22 Kasım 2016 03:10

İlaç diye satılan bitkiler nasıl zehre dönüşüyor!

Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca, Türkiye’de büyük bir sektöre dönüşen şifalı bitki çılgınlığını ve olası riskleri anlattı.

Paylaş

Yusuf YAVUZ
Isparta

Türkiye’de son yıllarda bir ‘yararlı bitki’ çılgınlığı yaşanıyor. Neredeyse bütün televizyon kanalları aktara dönmüş durumda, sabah akşam şu bitki şuna bu bitki buna iyi gelir şeklinde mucizevi ambalajlar ekranlardan izleyiciye sunuluyor. Metropollerden en uzak dağ köylerine kadar hemen herkesin umudu ekranların yeni ‘popstarları’ olan bitki tüccarlarında. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı denetlemekle yükümlü olduğu pazarı izlemekte zorlanırken, devletin en tepesinde oturan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise sağlığını bir kimyacı olan ve bitki reçeteleriyle ünlenen danışmanına teslim etmiş durumda. Bu manzaraya bakıldığında ipin ucunun bir hayli kaçtığı görünüyor. 
Artık bugünün insanına göre ‘yararı olduğuna inanılmayan’ her bitkinin kolayca yok edildiği, insana ‘sonu ne zaman gelecek’ dedirten bitki tüccarlarının her gün ekranları işgal ettiği bu süreçte doğal tıp uzmanı Şaduman Karaca ile konuştuk. 

ŞİFA MI ZEHİR Mİ?

Doğal tıp, sağlıklı beslenme ve Anadolu’nun zengin biyolojik çeşitliliğini ele aldığımız söyleşide çarpıcı ayrıntılar aktaran Karaca’ya göre ‘şifa’ diye satılan pek çok bitki bilgisizlik ve denetimsizlik yüzünden tüketiciye ulaşana kadar zehre dönüşüyor. Türkiye’de bitkilerle tedavi yapılabilmesi için gerekli altyapının bulunmadığına dikkat çeken Karaca, amacının bu konuda her gün bir yenisi eklenen yanlışları düzeltebilmek olduğunu söylüyor.

‘BAKANLIĞA MİLLETİ ZEHİRLEMEYELİM DİYE YAZDIM, YANIT GELMEDİ’

Bitkilerin salt bir ticari ürün olarak yetiştirilmesinin teşvik edildiğini belirten doğal tıp uzmanı Şaduman Karaca şunları söyledi: “Bu konuda sorun üzerine sorun ekleniyor. Bitkileri salt ekonomik yararına yönelik yetiştiren bir zihniyet oluşuyor. Bitkiler bir metaya dönüşüyor. Bazı köyleri geziyorum. Bu bitkiler çok kötü koşullarda kurutuluyor; yerlerde, ahırlarda. Ya da toptancılar da çok kötü koşullarda bekletiliyor. Bu bitkilerin hepsi çok özel alanlarda korunmalı, saklanmalı. Resmen güneşte kurutuyorlar. Bitki bu yolla zehre dönüşüyor, kanserojen oluyor. Oysa bir bitki toprakla ilişkisi kesildikten sonra güneşle hiçbir şekilde temas etmemeli. Gölgede kurutulmalı ve saklanmalı. Bu konuda bir kural yok. Tarım Bakanlığı’na o kadar mail yazdım, ‘bu konuda beni çağırın gönüllü danışmanlık vereyim, millete daha fazla zarar vermeyelim’ dedim ama yanıt gelmedi.” 

‘TÜRKİYE’DE İNSANLAR HASTALIKTAN KIRILIYOR’

Taşradan metropollere yüzlerce televizyon kanalının ekranlarından insanların sağlıkla ilgili kaygıları akıl almaz biçimde sömürülüyor. Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca bu konuda ne yapmalıya şu cevabı veriyor: 
-Birincisi, çok çok önemli: Sağlık konusu ve hastalığın tedavisi milyonlarca insana bir patent tek çözüm olarak sunulmaz. Böyle bir şey olamaz. Hiçbir insan ikinci bir insana benzemiyor. Ağrısı aynı olsa bile, birinin yediği yemektendir, diğerinin ki üzüntüdendir. Bu yüzden aynı ilacı uygulayamayız. İkincisi, halkın bu konuda ne kadar bilgisiz olduğunun göstergesi, bu kadar kanalda bu kadar şeye izin verilmesi. Üstelik bunların reyting alması. Çünkü insanımız dinliyor ve inanıyor, sorgulamıyor. Ayrıca halkın ne kadar sağlık konusunda muzdarip olduğunu gösteriyor bu durum. Yani Türkiye’deki insanlar resmen hastalıktan kırılıyor. Ki bu alanda hemen hemen hiç eğitimi olmayan insanların vaatlerine inanabiliyorlar. 

BİTKİLERİ NASIL KULLANACAĞIZ?

Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca bitkilerden şifa, gıda ya da başka biçimlerde yararlanmak için şunları önerdi: 
“İnsanlar önce bir kursa gitsinler ve bitkileri nasıl kullanacaklarını öğrensinler. Verilen her bilginin arkasında ticari bir menfaat varsa bu sorgulansın bence.  ‘Hastalanınca ne yaparız’ değil de, ‘hastalanmamak için ne yaparız’ konusunu iyice aklına koymalı insanlar. ‘Nasıl besleneceğim, ne kadar çalışacağım, ne kadar mutlu olacağım, hayatımdan ne kadar memnun olacağım ki sağlığım bozulmasın’. Bozulursa da bir uzmana gidip ufak bilgilerle bitkilerden nasıl yararlanacaklarını öğrenmeliler. Sonra bu bilgileri genişletebilirler. Benim sosyal medya hesabıma ya da web sayfama girip bakabilirler. Sayfam arşiv gibi oldu. Buradaki bilgiler bedava. Zaten amacım da bu benim, bu konudaki doğruları paylaşmak. Keşke daha çok zaman bulsak, daha çok paylaşabilsek.

HER BİTKİ ŞİFALI MI?

Ormanve Su İşleri Bakanlığı son yıllarda tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimini özendirmeye çalışıyor. Onlarca ton  tıbbi ve aromatik bitki elde edildi haberleri geliyor. Ama sonuçlar bu konuda da Türkiye’nin doğru yolda olmadığını gösteriyor. Konuyla ilgili Şaduman Karaca şu bilgileri verdi: “Kekik konusunda bu tonların oluşması üretimden kaynaklı. Hacmi oluşturan asıl ürünler kültürden elde edilenler. Bu da benim çok eleştirdiğim bir konu. Türkiye’de tıbbi bitkilerin monokültür, tek tip üretimi yapılıyor. Oysa bir bitkinin şifalı olması, onun doğadaki diğer türlerle sosyalleşmesine, toprak altında ve üstündeki türlerle birlikte ilişkisine bağlı. Bu ilişki olduğu için şifalı o bitki. Ama bitkinin kültüre alınmasıyla birlikte bu ilişki kayboluyor. Benim de katıldığım bir çalıştayda, 10 ton kekik üretimi yapıldığı söylendi ancak bunun 4 tonunun ihraç edildiği ülkeden geri çevrildiği söylenmedi. Çünkü içinde yeterince etken maddesi olmadığı ortaya çıkmış. Bunlar söylenmiyor. Burada özeleştiri yapmak gerek. Tıbbi bitkiler doğadan toplanacaksa bunun kontrollü yapılması gerek. Diğer bir konu da bütün televizyonlar da ‘siyah çay içmeyin, bitki çayı için’ deniliyor. İnsanlara siyah çay kötüdür ama aslında bir ‘ilaç’ olan bitki çayını tüketin diyoruz. Üstelik de bunu keyif için tüketin diyoruz. Bu aynı zamanda bir sektöre de dönüşüyor. İnsanlar gidip aktarlardan bitki çayı alıyor. Ama bu bir ilaç. Sadece ihtiyaç olduğunda tüketilmesi gereken bir şey sürekli tüketiliyor ve bu sektör doyuruluyor. Bu durumda doğadan daha fazla bitki toplanıyor ve hızla tükenmesine neden olunuyor. Çünkü bu konuda bir kontrol yok ne yazık ki Türkiye’de. Kısacası söylem bir yerde gelip paraya dayanıyor ve bu yüzden hem insan hem de doğanın sağlığına zarar veriliyor. Her ikisini de kaybediyoruz.” 

‘KAZ DAĞLARININ ETEKLERİ ZEHİRLENDİ’

Anadolu’daki bitki örtüsünün şekil değiştirmesinin ardından ilişkinin de değişip değişmediğine bakmak gerektiğini belirten Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca  ‘Geçmişte yalnızca ısınmak, barınmak ve biraz da giysi gibi ihtiyaçlar için kullanılan bitkiler artık bugün salt ekonomik bir gelir kaynağı olarak görülüyor’ dedi. Geçmişte Kazdağları tamamen kırıldığı için, Osmanlı döneminde gemi yapımında kullanılan ormanlardan dolayı zamanla açıklıklar oluştuğunu belirten Karaca şunları söyledi: “Bu açıklıklar da tek tip zeytinliklere dönüştürüldü. Zeytinliklere uçaklarla zehir atıldı, Kazdağlarının etekleri zehirlendi. Bu çok üzücü bir şey. Oradaki boş bir arazide tıbbi bitki yetiştireceğiz diye söylüyorlar bana. Önce bir toprak analizi yaptırın diyorum; analizden bırakın tıbbi bitki yetiştirmeyi sebze bile yetiştiremezsiniz sonucu çıkıyor.” 

Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca

ŞADUMAN KARACA KİMDİR?

Ordu’da doğan Şaduman Karaca, 1992’de Almanya Berlin’de Humbold Üniversitesi’nden mezun oldu. Ardından pedagog ve psikososyal danışman olarak çalıştı. Sağlıklı yaşam danışmanlığı ve doğal tıp eğitimlerinin yanında yoga ve tıp eğitimi aldı. Berlin Fitoterapi Enstitüsünde 4 yıllık fitoterapi eğitiminin ardından 2007’de Almanya’da doğal tıp uzmanı olarak muayenehane açarak hizmet verdi. Fitoterapi ve sağlıklı yaşam konusunda Türkiye’de çok sayıda çalışma yapan Karaca, özel bir üniversitede fitoterapi eğitimi veriyor. 

ÖNCEKİ HABER

Kadınlar 'Tecavüzü aklayan yasanızı geçirtmeyeceğiz' dedi

SONRAKİ HABER

Ahmet Türk: MARSU’yu 600 milyon TL borç ile devraldık

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa