Ne çektiler? Niye çektiler?

Ne çektiler? Niye çektiler?

Ne fotoğrafı ne çektiler? Niye çektiler?

TONI FRISSELL
“Toni Frissell” veya asıl adıyla “Antoinette Frissell Bacon” New York doğumlu Amerikalı fotoğraf sanatçısıdır. Moda fotoğrafları, II. Dünya Savaşı fotoğrafları, ünlülere ait portre çalışmaları ve gündelik yaşamdan kadın ve çocuk temalı fotoğrafları ile tanınmaktadır. Kadını bir moda parçasından daha çok gündelik yaşam koşulları içerisinde mücadele eden aktif kadın olarak betimlemiş ve bunu gecelik türü uzun, tek parça ve gündelik elbiselerle desteklemiştir.

“Bir tabancadansa bir fotoğraf makinesiyle dolaşmayı yeğlerim.” 
–Toni Frissell


ROBERT CAPA

Asıl adı André Friedmann’dır. 1933 yılında Almanya’da Nazi Partisinin iktidara gelmesi Yahudi asıllı genç fotoğrafçı için Almanya günlerinin sonu demekti. Friedmann 20.yüzyılın sarsıntıları içerisinde vatanını ve adını bir kaç kez değiştirmek zorunda kalacaktı: 18 yaşındayken politik görüşleri ve katıldığı rejim aleyhtarı gösterilerden dolayı gizli polis tarafından tutuklanmış ve araya giren bir aile yakınlarının yardımıyla serbest bırakılınca kendisine verilen öğüde uyarak aynı gün içerisinde vatanı Macaristan’ı terk etmişti. 
Daha 17 yaşındayken ilk ciddi fotoğraflarını çekmiş ve fotoğrafçılıkta başarılı olacağını düşünerek yazar olma hayallerini bir kenara bırakmıştı. Fotoğrafı seviyordu ve gelecekle ilgili umutları vardı, ama Hitler’le birlikte Almanya’yı saran atmosfer onu  büyük beklentilerle geldiği bu ülkeyi terk etmek zorunda bırakmıştı.
Genç Robert Capa haber fotoğrafçısı olarak İspanyol iç savaşını görüntülemeye karar verdi.  Francoculara karşı verilen bu savaş 2. Dünya Savaşı öncesi Avrupası’nda faşizmin yükselişine karşı verilen mücadelede büyük önem taşıyordu. Aynı yıllarda Çin-Japon Savaşını görüntülemiş ve 1939 yılında Amerika’ya göç etmiştir. Capa’ya büyük ününü sağlayan fotoğraflar Normandiya çıkarması sırasında 6 Haziran 1944 tarihinde Omaha Sahilinde ağır Alman Ateşi altında karaya çıkan Amerikan birliklerinin arasına karışarak çektikleridir.

“Fotoğrafların yeterince iyi değilse, yeterince yakın değilsin demektir.” 
-Robert Capa


JAVIER MANZANO
Meksika doğumlu olan Manzano, 18 yaşında ailesiyle ABD’ye taşınmıştır. 2011 yılında ilk Dünya Basın Ödülünü alan Manzano, bir yıl sonra da Suriye’ye gidip iç savaşı görüntülemiştir. Bu seyahat ona Pulitzer ödülü kazandırmıştır.

“Fotoğrafçılar için en korkunç duygusal durum, fotoğrafını çektiği kişilerle göz göze geldiğinde, aslında hiçbir şeyin ona yardım edemeyeceğini fark etmesidir.” 
-Javier Manzano


YEVGENY KHALDEY
Khaldey Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Yuzovka’da (şimdi Donetsk, Ukrayna) doğdu. Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu. Kendisi bir fotoğrafçı olarak on dokuz yaşındayken Sovyet basın ajansı TASS ile çalışmaya başladı. En meşhur fotoğrafı “Flag Over The Reichstag”dır.

“Korkunçtu ama coşkuluydu.”

-Yevgeny Khaldey


TSOLAG DİLDİLİAN İLE ARAM DİLDİLİAN
Bir Ermeni ailenin geçmişine kendilerinin çektiği fotoğraflarla tanık olduğumuz bir sergi var bugünlerde Ankara’da. Fotoğrafçı kardeşler Tsolag Dildilian ile Aram Dildilian’ın objektifinden büyük bir ailenin soykırıma karşı hayatta kalma mücadelesi. 1872-1973 yılları arasında çekilen fotoğraflarla kalmıyor bu ailenin yaşam öyküsü. Bir yandan da yaşamlarının her ayrıntısını kaleme aldıkları için o günün koşulları, soykırım, tehcir ve Ermeni toplumunun yapısı gözler önüne seriliyor. Dönemin bir panoramasını çiziyor fotoğraflar ve hikayeler. Yaşamlarını Sivas, Merzifon ve Samsun’da sürdüren bir aile Dildilianlar. Fotoğrafçı olmak isteyen Tsolag Dildilian babasının desteğiyle Sivas’ta bir fotoğrafçı dükkanı açtıktan sonra ünü taa Merzifon’a ulaşınca Amerikalıların açtığı Anadolu Kolejine gider. Onun izinden giden kardeşi Aram da Amerika’da fotoğraf eğitimi alarak ağabeyinin ortağı olur. Ve birlikte dönemin ilk ve en önemli fotoğrafçıları olurlar. Hatta ağabey Tsolag ancak bir fotoğrafçının röntgen çekebileceği düşünüldüğünden röntgen filmleri bile çeker (Röntgen ışınlarının verdiği zararı bilemeden. Tsolag daha sonra çene kanseri olur).


GERDA TARO

Gerda Taro, ilk kadın savaş fotoğrafçısı olarak kabul edilir. Bir Alman Yahudisi olan Gerda, Nazilere karşı sol gruplar içinde yer aldı. 1933’te, anti Nazi propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı ve sonrasında tüm ailesiyle birlikte sınır dışı edildi.
1934’te Paris’e geçen, ve o zamanlar adı Andre Friedman olan Capa ile tanışan ve birlikte çalışmaya başlayan Taro, oldukça verimli bir ortaklığa da adım attı. 
Gerda Taro 1937’de İspanya’da cephede fotoğraf çekerken bir kaza sonucu hayatını kaybeder.
 


MARC RIBOUD
ABD’deki Vietnam savaşı protestoları sırasında, elindeki çiçekle Pentagon önündeki güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelen aktivist Jan Rose Kasmir’in yer aldığı fotoğraf, en ikonik fotoğraflarından biri haline geldi. İran Tahran’da Humeyni resmiyle kaplı duvarın önünden geçen çarşaflı kadınların göründüğü fotoğraf da en çok bilinen fotoğrafları arasındaydı. Riboud 75 yaşındayken, gazetemizin işkencede katledilen muhabiri Metin Göktepe’nin davasının Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasını da izlemişti. Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, bianet’te yayınlanan “90’ların Hak Mücadeleleri” yazı dizisinde Göktepe davasını takip eden Marc Riboud’dan şöyle bahsediyordu: “75 yaşındaki dünyaca ünlü foto-muhabiri Marc Riboud’nun, Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma salonunda bir sandalye üstünden leica’sıyla fotoğraf çekmesini unutamıyorum. O dönem, duruşma salonu içinden görüntü almak serbestti. Riboud sanıkları, muhabirler ise heyecan ve şaşkınlıkla Riboud’yu görüntülüyordu.”

“Fotoğraf çekmek hayatın tadını çıkartmaktır, her milisaniyede.” 
-Marc Riboud

www.evrensel.net