18 Kasım 2016 04:37

İZBAN, etkili bir grev olarak sınıfın nefes almasını sağladı

Tüm Bel-Sen İZSU İşyeri Temsilcisi Birkan Acar, İZBAN grevi değerlendirdi.

Paylaş

Birkan ACAR
Tüm Bel-Sen İZSU İşyeri Temsilcisi

İzban grevi işçi sınıfının nefes almasını sağlayan bir grev oldu. İzmir’de son dönem her kesimin dilindeydi. İşçiler umut olarak baktı, vatandaş mağduriyet üzerinden, patronlar da korku ile bahsettiler İZBAN işçilerinden.

Grevin İzmir kamuoyunda çok konuşulur olmasının sebeplerinden bir tanesi de, her şeyin yasaklandığı OHAL döneminde greve başlamalarıdır. İşveren, ‘gizli ellerin’ bu grevi örgütlediği ve siyasi bir grev olduğu konusunda İzmir halkının algısını değiştirmeye çalıştı. Grevi kırmak için; Aliağa ve Çiğli İZBAN hattı arasında taşeron işçilerin çalıştırılması ve ESHOT’un bütün imkanlarını seferber etmelerine rağmen başarılı olamadılar.

Grevin 5. gününde sosyal paylaşım sitelerinde ücretlerin yüksek olduğu, ona rağmen İZBAN işçisinin ve Demiryol-İş Sendikasının bu ücretleri kabul etmediği algısı yaratılmaya başlanması özellikle biz belediye çalışanları için hiç şaşırtıcı olmadı. Çünkü bizler de bu belediyenin çalışanlarıyız. Bu farklı rakamları İZENERJİ, İZELMAN, İZBELCOM vs diğer şirketlerle yapılan toplusözleşme süreçlerinden çok iyi biliyoruz.

Biz kamu emekçilerini 4 yıldır geçiştiren, ulaşım-yemek ve kreş hakkımızı vermeyen belediye yönetimini tanıyoruz. İşveren bütün imkanlarıyla grevi kırmaya ve işçiler üzerinde baskı kurmaya, genç İZBAN işçileri ise saldırılara direnmeye ve kendilerini anlatmaya çalıştı. Eksik kaldıkları noktalarda diğer sendikalar sınıf dayanışması göstermek için işyerlerinde toplantılar yapıp bildiriler dağıttı.

‘ONLARIN SESİ OLMAYA ÇALIŞTIK’

Bizler de Tüm Bel-Sen olarak kendi bildirimizi hazırladık. Belki işçilerin emekçilerin sesi olan Hayatın Sesi televizyonu kapatılmasaydı işçiler kendilerini daha iyi ifade edebilirlerdi.  

Bizler onların sesi olmaya çalıştık. Sendikamız ve diğer sendikalarla da dayanışma ziyaretlerinde bulunduk. İşçilerin talebi, “Biz sadece ekmeğimizi büyütmek istiyoruz. Hiçbir siyasi parti bizleri kullanmasın” şeklinde idi. Şu süreçte İzmir Büyükşehir Belediyesinde toplusözleşmesi devam eden 11 bin 500’e yakın işçi, 6 bin 500’e yakın kamu emekçisi var.

SENDİKA İŞÇİYE SORMADAN İMZALADI

Grev 8. günde, Ankara’da yapılan ‘zirve’ sonucu imzalandı. Ama sendika işçiye, bu sözleşmeyi kabul edip etmediğini sormadan attı imzayı. İşçiler buna tepki gösterdi. Anlaşma sağlandıktan sonra Alsancak Garı’nda uzun bir süre işçilerle sohbet ettik. Kendi iradelerinin dışında toplusözleşme imzalanması nedeniyle Demiryol-İş Sendikasına tepkileri olduğu çok açıktı. Yüzde 100 katılımla, üstelik OHAL koşullarında İzmir’de etkisi her geçen gün artarken, belediyede örgütlü en büyük işçi sendikası DİSK/Genel-İş Şubeleri İZBAN grevini ziyaret edip Demiryol-İş Sendikasına “Siz metro ve trenleri durdurun, biz de otobüsleri durduralım” çağrısıyla dayanışma sergilerken, İZBAN işçilerinin grevdeki kararlılık ve heyecanıyla birleşerek onların talepleri doğrultusunda ve onların onayıyla sözleşme imzalama olanağı varken Demiryol-İş Sendikası ve Türk-İş bürokrasisinin, bakanlık ve belediye yöneticilerinin kuşatması ile sözleşmeyi işçilerin onayını almadan imzalamış olması son yılların etkili grevini arkasından gelen sözleşmelerin de kazanımları bakımından önünü açma olanağını en hafif deyimi ile işçiler lehine kullanmamıştır.

Sendikanın sözleşmeyi kendileri dışta tutularak Ankara’da işçiye sormadan imzalamasını eleştiren İZBAN işçileri, grev sürecinden mücadele deneyimi adına birçok kazanımla çıktıklarını, işyeri komitelerini kurduklarını, bundan sonraki süreçte daha işlevsel hale geleceğini söylüyorlar. asıl kazanımlarının bu olduğunu söylüyorlar.

İZBAN’daki çalışma koşullarının daha düzgün bir hale gelmesi, makinistlerin uzun çalışma süreleri ve grev sürecinden sonra işverenin işçiler üzerinde mobbing uygulaması halinde her an hazırlıklı ve örgütlü kalmaları gerektiği konusunda hemfikirler.  

GREVDE İZBAN İŞÇİSİNİN DİK DURUŞU ETKİLİ OLDU

İmzalanan bu toplusözleşmeden siyasetlerin kendilerine bir pay çıkarmaması gerekiyor. “Başbakanımız ve Bakanlığımız tarafından kriz çözüldü” gibi sosyal medyada açıklamalar var. Bu başarı İZBAN işçisinin dik durması sayesinde kazanıldı. İZBAN işçisi dik durmasaydı çok kötü koşullarda toplusözleşme imzalanacak, sendika böyle bir greve kalkışmayacaktı.

Aziz Kocaoğlu, “Yüzde 15 zam verirsem dengeler bozulur” demişti, “Önce İZBAN, sonra metro, daha sonra ESHOT yüksek ücretler isteyecek” endişesi vardı. Evet, İZBAN’da 304 genç işçi, sermayenin bütün dengelerini bozdu.

Hem sendikal bürokrasiye, hem işverenlerin baskılarına boyun eğmediler, grevden kazanımla çıktılar. Umarım bu grev Türkiye işçi sınıfına örnek olacak ve sınıf hareketi yükselecektir. Tepkiler sendikalara değil, bürokratik sendika yöneticilerine olacaktır.

ÖNCEKİ HABER

Patronların Hürriyet’i varsa, işçilerin Evrensel’i var

SONRAKİ HABER

Boşanmak istediği eşi cezaevinden çıkan kadın: Öldürülmek istemiyorum

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa