Boratav: Ekonomik kriz Erdoğan'ı teğet geçebilir

Boratav: Ekonomik kriz Erdoğan'ı teğet geçebilir

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizi değerlendirdi.

Prof. Dr. Korkut Boratav, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizi değerlendirdi.

Cumhuriyetten Kemal Göktaş’ın sorularını yanıtlayan Boratav, Türkiye’nin ‘bağımlı’ olduğu yabancı sermayedeki kaçışın 2017’de de sürmesi halinde ekonomik küçülmenin sert bir krize dönüşebileceği uyarısında bulundu ve ekonomik KHK uygulamaları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinin sermaye kaçışını hızlandırdığını söyledi.

‘TÜRKİYE, SERMAYE GİRİŞLERİNE BAĞIMLI BİR EKONOMİDİR’

-Türkiye gibi ülkelere, bugünkü yaygın iktisat söyleminde “yükselen piyasa ekonomileri” deniliyor. Ben,“çevre ekonomileri” terimini yeğliyorum. Hangi yıla bakarsak bakalım, her yıl Türkiye’ye giren yabancı sermaye, Türkiyeli şirketlerin, bankaların ve bireylerin (rantiye diyelim) yurt dışına taşıdıkları sermayenin birkaç misli üstündedir. Kriz yılları haricinde, çünkü krizde tersine döner bu hareketler. Türkiye, son yıllarda her yıl 10 milyar doların üstünde, mesela 2015’de 14 milyar dolar civarında kar ve faiz transfer etmiştir ülke dışına. Aynı yıl, Türkiyeli aktörlerin ülke dışından aktardıkları faiz, kâr ise 4.5 milyar dolardır. Çünkü giren sermaye çıkan sermayeden fazla. Dolayısıyla Türkiye, sermaye girişlerine bir hayli bağımlı bir ekonomidir.

‘MOODY’S TÜRKİYE’NİN NOTUNU ÇÖP DÜZEYİNE İNDİRDİ’

-Öyle anlaşıldı ki siyasi iktidar, hükümet ve Cumhurbaşkanı, bir darbe girişiminin sınırlarını aşan bir söylem uygulama geliştiriyor. Eylül’ün 23’ünde, Moody’s, Türkiye’nin kredi puanını çöp düzeyine indirdi. Moody’s ‘in muhatabı kısa vadeli fon yöneten sıcak para yatırımcılarıdır. Moody’s  ile birlikte yanında 3 derecelendirme kuruluşundan ikisi Türkiye’nin puanını yatırım yapılamaz konumuna getirirse, büyük kurumsal yatırımcıların o ülkeye yatırım yapmamaları gerekir. Bu temel bir ilkedir. Büyük yatırımcılar, fon yöneten dev yatırım şirketleri, uluslararası kurumlar, mesela Dünya Bankası gibi kuruluşlar, Harvard gibi büyük üniversiteler…

‘SİYASET KAYMASI BAŞKA ÇÖKÜNTÜLER GETİRİR’

-…Buradan şu soruya geliyoruz: Türkiye nereye gitmek istiyor? Büyük bir siyaset kayması başka çöküntüler getirir. Mülkiyet hakları sorununu yeniden gündeme getirir. Bu söylemler de da açıkçası Türkiye’nin şu anda finans kapital açısından fazla güvenilir bir ortam sağlamadığının sinyallerini veriyor. Sermaye hareketleri açısından ne oldu? Temmuz’daki çıkış, Ağustos’ta telafi edildi fakat Eylül’de yabancı sermaye 2.7 milyar dolarlık net çıkış gösterdi. Dikkat edin; girişte yavaşlama değil, net çıkış… 12 ay öncesine bakın. Yarım milyar dolar sermaye girişi var. Fazla değil ama pozitif giriş. Net sermaye çıkışları sürerse ne olur? Türkiye’nin başına 2008 ve 2009’da ne geldi, hatırlatalım.

‘TEĞET GEÇTİ SÖYLEMİ DOĞRUYMUŞ GİBİ ALGILANDI’

-Başbakan Erdoğan ‘teğet geçti’ dedi. Teğet geçti söylemi de ekonomi medyasının zafiyetinden ötürü doğruymuş gibi algılandı. Şimdi size gerçek sayıları söyleyeceğim. Kriz Türkiye’yi Ekim 2008’de vurur. Yani net sermaye çıkışı 2008’in son 3 ayında başlar ve 2009’un da ilk 9 ayında devam eder. 12 aylık bu dönemde Türkiye’den 10.9 milyar dolar yabancı sermaye net çıkış göstermiştir. Peki önceki 12 ayda ise 75.7 milyar dolar net giriş vardır. Türkiye’deki gibi bir ekonominin krizlerden nasıl etkilendiğinin tipik örneği burada. 75.7 milyar dolarlık giriş, 10.8 milyar dolarlık çıkışa dönüşüyor. Toplayın ikisini, aşağı yukarı 87 milyar dolar civarında bir şok getiriyor ekonomiye. Sermaye hareketlerinde tersine dönüşün ima ettiği şokun büyüklüğü, 2008 milli gelirinin yüzde 10.4’ü oranındadır. Çok sert bir şok. Sonuç, 2008’in son 3 ayı ile 2009’un ilk 9 ayının milli gelir rakamlarına bakın, 12 ay öncesinin rakamları ile mukayese edin, 7.9 oranında küçülmedir. İşte Tayyip Erdoğan’ın ‘teğet geçti’ vurgulamasının yanlışlığını iki yılın uygun aylarına baktığınız zaman, şokun büyüklüğü ile birlikte görüyorsunuz…

‘CUMHURBAŞKANI’NIN SÖYLEMLERİ KIŞKIRTIYOR’

Yabancı sermaye için mühim olan, “benim yatırım yaptığım şirket niçin birden bire kayyum altına verildi ve TMSF’ye devredildi” sorusudur. Bütün amacı kısa vadede yüksek getiri sağlamak isteyen, sıcak para kaynakları için bu bir şoktur. Onlar için hapisteki gazeteciler, işte cezaevine konulan seçilmişler ve işlerinden uzaklaştırılan devlet memurları tali bir meseledir. Mülkiyet haklarına uzanan bir tehdit ise affedilmez. Hükümetin ekonomik KHK uygulamaları, Cumhurbaşkanı’nın söylemi hiç yardım etmiyor bu olumsuz algılamalara; hatta bunları kışkırtıyor. AB eleştirilerinin, söyleminin sertleşmesi de adeta çifte kavrulmuş etki yapacak Türkiye aleyhindeki ortama. ‘Nereye gidiyor bu ülke?’ diye sorulacak.

‘TMSF’NİN KONTROL ETTİĞİ SERMAYE BÜYÜK HOLDİNGLERLE MUKAYESE EDİLİR’

Galiba TMSF’nin kontrol ettiği sermaye bloku Türkiye’nin en büyük holdingleriyle mukayese edilir seviyeye gelmiş. İşte bu ciddi bir problemdir. Ortada kendisini sınırsız iktidara taşıma gündemine tutkun bir Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı bu hedefe giderken şu andaki muhatabı, kitle tabanıdır, kamuoyudur, seçmenleridir; uluslararası sermaye değil… Yanı başında, dünyada olup biteni daha yakından izleyen Mehmet Şimşek gibi kişiler, bu söylemi frenleyebildikleri ölçüde finans kapital teskin olabilir. Rejim mühim değildir; mülkiyet haklarına ve küreselleşmeye angajmandır  sermaye için önem taşıyan…

‘REZERV ARTIŞI KAYIT DIŞI PARA İLE OLMUŞTUR’

2016’nın ilk 9 ayına bakın. Düşmüştür ama çok ilginç, Türkiye’deki rezerv artışı kayıt dışı para ile olmuştur. Ben bunu defalarca dile getirmiş iktisatçılardan biriyim. Merkez Bankası dünyadaki kayıt dışı para hareketlerini inceleyerek dolaylı bir cevap vermiş oldu. ‘Bu kayıt dışı para hareketlerinin toplamı zaten yüksektir’ dedi. Biz vurguluyoruz ki, ‘sistematik olarak artı olması söz konusu Türkiye’de.’ Mühim olan sistematik artı, kayıt dışı para girişi olmasıdır. Bu akla ne getiriyor? Bu paranın Körfez kökenli olduğunu varsaymak durumundayız. Bu konu benden çok sizi ilgilendirir. İnceleyin bulun, dedektiflik yapın. Wikileaks gibi arşivlere girin, arka kapıdan ön kapıdan, Türkiye’den Suriye’ye giren çıkan silah, mühimmat, şahısların finansmanı kimin tarafından  üstleniliyor? Kimler ne kadar pay, komisyon alıyor? Hükümet çevrelerinin Körfez ülkelerine yaptığı ziyaretlerin bir dökümünü yapın. kurulan özel ilişkilerin yarattığı nemalar, akımlar, nasıl kayda geçmemiş tir? Başka türlü bir açıklama görülmüyor.

‘BUGÜNKÜ ORTAM 12 EYLÜL’DEN DAHA AĞIR’

Bir kere, bugünkü ortam 12 Eylül’den daha ağır. Örnek olarak, üniversite… Ben, 12 Eylül’de 1402 sayılı kanun uyarınca, sıkıyönetim komutanının talimatı ve rektörlükten gelen bir yazıyla 23 .5 yıllık hizmet sonunda üniversiteden uzaklaştırıldım. Bir daha kamu hizmetinde çalıştırılmamak şartıyla. Ancak özlük haklarım korunarak. 1.5 yıl dışardan SSK’ya prim yatırıp Emekli Sandığı’ndan emekli de olabildim. Şu anda üniversitelerden ve devlet memuriyetinden uzaklaştırılan kişilerin, 12 Eylül’de bize  tanınan hukuki güvenceleri olduğunu zannetmiyorum. Meslektaşlarımızdan emeklilik dilekçesi verenlerin kabul edilmediği örnekleri de duydum. Sıkıyönetim döneminde idari yargıya başvurmak mümkündü. İdari yargı durumu yorumladı; yorumları değiştirdi; sıkıyönetim kalktıktan sonra, geri döndük. Şimdi bu tür güvenceler yok. Sayılar da çok arttı. 12 Eylül’de görevden uzaklaştırılan kamu personelinin sayıları bellidir. Kanun hükmünde kararnameler sıkıyönetim rejiminin ötesindedir. Keyfi gözaltıları da bir yana bırakıyorum.

‘KRİZLER İKTİDARLARI OTOMATİK OLARAK DEĞİŞTİRMEZ’

“Kriz gelir Erdoğan gider” beklentisi yanlıştır. Krizler iktidarları otomatik olarak değiştirmez; hatta halk sınıflarının örgütsüz, zayıf olduğu, işsizliğin, sefaletin yaygınlaştığı ortamlarda baskıcı rejimleri güçlendirebilir. “İnsan insanın kurdu” olabilir. Komşular rakip görülür; ihbarcılık yaygınlaşır. Emperyalizme umut bağlamak şaşkınlıktır. Mülkiyet haklarının güvence altında olması yeter; uluslararası sermayenin bir demokrasi önceliği yoktur. Önemli olan her aşamada artan baskılara karşı mücadele etmektir.

Röportajın tamamını okuma için tıklayınız.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Kasım 2016 15:09
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.