençliğin geleceği ve talepleri adına bulabileceğiniz hiçbir şey yok. Bu bizim açımızdan gayet anlaşılır bir durum. Sonuç olarak bu gazeteler kendi sınıfının çıkarları üzerine hareket eden medya kuruluşları. 
Denizli’de Deba işçileri mücadelelerini, Menderes tekstil işçileri direnişlerini, Zorlu Tekstil’de işçiler seslerini sadece günlük işçi basınından duyurabildi. Bunu işçiler, deneyimlerinin sonucu olarak paylaşıyorlar. Bizler de kurtuluşunu işçi sınıfının iktidarında gören bir gençlik örgütü olarak günlük işçi basınının yanında yer almayı kendi gelecek mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz. 

Yürüttüğünüz kampanyanın detaylarından bahsedebilir misiniz? 
Bu kampanyanın bizim siyasi ve maddi bakımdan iki boyutu var. Öncelikle siyasi boyutundan ele almak gerekirse biz Denizli’deki gençlik kesimleri ile bu dayanışma kampanyasını bir araç yaparak ev ziyaretleri yapıyoruz. Basın özgürlüğü ile birlikte ülkenin gündemini, mücadele olanaklarını ve gençlik cephesini nasıl örgütlediğimizi tartışıyoruz. Bu bizim kampanyamızın en büyük dayanağı. 
Dayanışma kampanyasının bir de maddi bir boyutu var, bunun için bütün arkadaşlarımız seferber olmuş durumda. Üniversiteli bazı kadın arkadaşlarımız  tekstil fabrikalarında çalışıyor. Kafede, inşaatta, butikte çalışan arkadaşlarımızda var. Ayrıca öğrenim kredisi ve bursu alan arkadaşlarımız kampanya boyunca bir aylık burslarını bağışladılar. Ev ziyaretlerinde yaptığımız çeşitli tartışmalar ile çevremizdeki arkadaşları da bu kampanyanın bir parçası yapmaya çalışıyoruz. Üniversitede ve sınıflarda “Özgür basın ile 1 liranı paylaş” gibi kampanyaları da kolektif bir biçimde örgütlüyoruz. 

Son olarak gençlere yapmak istediğiniz bir çağrı var mı? Son söz olarak ne söylersiniz?
İktidarın kafasına göre kararnamelerle bizleri susturamayacağını bilmesi gerekiyor. Ne kapatılan dernekler dört duvardan ne de dergiler saman kâğıtlardan ibaret. Bugün gelinen noktada elimizdekiler, mücadele deneyimlerimizin sonuçlarıdır. İşçilerin, öğrencilerin ve kadınların bağışlarıyla kurulan bir televizyon, KHK ile kapatılabilir mi? On binlerce yılın kültür ve sanat birikimini kafasına göre kararnamelerle silip yok edebileceğini sanmak acizlik göstergesidir. Dünya döndüğü sürece insanlar kültürünü ve sanatını yansıtmanın bin bir biçimini bulacaklardır. Emekçilerin sesi, bir biçimde bu KHK’leri aşarak iktidarı sarsmaya, kendi yolunu çizmeye devam edecektir. 

www.evrensel.net

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.