140 yıllık lezzet: Vefa Bozası

140 yıllık lezzet: Vefa Bozası

140 yıllık bir lezzetin öyküsü, Vefa Bozacısı.

Vedat AYDEMİR
İSTANBUL

Eşiğinde basılmaktan erimiş, yıpranmış ve ayakların bıraktığı izlerde tarihi dokusunun hissedildiği mermerde oluşan oyuğa basılarak girilir Vefa Bozacısı'na. O oyuk ki Vefa'ya boza içmek için giren insanların sayısını tek başına tutmaya devam ediyor.
Mekana yalnızca boza kokusu sinmemiş; bulunduğu sokaktan başlayan tarihi doku, Vefa'nın girişine oradan da iç mekanın her yerine sinmiş. Günün her saati müşteri yoğunluğu yaşanan mekanda, boza geleneksel lezzetini korumaya devam ediyor. Boza, mermer kazanlarda bekletilip cam bardaklara dolduruluyor ve tezgahın üzerine diziliyor. Açık büfe görünümünü andıran sunumda adisyon hesabı tutulmuyor. Herkes içtiği bardak sayısını söyleyip hesabı ödüyor. Böylece günün kalabalık saatleri, kimse sıra beklemeden, lezzete kolayca ulaşıyor ve gelenler memnun ayrılıyor. Plastiğin bozanın lezzetine zarar verdiği söylense de uzak mesafelere götürmek isteyen müşteriler için zorunlu tercih oluyor. Kırılma riski göz ardı edilip cam şişe de tercih edilebiliyor. Bir bardak bozanın fiyatı ise 3 lira.

Mekan özellikle kış akşamlarında oldukça kalabalık. İlk defa gelenleri bu durum korkutsa da geçmiş birikimlerin getirdiği düzen, insanda istemsiz bir şekilde sakinlik yaratıyor ve kalabalığın sessizliği alışık olmayanlara garip geliyor. 
Vefa çalışanları, bozanın kış mevsiminde yoğun rağbet gördüğünü diğer mevsimlerdeyse dükkanı açık tutmak için; üzüm şırası, Osmanlı şerbeti, demir hindi ve limonata gibi içecekleri satışa sunduklarını belirtiyor.

‘KATKI MADDESİ YOK’

Kış mevsiminin içeceği olan boza, içerisinde katkı maddesi bulundurmayan az sayıda içecekten birisi. A, E ve B vitaminin yanı sıra içerisinde sıfır yağ barındıran bu içecek, hem obeziteyi engelliyor hem de ham maddesini oluşturan tahıllardan dolayı besleyici özelliklere sahip. Bunların yanı sıra ayrıca metabolizmayı da dinç tutuyor. Hamile kadınlara da süt yapıcı özelliğinden dolayı önerilen bu içeceğin faydaları arasında kolesterolü düşürmek de var. 

HACI SALİH BEY’İN ÖYKÜSÜ

Hacı Salih Bey, günümüzde Arnavutluk'un Prizren şehrinde doğar daha sonra İstanbul'a gelir. O yıllarda bozanın sulu kıvamlı, esmer renkli ve mayhoş bir biçimde yapıldığını görür. Salih Bey, farklı bir yöntem dener ve bugünkü haliyle yani koyu kıvamlı, açık sarı renkli, ekşiliği azaltılmış lezzeti halka sunar. Şehirde, Evliya Çelebi'nin seyahatnamesine göre 200 kadar bozacı esnaf vardır. Kısa sürede beğenilen bu tat, diğer rakiplerinden sıyrılarak 1876 yılından itibaren İstanbul'un simgelerinden biri haline geldi.
İşletmeyi ailenin dördüncü nesil temsilcisi Mehmet Sadık Vefa sürdürmeye devam ediyor. 

www.evrensel.net