Metallica’dan insanlığa uyarı

Metallica’dan insanlığa uyarı

Metallica’nın son albümü 'Hardwired... To Self-Destruct', grubun arayışının geldiği son durağı belgeliyor. Albüm grubun her döneminden izler taşıyor.

Doğu YÜCEL

Metallica’nın sekiz yıl aradan sonra yayımladığı yeni stüdyo albümü “Hardwired... To Self-Destruct” grubun kariyerinin her döneminden izler taşıyan çok karakterli bir heavy metal yolculuğu.

Metallica iki stüdyo albümü arasına sekiz yıl koymuş olsa da bu zaman zarfında hiç boş durmadı. “Death Magnetic” turnesi, bu albüme alınmayan şarkılardan oluşan “Beyond Magnetic” isimli kısa çalar, Lou Reed ile kaydettikleri konsept albüm “Lulu”, hayranların isteklerini çaldıkları ByRequest turnesi, neredeyse Türkiye dışında tüm dünya sinemalarında gösterilen “Through the Never” filmi ve Metallica ailesini bir araya getiren 30. yıl konserleri gibi “olay”lar Metallica’yı gündemde tutmayı başardı. Ama tabii ki ne yaparlarsa yapsınlar hayranlar onlardan yeni şarkılar bekliyorlardı. Metallica bu sekiz senelik açlığı tek albümle bastıramayacağını biliyor olsa gerek çift CD’lik bir materyali hayranlarının beğenisine sundu.  Baştan söylemeli, 78 dakika süren ve 12 yeni parça içeren “Hardwired... To Self-Destruct” hayranların beklentilerini karşılayacak, birçok noktada da hayranlarını şaşırtacak bir albüm.

Metallica aslında katıksız thrash metal diyebileceğimiz ilk albümünden sonra hep yeni şeyler denemiş bir grup. Basgitarın duyulmadığı, davulun farklı tonlandığı “...And Justice for All” ve her kesimin dinleyebileceği “Black” albümü müzikal arayışlarının başarılı sonuçlarıydı, grubun kemik kitlesi bile burun bükememişti. Fakat Amerikan rock’ına yaslandıkları “Load” ve “Reload”daki tarz değişikliği öncekiler kadar şanslı olmadı. Grup tepkilere Hetfield’ın bugünlerde “Albümden çok bir söylem” diye tanımladığı “St. Anger” ile yanıt verse de dünyanın en saçma trampet sesiyle ve gitar solosuz kaydedilen albüm hayranları tatmin edememişti. 2008’deki “Death Magnetic” ise tam anlamıyla grubun dönüş albümü olmuştu. Bu albümde de grubun “sonik” arayışı devam etmişti. Fakat sonuç yine tartışmalara neden olmuş, cızırtılı distortionsound’u ve uzun aranjmanlara itirazlar gelmişti. Bu yüzden daha temiz bir sound’a sahip Guitar Hero versiyonunu tercih edenler, hatta daha ileri gidip şarkıları kısaltan fan videolarına rağbet edenler olmuştu.

ALBÜM METALLICA’NIN HER DÖNEMİNDEN İZLER TAŞIYOR

İşte “Hardwired... To Self-Destruct” Metallica’nın “Black” albümünden beri arayışının geldiği son durağı belgeliyor. Metallica hayranlarına kulak vermiş gibi görünüyor, sound da, şarkı uzunlukları da istediğimiz gibi. Yine gereğinden uzun şarkılar olmasına rağmen şarkı kompozisyonları “Death Magnetic”e göre çok daha sıkı. Albümün en önemli özelliği grubun her döneminden izler taşıyor oluşu. Birçok şarkıyı Metallica’nın eski albümlerinde hayal edebiliyorsunuz. ‘Here Comes Revenge’ ile “Master of Puppets” albümüne, ‘Now That We’re Dead’ ile “Load” dönemine, ‘Spit Out the Bone’ ile “Kill ‘Em All”a gidiyorsunuz. Yine bu retrospektif özelliğinin altını çizercesine Metallica başka hiçbir albümünde yapmadığı kadar ilk dönem etkileşimlerini açık ediyor şarkılarda. ‘Atlas, Rise!’da Iron Maiden’, ‘Dream No More’da Black Sabbath’, ‘Confusion’da Diamond Head’e dair karakteristik özellikler kulağınıza çarpıyor. “Ustalara saygı” perspektifinden en dikkat çekici parça tabii ki ‘Murder One’. Şarkı geçen senenin sonunda kaybettiğimiz Lemmy Kilmister için yazılmış ve nakaratta Hetfield, Motörhead’in sloganı olan “Borntolose, livetowin”i söylüyor.
 
“Hardwired...” grup elemanlarının bireysel performanslarıyla da dikkat çekici. James Hetfield her zaman bir rif canavarı olarak bilinir ama bu albümde melodik yaratıcılığını da öne çıkarmış. “Hardwired...”, içinden en çok melodi geçen Metallica albümlerinden biri olabilir, özellikle ‘Halo on Fire’ın ikinci yarısındaki -biraz bizim Pentagram’ı andıran- melodiye dikkat kesilin. E Hetfield coşmuşken Lars Ulrich durur mu? Danimarkalı davulcu bu albümde kendini aşıyor, çift kroslar ve ataklarla şarkıların enerjisini birkaç seviye yükseltiyor. Rob Trujillo da basgitaristlerin Cliff Burton’dan beri gölgede kaldığı Metallica’da üstün yeteneğini belli etmeyi başarmış. Aynı başarıyı KirkHammett için söylemek zor. Ulrich’in kararıyla beste aşamasına alınmayan Hammett yaşadığı küskünlükle birlikte sololara yeterince özenmemiş gibi duruyor.

İYİLİKTEN UZAKLAŞAN İNSANLIĞIN RESMİ

Müzikten çıkıp sözlere baktığımızda “Hardwired... To Self-Destruct”ta “Death Magnetic”te olduğu gibi insanın ölümle ya da bir tür sonla olan ilişkisinin işlendiğini söyleyebiliriz. “Death Magnetic”in kapağında vajinayı andıran bir şeklin içinde tabut görmüştük, bu defa grup üyelerini birbirine karışmış ve bozulmuş dijital bir resimde görüyoruz. “İnsanlar gerçekten doğru olanı mı yapıyor? Tarihe baktığınızda bir göz kırpışından farkımız yok. Tam olarak yok olacak mıyız? Yoksa elektroniklere mi dönüşüyoruz? Bizi biz yapan egolarımız yüzünden kendimizi imha mı edeceğiz? Belki de olması gerektiğinden daha önce ölmek bizim kalıtımsal özelliğimizdir?” diyor Hetfield bir röportajında. Albümün devamında bu tema bireyden çıkıp toplumun geneline yayılıyor. ‘Man UNkind’ şarkısı ismindeki harf oyunundan anlaşılacağı üzere iyilikten giderek uzaklaşarak sonunu hazırlayan bir insanlığın resmini çiziyor. “Sıfır, yeniden başlat, insanlığın yaratımı. Budala, buna tekrar tanıklık etmeye hazır mısın?" diye soruyor Hetfield. Tabii bu bir konsept albüm değil, şöhret budalalığından (‘Moth into Flame’) Lovecraft’in Cthulu mitosuna (‘Dream No More’) kadar birçok başlık altında kalem oynatmış Hetfield.

HEAVY METAL’İN SERT VE ENGEBELİ BİR YOLCULUĞU

Metallica sıkı hayranları için hazırladığı “deluxe” versiyonunda üçüncü bir CD daha sunuyor. Turnede çaldıkları ‘Lords of Summer’ dışında Rainbow, Iron Maiden, Deep Purple, Diamond Headcover’larıyla ve 9 konser parçasıyla karşılaşıyoruz bu CD’de. Metallica’nın bu albümde hayranlarına ekstradan sunduğu bir diğer şey ise istisnasız tüm şarkılara çekilen klipler. Metallica hiç bekletmeden tüm klipleri YouTube’dan paylaştı. Bu bence sadece ticari bir şov değil. Görsel materyallerle “Hardwired... To Self-Destruct”ın çok karakterli yapısının daha çabuk kavranabileceğini düşünüyorum. Çünkü Metallica’nın onuncu albümü kolay bir albüm değil. Sadece grubun değil, ’70’lerin Yeni Dalga İngiliz Metal’inden ’80’lerin thrashmetal’ine, ’90’ların progresifmetal’inden 2000’lerin modern metal’ine heavymetal’in tüm renklerini bir araya getiren sert ve engebeli bir yolculuk bu. Emniyet kemerinizi bağlayın ve “eğlence” parkında gezmeye hazırlanın. Tabii insanlığın sonunu gösteren kıyamet manzarası göze (kulağa) hoş gelmeyebilir, bizden uyarması.

Son Düzenlenme Tarihi: 18 Kasım 2016 12:41
www.evrensel.net
ETİKETLER Metallica