20 Kasım 2016 09:31

Çocuk hakları mültecilere değmiyor

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Peki Türkiye’deki mülteci çocuklar bu günü nasıl karşılıyor?

Paylaş

Metehan UD
Dilan TAŞDEMİR
İzmir

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü fakat çocuk hakkı ihlalleri neredeyse dünyanın her yerinde her daim mevcut. Türkiye’de ise  1 milyonun üzerindeki mülteci çocuk en temel haklarından yoksun bir şekilde yaşamaya çalışıyor. Kayıt dışı ekonominin en yüksek olduğu sektörlerde çok düşük ücretlere çalışan ve eğitim alamayan mülteci çocukları belirsiz bir gelecek bekliyor.  Alsancak'ta mendil satan 13 yaşındaki Nur, yaşadığı durumu, 'Ben okula gidersem aileme kimse bakamaz' olarak özetlerken Gündem Çocuk Derneği'nden Ezgi Koman çözüm olarak insan temelli bir mülteci politikası gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımak amacıyla 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kabul edildi. Özellikle savaş ve yoksulluğun hüküm sürdüğü ülkelerde yaşam mücadelesi veren çocukları korumak ve koşullarını iyileştirmek için 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’’ imzalandı. Bildirge esas olarak yoksulluk, çocuk işçiliği, eğitim gibi dünya çocuklarının refahını ilgilendiren konulara odaklanmakta.

SÖZLEŞME MÜLTECİ ÇOCUKLARI DA KAPSIYOR

Toplam 193 ülke tarafından imzalanan sözleşme en fazla sayıda ülke tarafından imzalanan ve en kısa zamanda yürürlüğe giren uluslararası belge olma özelliğine sahip. Cinsiyet, din, dil, ırk ve sosyal statüye bakılmaksızın çocukların güvenli ve sağlıklı koşullarda barınması ilkeleri üzerine kurulan sözleşme, uluslararası platformda mutabakata varılmış, değiştirilmesi mümkün olmayan standartları ve yükümlülükleri içermekte. Onaylayan devletlerin kendi iç hukuklarında gerçekleştirecekleri düzenleme ve değişimleri kontrol etmek ve her beş yılda bir bu değişiklikleri yayımlamak için BM tarafından bir Çocuk Hakları Komitesi de oluşturuldu. Sözleşme, yerinden edilmiş, göç etmek zorunda kalmış mülteci çocukları da kapsıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu anlaşmaya taraf ama sözleşmeye dair yükümlülüklerini yerine getirmediği için mülteci çocuklar sözleşme kendine verdiği temel haklardan faydalanamıyor. Geçici Koruma Yönetmeliği ile verilen haklar, yönetmeliğin adı gibi geçici, sadece kağıt üzerinde ve uygulamada çok az yer edinebilmiş durumda. Türkiye'deki yaklaşık 3 milyon mültecinin yarısı 0-18 yaş aralığında bulunuyor. Çadır kamplar ya da kamp dışı illerin de yoksul  semtlerinde yaşayan mülteci çocuklar, harabe binalarda kalıyor, eğitim ve sağlık haklarına ulaşamıyor, ya çocuk yaşta çalışmak ya da evlenmek zorunda kalıyor.

'3 YILDIR SOKAKLARDA MENDİL SATIYORUM'

İzmir’de de mülteci çocuklar, ya ayakkabıcılar sitesinde, ya Basmane’de, Karabağlar’da tekstil atölyelelerinde çalışarak ya da sokakta mendil satıp, kağıt toplayarak ailelerinin geçimlerini sağlıyor. Kentte bu durumda yaşayan  on binlerce çocuktan bir olan Alsancak’ta kağıt mendil satan  Nur(*). Yaşadıkları sorunlarla ilgili konuştuğumuz Nur "13 yaşındayım, Türkiye’ye  geldiğimizde 10 yaşındaydım ve geldiğimizden beri  3 yıldır hemen hemen her gün çalışıyorum. Alsancağa öğlen 12-1 gibi geliyoruz ve gece yarısına kadar mendil satmaya çalışıyoruz.Alsancak’ta benim gibi çalışan çok çocuk var ama herkes mendil satmıyor.Bazıları sakız satıyor bazıları yoğurt kovaları ile müzik yapıyor" dedi.

Evde tek çalışanın kendisi olduğunu belirten Nur şunları söyledi "Benim bir abim ve 3 kardeşim var. Abim iş arıyor ancak bulamadı. Kardeşlerim ufak. Babam da şeker hastası. Hastalıktan dolayı  ayakları şişmiş durumda. Ayağa bile kalkamıyor.Benim dışımda çalışan yok. 500 TL kira veriyoruz ve benim kazandığım yetmiyor. Kirayı ödeyemiyoruz. 1 hafta süre verdi ev sahibi, yoksa çıkarırmış. Suriye’deyken  babam çalışamasa da okula gidebiliyordum ancak burada hiç okula gidemedim.Bizden kimse okula gitmiyor. Ben okula gidersem kimse aileme bakmaz. Daha öncesinden doktor olmak istiyordum ama artık böyle bir hayalim yok".

Sokakta mendil  satarken yaşadıkları sorunlara da değinen Nur "Yardımcı olan dükkan sahipleri de var, kızanlar da. Bir de kendisini polis ya da zabıta olarak tanıtanlar bizim paramıza el koyuyor. Bizi de zorla arabaya bindirerek evimize götürüyorlar. Beni değil ama erkek çocuklarını da dövüyorlar. Biz birbirimize yakın durmaya çalışıyoruz" dedi.

'ÇOCUKLARA SUNULAN HİZMETLER LÜTUF OLARAK GÖRÜLÜYOR'

Mülteci çocukların yaşadıkları sorunlarla ilgili, geçtiğimiz günlerde OHAL KHK’sı ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman’la konuştuk. Mülteci çocukların, eğitimde, sağlıkta ve pek çok alanda  hak ihallerine maruz kaldıklarını belirterek “ Türkiye’nin bir dönem Suriyelilere kapılarını açmış olması yeterli değil. Hak temelli yürütülemeyen politikalar ve uygulamalar nedeniyle mülteci çocuklar beş yıldır gittikçe derinleşen sorunlarla boğuşuyor. Göç yasasındaki çocuk tanımı ne yazık ki BM Çocuk Hakları Sözleşmesine uygun değil. Yasadaki bu hayli tehlike barındıran tanımın yanı sıra, mülteci çocukların hakları tam olarak bilinmiyor, çocuklara sunulan hizmetler lütuf olarak görülüyor. Ayrıca çocuklar bazen kaldıkları kamplarda fiziksel güvenlik sebebiyle, bazen başka bir ülkeye göç etme sırasında, bazen iş “kazalarında” ya da maruz kaldıkları nefret cinayetlerinde yaşam hakkı ihlallerine uğruyor. Bunlara ilişkin ayrıntılı ve şeffaf bir veri kaydı da ne yazık ki bulunmuyor. Gündem Çocuk Derneği’nin Çocuğun Yaşam Hakkı 2015 Raporu’na göre, çeşitli sebeplerle en az 110 mülteci çocuk yaşamını kaybetmiş durumda. Ancak, bu rakamlar da ne yazık ki sınırlı ve en azı gösterebiliyor” dedi.

Yaşayabilen çocukların ise yeterli beslenme hakkına erişemezken, eğitim, sağlık hakkı açısından da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Koman şunları söyledi “Zorla evlendirilme, çocuğun cinsel ticari sömürüsü, şiddet, ayrımcılık gibi pek çok hak ihlali ne yazık ki mülteci çocukların yaşamında olağanlaşmış durumlar ve bunların boyutunu somutlayabileceğimiz veri de bulunmuyor. Mülteci çocukların durumuna ilişkin (sayı, cinsiyet, yaş, yerleşim yeri, gereksinimler vb.) hak temelli bir veri sistemi yok. Veri olmayınca etkili bir politika geliştirmek de mümkün olamıyor. Etkili politika geliştirmeyince kaynakların yanlış kullanılması kaçınılmaz”.

Çocuk işçiliği sorununa da değinen Koman “Çocukların çalıştırılması ve emek sömürüsü ise gün geçtikçe derinleşen bir diğer sorun alanı. Suriyeli yetişkinlere uzun süre çalışma izninin olmamasının da etkisiyle çocuklar kaçak iş yerlerinde, denetimsiz, kayıt ve insanlık dışı koşullarda çok düşük ücretlere ve aşırı uzun sürelerde çalıştırılıyor. Çalıştırılmaları yetmediği gibi iş yerlerinde nefret cinayetlerine, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyorlar. Mülteci çocuklar genellikle atık toplama işinde, tekstil atölyelerinde, ayakkabı imalathanelerinde çalıştırılıyor. Onları bu şekilde çalıştıran iş yerleriyle ilgili yaptırımlarsa ya çok zayıf ya da hiç yok” dedi.

'ŞEFFAF BİR MÜLTECİ POLİTİKASI GEREKİYOR'

Türkiye’nin hak temeli bir mülteci politikası olmadığını da ifade eden Koman çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı “Aslına bakarsanız bir mülteci politikası da yok. Pek çok kaynak ayrılıyor. Bir kısmı uluslararası kaynaklar. Bir kısmı Türkiye’nin kendi kaynakları. Ancak bunlar insan hakları temelli kullanılmıyor. Kaynaklara ilişkin şeffaflık da olmadığı için izleme yapılamıyor. Çok acil, insan haklarına dayalı, her bir mültecinin hak ve özgürlüklerini  gözetecek, süresi ne olursa olsun Türkiye’de bir arada barış içerisinde yaşamı hedefleyecek, şeffaf bir mülteci politikası gerekiyor.

*Güvenlik gerekçesi ile çocuğun ismi farklı yazılmıştır.

ÖNCEKİ HABER

Avrupa halklarına Türkiye halklarıyla dayanışma çağrısı

SONRAKİ HABER

ABD'nin Türkiye'ye S-400 için iki hafta süre tanıdığı iddia edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa