BES Genel Başkanı Fikret Aslan'dan birleşik mücadele çağrısı

BES Genel Başkanı Fikret Aslan'dan birleşik mücadele çağrısı

KESK'e bağlı Büro Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Fikret Aslan: Saldırılara karşı, iş güvencesi için birleşik mücadele çağrısı yapıyoruz.

Birkan BULUT
Ankara

KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Başkanı Fikret Aslan, KESK’e bağlı sendikalar içinde kanun hükmünde kararname (KHK) ile memurluktan ihraç edilen ilk sendika genel başkanı oldu. OHAL ve sonrasında yaşanan süreci konuştuğumuz Aslan, OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lerle iş güvencesinin fiilen kaldırıldığını belirtti. Hükümetin çeşitli bahanelerle OHAL koşullarını sürekli kılmak istediğine dikkat çeken Aslan, ortak bir mücadelenin zorunlu olduğuna vurgu yaptı: “İşyerlerinden başlayarak emekçilerin mücadele birliğini sağlamak ve dayanışmayı yükseltmek görevi ileri kamu emekçilerinin ve sendikaların omuzlarındadır. Biz bu sorumlulukla hareket ederek birleşik mücadele çağrısı yapıyoruz.” 

KHK ile ihraç edilen ilk sendika genel başkanısınız. Sendikanızın birçok şube başkanı ve yöneticisi de ihraç edildi. Kanun hükmünde kararnamelerin sendikaların örgütlülüğünü bu denli hedef almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
15 Temmuz sonrasında çıkartılan KHK’lerle birlikte içerisinde şube başkanlarımızın, yönetim kurulu üyelerimizin, il temsilcilerimizin, eski MYK üyelerimiz ve işyeri temsilcilerimizin olduğu yüzlerce üyemiz ihraç edildi açığa alındı. Sendikamız yıllardır kamunun tavsiyesi başta olmak üzere, es-nek, kuralsız çalışma biçimlerine karşı mücadele içerisinde oldu. İş güvencemizin kaldırılmasına yönelik saldırılara karşı tutum aldık. ‘90’lı yıllardan itibaren grevli toplusözleşmeli sendika hakkı için mücadele ediyoruz. Sendikamız emek ve demokrasi mücadelesini ortak sürdürerek ülkemizin sorunlarına sahip çıkmıştır. Barış kazanılmasında ve demokratik normların gelişmesi için mücadele içerisinde yerimizi aldık. Bu tutumlar egemenleri rahatsız etti. Bu nedenle sendikamız genel başkan şahsında hedef alındı. Aynı kararlılıkla taleplerimizi elde edene kadar mücadelemiz sürecek. Bu saldırılar mücadele kararlılığımızı engelleyemez.

OHAL KALICILAŞTIRMAK İSTENİYOR

Hükümet on binlerce emekçiyi ihraç etti, açığa aldı. Yeni KHK’lerin de yolda olduğu konuşuluyor. İktidar bu yöntemlerle nereye varmak istiyor? 

OHAL ile birlikte Meclis devre dışı bırakıldı, Bakanlar Kurulunca çıkartılan KHK’ler ile AKP/Saray ittifakının siyasal ajandasına uygun düzenlemeler birer birer çıkartılmaktadır. Hükümet bu sürecin sunduğu imkanlarla kamuda kadrolaşmasını sağlamak ve kamu kurumlarını kendi ihtiyaçları temelinde yeniden dizayn etmektedir. Hükümet OHAL koşullarını sürekli kılmak istemekte, bu nedenle OHAL’i uzatmak için sürekli bahane üretecektir. Bu süreçte yüz binlerce kamu emekçisi ihraç edilmiş bir o kadarı açığa alınmıştır. Barış için imza atan akademisyenler üniversiteden atılmış, 100 üzerinde gazeteci/yazar tutuklanmış, HDP Eş Başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklanmış, halkın oylarıyla seçilen belediye başkanlarının yerine kayyım atanmıştır. Başta Hayatın Sesi, İMC TV olmak üzere birçok televizyon, radyo, gazete, derginin kapılarına kilit vurulmuştur. Ülkemiz tam bir muz cumhuriyetine dönüştürülmüştür. Diğer taraftan içeride ve dışarıda izlenen politikalarla tansiyon daha da yükseltilmektedir. Bu ağır siyasal ortam içerisinde OHAL yetkileriyle donatılmış Türk tipi başkanlık sisteminin hayata geçirilmesi için bütün olanaklar kullanılmaktadır.

‘UYGULAMALARIN HEPSİ SİYASİ’

On binlerce kamu emekçisi bir sabah uyandığında hakkındaki suçlamayı bile bilmeden onca yıllık mesleğinden ihraç ediliyor, açığa alınıyor. İş güvencesi OHAL ile kaldırıldı diyebilir miyiz? 

Bugün fiilen kamu emekçilerinin iş güvencesi ortadan kaldırılmıştır. KHK’lerle on binlerce kamu emekçisi işten atılmış ya da açığa alınmıştır. 1 Kasım seçimleri sonrasında Dönemin Başbakanı Davutoğlu kamu emekçilerinin iş güvencesini tekrar gündeme getirmişti, 15 Temmuz sonrasında yaratılan ortamla birlikte fiilen kalkan iş güvencesinin yasal düzenlemesi yapılmak istenmekte. İhraç edilen kamu emekçilerinin yerine sözleşmeli atama yapılmakta. Hiçbir savunma hakkı tanımadan, soruşturma yapılmadan ve yargı kararı olmadan kamu emekçileri ihraç edilmekte. Hukukun temel kuralları yok sayılmakta, keyfilik ve hukuksuzluk temel ölçü halini almıştır. Bu uygulamaların hepsi siyasidir, hukuksal dayanaktan yoksundur. Arkadaşlarımızın hepsi işlerine dönecek bundan zerre kadar şüphemiz yok. Adalet galip gelecektir.

Memur sendikaları ülke tarihinin en büyük ve kitlesel saldırısıyla karşı karşıya gibi görünüyor. Kamudaki bu kıyıma karşı ne yapılmalı?
Sizinde ifade ettiğiniz gibi kamu emekçileri ve sendikalar büyük bir saldırı altında. Sendikamız ihraç olan, açığa alınan bütün üyelerimizle maddi ve manevi dayanışma içerisindedir. İhraç edilen kamu emeçlilerinin tekrar işlerine dönmesi için başta hukuksal süreç olmak üzere her zeminde yoğun bir faaliyet içerisindeyiz. Bu gün tarihsel bir süreçten geçmekteyiz, bu nedenle her kurum aldığı tutumla tarihte yerini alacaktır. Kamuda örgütlü olan diğer sendikaların binlerce üyesi işten atılmasına rağmen hiçbir şey olmamış gibi sessiz sedasız süreci izlemekteler. Kamu işyerlerinde başta sendikal rekabet olmak üzere her türden rekabeti terk ederek birleşmek zorundayız. Bugün olması gereken tutum, fiilen kaldırılan iş güvencesine karşı kamuda örgütlü sendikaların ortak mücadele zemininde buluşmasıdır. Biz bu sorumlulukla hareket ederek birleşik mücadele çağrısı yapıyoruz.

BAKANLIK MÜCADELEMİZDEN RAHATSIZ OLDU

Maliye Bakanlığında oldukça fazla sendika üyeniz ihraç edilmiş ve açığa alınmış. Bakanlıkta sendikanızın özel olarak hedef alındığını düşünüyor musunuz?

Sendikamızın Maliye Bakanlığında geçmişten beri örgütlü bir sendikadır. Maliye emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, özlük haklarının geliştirilmesi için mücadele etmiştir. Halktan ve emekçiden yana vergi politikaları oluşturulması, emekçiler üzerindeki ağır vergi yükünün kaldırılmasını gündeme getirmiştir. Maliye Bakanlığının gelir/gider olarak ayrışması sürecinde önemli mücadele pratiği sergilemiştir. Ücret adaletin sağlanması ve eşit işe eşit ücret talebiyle uzun soluklu bir mücadele hattı ortaya koymuştur. Vergi adaletin sağlanması, dolaylı vergilerin düşürülmesi ve ikinci vergi dilimi uygulamasının kaldırılmasına dönük çalışmalarımız Maliye Bakanlığını rahatsız etmiştir.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK SALDIRISIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Konfederasyon ve sendikalar birçok eylem, görüşme, çalışma yaptı ancak hükümet tam anlamıyla geri adım atmıyor. Sendikalar nasıl bir yol izlemeli, izleyecek? Bu konudaki engel ve imkanlar nelerdir? 

Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısıyla karşı karşıyayız. Yeni Türkiye adı altında yeni bir rejimin inşası yapılmakta. Emekçiler büyük hak kayıpları yaşamakta, fatura halka kesilmekte. Performans uygulamaları üzerinden emekçiler arasındaki rekabet artmakta, sömürü yoğunlaşmakta. Kamuda ve özelde zamanla yapılan yasal düzenlemelerle yeni çalışma rejimi oluşumunda büyük oranda yol alınmıştır. Kamu emekçilerinin elinde kalan sınırlı da olsa iş güvencesidir. Bu hakkında kaldırıldığı koşullarda halkın eşit, nitelikli ve tarafsız kamu hizmeti alma koşulları kalmayacaktır. Bugün en büyük sorun emekçilerin tepkisini örgütleyecek mücadele odağının olmaması ya da zayıflığıdır. Konfederasyonların ve sendikaların bu ağır saldırılara karşı birlikte tutum geliştirememeleri sorunun temel nedenidir. Bu nedenle işyerlerinden başlayarak emekçilerin mücadele birliğini sağlamak ve dayanışmayı yükseltmek görevi ileri kamu emekçilerinin ve sendikaların omuzlarındadır. Emek ve demokrasi cephesini oluşturmak için daha yoğun çaba içerisinde olmalıyız.

 

www.evrensel.net