Her gün yenilenen bir direniş çağrısı

Her gün yenilenen bir direniş çağrısı

KHK'lerle üniversitesinden ihraç edilen Öğretim Üyesi Nuriye Gülmen, her gün gözaltına alınmasına rağmen Yüksel Caddesi'nde direnişine devam ediyor.

Burcu YILDIRIM

Ülke gündemine, yaşadıklarımıza, yaşayamadıklarımıza baktıkça tam da mevsiminde Ankara gibi gri bir hava kaplıyor etrafı. Nasıl kaplamasın? Saldırılar, yasaklar, ölüm kararları, hatta çocukların bile bedeninden cinselliği fışkırtan adımlar bu kentte yasallaştırılmaya çalışılıyor. Yasallığıyla dört başı mağrur, resmiyetinde halkı temsil eden koca koca binalarda nasıl yaşayacağımız salık veriliyor. KHK’lerle yönetilmeye devam ettikçe başlıyor yeniden yolda olma mücadelesi. Her şeyin en doğrusunu biliyormuş gibi görünen suratlara karşı payımıza ancak mücadele düşüyor. Hayatta kalma, işine devam edebilme, güvenceli çalışma mücadelesi.

20 GÜNDE 17 KEZ GÖZALTINA ALINDI

Nuriye Gülmen’i hepimiz Ankara’da başlattığı oturma eylemi ile tanıdık. Yüksel Caddesi’nde İnsanlık Anıtı dibinde, “Açığa alındım, işimi istiyorum” yazılı dövizi ile bütün kolluk kuvvetlerinin karşısında tek başına duran ve OHAL koşullarında bile haklı mücadelesiyle sesini yükseltme direncini gösteren bir akademisyen.

Öğretim Görevlisi Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)  kapsamında Konya Selçuk Üniversitesi’nde kadroluydu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde görevlendirilmişti. Sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine açtığı davayı kazandı. Yedi ay sonra Selçuk Üniversitesinde göreve başladı. Göreve başladıktan bir gün sonra da hakkında “FETÖ-PDY” iddiasıyla açılan soruşturma gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırıldı.

9 Kasım’dan beri eylemine devam eden Gülmen, 20 günde 17 kez gözaltına alındı. “Saldırılar benim için yeni değil. Tam işime başladığım gün açığa alındım. Yüksel’deki eylemim ise bir direniş çağrısı. KESK’e bağlı sendikalarda birçok akademisyen, eğitim emekçisi açığa alındı, ihraç edildi ve baskılara maruz bırakılıyor. Yaprak kımıldamazken tam da bu koşullarda oturma eylemi kararı aldım” diyor. Yaptığı eylemin bireysel bir eylem olmadığına vurgu yapıyor. Haber takibi yapan gazeteci, yoldan geçen yurttaş, açığa alınmış bir öğretmenin desteği ile direnişi örgütlü bir hal almış. Bu süreçte çok fazla insanın desteği olmuş, en çok da kadınlardan almış destek. “Yine gözaltına alındığım bir gün yanında iki çocuğu ile giden kadın, polislere ‘Durun öğretmenlere ne yapıyorsunuz, nasıl böyle davranabilirsiniz’ diyerek arkadaşımın yerde sürüklenmesini engelledi” diye anlatıyor kadınların “kendiliğinden” desteklerini.

İSTERSEK YAPABİLİRİZ

Olağanüstü hali konuşuyoruz. Nuriye Hoca Türkiye’nin her zaman OHAL koşullarında yönetilmeye çalışıldığını söylüyor. “Bugün yaşadığımız OHAL ise AKP’nin krizi ve derin bir kriz yaşıyorlar. Ayakta kalmak için de yoluna taş koyacak herkesi yakıp yıkıyorlar. İnsanlar bodrumlarda yanıyor, iş cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor. Kadınlar, çocuklar her gün daha çok ölüyor. Emekçiler giderek daha çok eziliyor. Benim Yüksel’deki eylemim ise küçücük bir adım. Yarın işime dönsem bile mücadeleden vazgeçmeyeceğim. Yapılan her şey çok kıymetli” diyor. Çağrısı ise özel olarak akademisyenlere. “OHAL’e teslim olmamalıyız.”

Nuriye Hoca, “bir kez istersek yapabiliriz”i koydu tüm sohbetimiz boyunca önüme. Devletin erkek gücüne ve şiddetine yasladığı varlığını gün gün anlamsızlaştıran direnciyle Nuriye Gülmen Ankara’nın gri sokaklarında haklılığından aldığı güç ve direnç ile yollarda olmayı, geleceğimizi ellerinden çekip almayı öğretiyor herkese...

 

‘HAKLI VE MEŞRUYUM, KAZANACAĞIM’

9 Kasım’dan beri sürdürdüğü eylemde sadece 28 Kasım günü gözaltına alınmamış; “Bu benim için, bizim için bir kazanım oldu” diyor gözleri parlayarak. Peki, her gün gözaltına alınacağını bile bile nasıl sürdürüyor eylemini?

Gözaltı süreçlerinin her birinin bir irade savaşı olarak geçtiğini anlatıyor. Rutin gözaltıların hiçbir prosedürünü kabul etmiyor, “Ben suçlu değilim” diyerek açıklıyor bu tutumunu. Kaydı olmasına rağmen ondan her gün kimlik istiyorlar, eylem ve gözaltı süreci boyunca da kolluk güçlerinin fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalıyor. Kolunda ve bacaklarında çizikler, morluklar, ödemler oluşmuş. “Şu anda size bile söyleyemeyeceğim hakaret ve küfürlerle karşılaştım polisler tarafından. Beni en çok etkileyen gözaltı sürecimde yanımda olan 50 yaş üzerindeki kadın arkadaşıma polisin ‘Yaşına hürmet ediyorum, yoksa parmağını alır bir tarafına sokarım’ sözü oldu” diyor. Her gün dövizini alıp İnsanlık Anıtı önüne gidiyor, her gün gözaltına alınıyor. Sanmayın ki alıştı! Eyleme gitmeden önce tedirginlik yaşıyor elbette, çünkü vücut bütünlüğüne yapılan her hareketin işkence sayılması gerektiğini söylüyor. “Haklı ve meşruyum, yasaklara hapsolmayan bir noktadayım. Eninde sonunda bu alanı kazanacağım” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Aralık 2016 00:56
www.evrensel.net