Çözülmek istenmeyen cinayet: Tahir Elçi!

Çözülmek istenmeyen cinayet: Tahir Elçi!

Bizim memlekette maalesef 'faili meçhul cinayet' denildi mi, devletin failini yargılamak istemediği cinayet anlaşılır.

Kamil Tekin SÜREK

Bizim memlekette maalesef “faili meçhul cinayet” denildi mi, devletin failini yargılamak istemediği cinayet anlaşılır. Böyle cinayetler ya siyasetteki önemli değişiklikler neticesinde, ya da kitlelerin ısrarlı takip ve çabası ile davalarda biraz yol alınabilir.. Birincisine örnek Hrant Dink cinayeti, ikincisine örnek ise Metin Göktepe cinayetidir.

Hrant Dink cinayetinde olayı Ogün Samast’ın fevri bir cinayeti olarak örtbas etmeye çalıştılar. Hrant’ın arkadaşları, ailesi, avukatları cinayetin arkasında bir örgüt olduğu ve devletin parmağı bulunduğunu ısrarla iddia etmelerine rağmen devlet ve yargı milliyetçi üç beş gencin milliyetçi duygularla işlediği bir cinayet senaryosunda direndi. Daha sonra bazı siyasi değişiklikler gündeme gelince cinayetin arkasında Ergenekon örgütü olduğu söylendi, siyasette yeni bir durum ortaya çıkınca ise bu kez cinayetin arkasında Fetullahçılar olduğu gündeme geldi. Bu gelişmelerle birlikte yeni deliller ortaya çıktı.

Tahir Elçi cinayeti de bir “faili meçhul” cinayet. Yani, devletin ve yargının çözmek istemediği, fail veya failleri yargılamak istemediği bir cinayet. Cinayetin üzerinden bir sene geçti hâlâ ortada bir dava yok.

‘EZEREK ÇÖZME’ POLİTİKASINA ELÇİ GEREKİYORDU

Oysa, olay çok basit. Cinayetin nasıl işlendiği olay anında çekilmiş filmlerde görülüyor. Tahir Elçi ve bir grup Diyarbakırlı duyarlı insan Dört Ayaklı Minare’nin önünde basın açıklaması yapıyor. Kamuoyuna ve devlete diyorlar ki; çatışmaları bahane ederek bazı güvenlik görevlileri Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarına ateş etmiş ve zarar vermiştir. Bu minare ve diğer zarar gören pek çok tarihi eser Kürt, Ermeni, Süryani, Arap ve Türk kültürlerinin, Anadolu Kültürünün, İnsanlık Kültürünün  gelecek kuşaklara bıraktığı mirastır. Diyorlar ki; bu mirası koruyalım. Tam basın açıklaması sona ererken,  koşarak iki kişi giriyor ve bunlar polislerin ve basın açıklaması yapan kitlenin önünden hızla geçerken, ellerinde silah olduğundan polis arkalarından ateş ediyor. Ateş eden üç polis kameralara yansıyor. Tahir Elçi’yi öldüren kurşun bu üç polisten birinin silahından çıkıyor. Polis belki Elçi’yi kaza kurşunu ile vuruyor, belki de bu karmaşa da kim vurduya getirip bilinçli olarak öldürüyor. Kamuoyunda ikinci ihtimal daha çok konuşuluyor. Çünkü, Tahir Elçi de ölümünden kısa süre önce devletin öfkesine maruz kalmıştı. O da Hrant Dink gibi birilerini kızdırmıştı. O nedenle, apar topar Diyarbakır’dan alıp İstanbul’a yargılamaya getirdiler, tepkiler karşısında tutuklayamadılar ama yedi buçuk sene hapis cezası talebi ile yargılıyorlardı. CNN’de büyük kitlelerin izlediği bir programda “PKK terör örgütü değil demişti.” Gerçi bu sözü daha önce TV ve gazeteler de çok sayıda insan söylemişti ama Elçi söylediğinde AKP Hükümeti artık masayı devirmiş, “ezerek çözme” politikasına yönelmişti. “Ezerek çözme” politikasına Elçi gibi kurbanlar gerekiyordu. Kitlelerin milliyetçi politikalarına ikna etmek gerekiyordu.

BULMAK İSTEMEYİNCE BULAMAZSIN!

Olayın çözülmesi çok kolaydı. Tahir’i öldüren mermi ile polislerin silahlarından çıkan mermilerin karşılaştırılması yeterliydi. Önce delil kararttılar. Delilleri yok ettiler. Günlerce olay yerine Tahir’in arkadaşlarını, avukatları sokmadılar. Savcı da can güvenliği yok diye gelmedi. Ama, çoluk çocuk olay yerinde dolaşıyor, olay yerindeki mermilerin üzerine basıyor, deliler yok ediliyordu. Günler sonra olay yerine gittiler ve Tahir’i öldüren mermiyi “bulamadılar.” Bulmak istemeyince bulamazsın. Olayı çözmek istemeyince çözemezsin.

Ama, gün gelir o mermi bulunur. O mermiyi yok edenler bulunur. O mermiyi yok edenler bir film karesinde görülür. Namluyu Tahir’e çeviren bir film karesinde ortaya çıkar. Siyasi durum değişir. Cinayeti kimin örtbas etmek istediği ortaya çıkar. Binler, on binler Göktepe Cinayeti’ndeki gibi adalet talebi ile sokaklara çıkar. Diyarbakır Barosu, barolar, Tahir’in avukat arkadaşları davanın peşini bırakmaz. Tahir’in eşi, kızları her gün babasının katillerini sorar hepimize.

Tahir de Hrant gibi bir barışseverdi, hümanistti. Benzer amaçlar için mücadele ettiler. Böyle insanların katledilmesi vicdanları daha çok yaralar. İnsanlar böyle yüreklerde insanlığın geleceğini görür. İyiliği, güzelliği görür. Onun için cenaze törenlerine yüz binler katılır.

Tahir Elçi’yi unutmayacağız. Katilleri tanıyoruz. Katillerinin peşini bırakmayacağız. 

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Kasım 2016 09:23
www.evrensel.net