30 Kasım 2016 17:52

Ayşe öğretmene destek veren 38 kişi hakim karşısına çıktı

Televizyon programında 'Çocuklar ölmesin' diyen Ayşe Öğretmen'e destek veren 38 kişi hakim karşısına çıktı.

Paylaş

Cansu Pişkin
İstanbul

“Çocuklar ölmesin” dediği için yargılanan Ayşe Öğretmen (Çelik) ve onu destekleyen 38 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Ayşe Öğretmen 8 Ocak 2016 tarihinde Kanal D’de yayımlanan Beyaz Şov’a telefonla bağlanarak, “İnsanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın. Burada yaşananlar ekranlarda farklı yansıtılıyor. Sessiz kalmayın” demişti. Programın ardından Ayşe Öğretmen hakkında terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açılmıştı. “Hakkında soruşturma açılan öğretmen Ayşe Çelik’in söyledikleri suçsa, biz de bu suça ortak oluyoruz’’ diyerek destek olan 38 kişi de “terör propagandası’’ yaptıkları iddiasıyla aynı dava kapsamında yargılanıyor. Ayşe Öğretmen ve onu destekleyen 38 kişi hakkında “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor. 38 kişiden 25’i hakkında ise yaptıkları basın açıklaması nedeniyle  “Suçu ve suçluyu övme” iddiasıyla ek olarak 2 yıl isteniyor.

'DÜN BARIŞ İSTEYENLER BUGÜN YARGI ÖNÜNE ÇIKARIYOR'

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 38 sanığın neredeyse tümü katılırken Ayşe Çelik katılmadı. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada mahkeme heyeti, sanıkların avukat sayısının hukuka uygun olmadığını ifade ederek her sanık için 3 avukatın duruşmada bulunmasında ısrar etti. Sanık sıfatıyla yargılanan avukat Bahri Belen ise, iddianamenin hazırlanma sürecinin ilgili yasal düzenlemeyi kapsamadığını ve bu dosya için geçerli olmayacağını belirtti. Yaşanan tartışmalar üzerine mahkeme heyeti duruşmaya kısa bir ara verdi. Aranın ardından her sanık için 3 avukatın savunma yapmasına karar verildi.
Aranın ardından sanıkların beyanları soruldu. Oyuncu Orhan Alkaya, Ayşe Çelik’in katıldığı programı defalarca izlediğini belirterek "Bebekler, çocuklar, anneler ölmesin diyordu. Samimi duyguları vardı. O konuşmadan 8 gün önce Diyarbakır’daydım. İki gencin cenazesi Sur’daydı. Aileler gelip bizimle görüştü ve gidip Diyarbakır Valisi ile görüştük. Cenazeleri alabileceğimiz için sevindik” dedi. Alkaya, “Dün bizden barış için çalışmamızı isteyenler bugün barış istediğimiz için  bizi yargı önüne çıkarıyorlar” ifadesinde bulundu.

DURUŞMADA HİTAP TARTIŞMASI

Alkaya'dan sonra söz alan Temel Demirer ise savunmasına başladığı sırada mahkeme başkanı “Senin adın ne?” diye sordu. Avukatlar, “Sen” diye hitap edemezsiniz, “Biz de size sen diye hitap edelim” dedi. Başkan ise “Ben yargılanmıyorum” diye cevap verdi. Mahkeme başkanı bunun üzerine “Avukatlar her defasında bunu yapıyor” dedi. Ardından söz alan Demirer, heyet başkanının üslubuna vurgu yaparak “Siz bana nasıl hitap ediyorsanız ben de size aynı şekilde hitap ediyorum” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı Demirer’in salondan çıkarılması için polis çağırdı. Avukatların tepki göstermesi üzerine polisler tekrardan salondan çıkarıldı. Söze tekrardan başlayan Demirer, AİHM içtihatlarına vurgu yaparak “15 dakika boyunca sözüm kesilmesin” dedi.

Demirer, “Çocuklar ölmesin demek yerine çocuklar ölsün mü demeliydik” dedi. Demirer, terör tanımının net bir tanımının olmadığını ifade ederek, buradaki yargılama “çocuklar ölsün mü ölmesin mi?” üzerinden yapılmalı dedi.

İlk duruşmaya katılmayan Ayşegül Akış da yaptığı savunmada "Ayşe Çelik hakkında soruşturma ve dava açanlar, söylediği şeyler için bir araştırma gereksinimi duydu mu" diye sordu. Akış, Çelik’in savaş çığırtkanlığı yapması durumunda sanık olarak yargılanmayacağını dile getirdi.

Akademisyen Neşe Yaşın ise, “Ben Kıbrıslıyım. Çocukluğum Kıbrıs’ya savaş içinde geçti. Gittim Diyarbakır’da yaşananları da kendim gördüm. Barış sever bir insanım. Ayşe öğretmenin sözlerinde de şiddet içeren tek kelime yoktu. Beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.

Sanık savunmalarının ardından söz alan avukatlar ara celse ile ifadesi alınan tanık Beyazıt Öztürk’ün bir kez daha salonda dinlenilmesini talep etti.


BEYAZIT ÖZTÜRK'ÜN SAVUNMASI ARA CELSEDE ALINMIŞ

Önceki duruşmada tanık olarak dinlenilmesine karar verilen Beyazıt Öztürk’ün tanıklık beyanının ara celsede alındığı ortaya çıktı. Öztürk’ün tanıklık beyanlarının satır başları şu şekilde:
“Normalde telefon görüşmesi sırasında vücudumun bir kısmı görülmediğinden bağlantısının kesilmesi ile ilgili yönetmene elle bağlantıyı kesin şeklinde işaret yaparım. Olayın yaşandığı gün ne olduğunu tam anlayamadığım ve hızlı bir gelişme olduğu için böyle bir işaret yapmadım. Yönetmen olan sanığın Ayşe olan kişinin yanlış şeyler söylediğini ben fark etmeden de fark etmesi halinde Ayşe isimli kişiyi telefondan alacak şekilde bir tasarruf yetkisi yoktur. Buna ancak ben karar veririm. Ben de fark etmediğim için Ayşe isimli kişiyi telefondan alamadık.”
Programın yayın yönetmeni Kadir Turnalı’nın da ara celsede sanık olarak savunması alındı.
Beyazıt Öztürk'ün yeniden dinlenmesi talebinin reddine karar veren mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 1 Mart 2017'e ertelendi.

‘BARIŞI SAVUNANLAR BERAAT ETSİN’

38 insan hak savunucusu yaptıkları ortak savunmayla, insanlığın temel hak ve vicdani değerlerini savunmanın “Terör örgütü propagandası” olarak kabul edilmesinin demokrasiyle bağdaşmadığını belirtti. Barış istedikleri için Ayşe Öğretmene destek verdiklerini vurgulayan 38 kişinin mahkemeye sundukları ortak savunmaları şu şekilde: “Ayşe öğretmenin televizyon programında söyledikleri, aydınlar olarak, kadınlar olarak birçoğumuzun doğrudan tanıklık ettiğimiz gerçeklerden, yaptığımız açıklamalardan farklı değil. Hangi tehdit ve saldırı altında olursa olsun, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir devletin insan yaşamını ve barışı savunanlara ‘terörist’ ve ‘terör propagandacısı’ yaftası yapıştırması ve yargılaması kabul edilemez. İnsan hayatını ve barışı savunanları mahkûm etmeye kalkmak, sadece demokrasiyi, insan haklarını hiçe saymak değil hayatın kendisini mahkûm etmek anlamına gelir. Bu vesileyle hem yurt içinde hem de uluslararası alanda her türlü savaş ve çatışmanın barış ve müzakereyle sonuçlanması gerektiğine ilişkin talebimizi yineliyor ve barışı savunanların hemen beraat ettirilmesini istiyoruz.”

Ayşe Öğretmene destek olmak amacıyla savcılığa başvurarak suça ortak olduklarını bildirenler arasında Ahmet Dindar, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Ayşegül İyidoğan, Bahri Belen, Dilek Gökçin, Ercan İpekçi, Ergin Cinmen, Ferhat Tunç, Gençay Gürsoy, Gülseren Onanç, Gülşen Denizhan, Gürhan Ertür, Gürkan Develi, Halim Bulutoğlu, İbrahim Akın, İbrahim Sinemillioğlu, Mehmet Tursun, Mevlüt Ülgen, Murat Çelikkan, Nazmiye Özen, Nergiz Ovacık, Neşe Yaşın, Nil Özsoy Dindar, Orhan Alkaya, Orhan Silier, Oya Baydar, Perihan Pulat, Pınar Önen, Süleyman Eryılmaz, Şanar Yurdatapan, Türkcan Baykal, Üner Eyüboğlu gibi isimler bulunuyor.
 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Abant’ta kış güzelliği

SONRAKİ HABER

Eski ÖSO lideri, Gelecek Partisinin kurucular kurulunda yer aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa