17 Kasım 2016 09:32

Üretici ‘milli’ projeye inanmadı

Tüm Köy Sen ve üreticiler ‘Milli Tarım Projesi’ni değerlendirdi. Üreticiler yıllardır yaşadıkları sorunların sorumlusu olarak, AKP Hükümetini görüyor.

Paylaş

Sedat BAŞKAVAK
Mersin

“Anadolu, dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen maalesef bugün her iki konuda da olmamız gereken yerin epeyce uzağındayız. Topraklarımız var ama doğru planlama yaparak, yeterli teknik destek sağlayarak hakkıyla değerlendiremiyoruz. Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir. Enflasyon hedeflerimize ulaşamamamızın en önemli sebebi gıda fiyatlarıdır. Enflasyon rakamları açıklandığı zaman, domates, biber bunlar söylendiği zaman gerçekten ağırıma gidiyor...” Bu sözleri bir muhalefet lideri söylemedi. 2002’den beri AKP ile Türkiye’yi yöneten yıllarca başbakanlık yaptıktan sonra cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan ‘Milli Tarım Projesi’ toplantısında söyledi.

Başbakan Binali Yıldırım ve Erdoğan pazartesi günü yapılan toplantıda, tarım ürünleri ithalatından, hayvancılığa, havza bazlı ve yerli üretimden, meraların korunmasına, meyve çeşitlerinin artırılmasından envai çeşit peynir üretmeye kadar birçok konuda adımlar atacaklarını açıkladılar. Peki ‘milli’ deyince üreticinin sorunları çözülecek mi? Açıklanan yeni proje ne kadar milli? Tüm Köy Sen Genel Başkanı Sadık Turan ve üreticilere sorduk...

7 YIL ÖNCEKİ PROJE YENİ DİYE AÇIKLANDI

Tüm Köy Sen Genel Başkanı Sadık Turan: Cumhurbaşkanı ve başbakanın tarıma ilişkin konuşmalarını sanki 14 yıldır iktidarda olan değil de yeni iktidar olmuş parti temsilcilerinin konuşmalarına benzettim. 7 yıl önce yine AKP Hükümeti tarafından o dönemin Tarım Bakanı Mehdi Eker’in açıkladığı tarımda havza modeli, mayıs ayında tekrar gündeme geldi. Erdoğan’ın köylülerle yaptığı milli tarım buluşmasında açıklanan da havza bazlı üretim ve destekleme modeli. 7 yıldır depoda duran ve yapılamayan bir AKP uygulamasını yeniymiş gibi bize sundular. Biz, ‘AB ve Dünya Ticaret Örgütü dayatmaları, yerli tarımı, üretici ve köylüyü bitiriyor, bu uygulamalardan vazgeçilsin’ dedikçe tarımı çökerten politikalar AKP yöneticileri tarafından uygulandı. Tarımsal üretim ve dağıtımda rol oynayan kurumların son kalanları da AKP iktidarı döneminde ya kapatıldı ya da özelleştirildi. Tarımsal üretime verilen destekler azaltıldı. Biz böyle söyleyince ‘Ne azalması yıllar içinde arttı’ dediler. Buğdaya 5 kuruş destek veriyorlar. Yıllardır aynı miktar. Tarım ilacı zamlanır, gübre zamlanır, mazot zamlanır bu prime hiç mi zam gelmez? Ben Başbakanın deponun yarısı devletten dediği mazot işine de inanmıyorum. Buğdayda ortalama (Hadi devletin hesabıyla diyelim) 7 litre mazot kullanılır bu da 29 lira yapar. Destek olarak dekara verilen 4.85 TL. yani neredeyse yedide biri. Bizim kaç lira harcadığımız değil devlet kaçtan hesap ediyor ona göre veriyorlar. O zaman destek yapmış olmuyorlar, destek yapar gibi görünüyorlar. Siz üretici köylünün ürettiği ürüne taban fiyat belirlemez, serbest piyasa belirliyor biz karışmayız derseniz, köylü her sene borçlanarak ürettiği üründen ve üretimden vazgeçer şehre göç eder. Ürettiği ürünü değerinde satarak, alnının terinin, emeğinin karşılığını alamayan köylü şehirdeki işsizler ordusuna katılır. Aracıdan, tüccardan, tefeciden oluşan serbest piyasa köylünün tarlasının ortağı ve emeğinin hırsızı olmuş. Hükümet de köylünün elini kolunu bağlıyor.

90 KURUŞA ÜRETİP 10 KURUŞA SATIYORUZ

Ankara Polatlı’dan Üretici Lokman Işık: Üretici köylü, hangi ürüne bir kuruş fazla destek alıyorsa onu ekmeye çalışıyor. Dünyaya portakal satıyoruz. Ama her sene Kıbrıs’tan 2 bin, 2 bin 500 ton portakal konsantresi satın alıyoruz. Nohut, mercimek ve özellikle GDO’lu pirinç, mısır ithal ediliyoruz. Bu ülke saman ithal etti. Ne merasından bahsediyorsunuz. Ülke köylüsü ekmeyi mi yoksa biçmeyi mi bilmiyor? Eğer yeterince destek alamazsanız ve ürettiğiniz ürün yok pahasına elinizden alınırsa ne yapacaksınız? Meyve çeşidini çoğaltacağız demekle çoğalmaz. Meyve üreticisinin yüzü gülecek ki meyvenin de çeşidi çoğalsın. Elma üreticisi perişan, elmasını yola dökmüş siz ona hangi meyveyi derseniz deyin dönüp bakmaz. 80-90 kuruşa ürettiğiniz elma 10 kuruşa satılırsa siz olsanız ne yaparsınız? Rusya’nın bir uçağını düşürdüler köylünün ürünü elinde kaldı. Kimi akıllılar da yurt dışına gitmezse biz içeride ucuza yeriz diyordu. Hani neyi ucuza yedik ya da yediniz? Tüccar parasını kazandı. Köylü Rusya krizi nedeniyle mahsulünü ucuza verdi. Halk da zaten pahalı yedi. Antalya’ya eylül-ekim ayında 5-10 uçak indi diye bizi sevindiriyorlar. O uçaklar giderken tarım ürünü almıyor.

KÖYLÜ KENDİ TARLASINDA İŞÇİ DURUMUNA GELDİ

Malatya’dan Üretici Ali Gürel: Doğu ve güneydoğuda birçok yerde yine yayla yasakları başladı. Geçimi hayvancılıktan olan köylüler yaylalara çıkamıyor. Çatışmalı ortam nedeniyle ülkenin dörtte birinde yeniden köylüler hayvanlarını otlatamaz hale geldi. Türkiye’de en hızlı talan edilen alanlar meralar. Mera kanunu var diyorlar ama söz konusu enerji ve maden şirketlerinin kârı olunca meralar talana açılıyor. Tarım Bakanlığı tarım alanlarını koruyalım diye kamu spotu veriyor. Ama tarım alanları imara açılıyor. Reklamı veren de, tarım alanlarını imara açan da Hükümet. Son yıllarda tarım alanlarımızı yüzde 15 imara açılmış. Hükümet buna bir açıklama getirebiliyor mu? Hayvancılık kredisi verdiler ama köylüden şehirden ipotek istediler. Köylü ipotek gösterip kredi alamadı ama hayatında hayvancılık yapmayanlar hayvancılık kredisi aldı. Yani tarım ve hayvancılık için verilen krediler bile köylüye değil parası olana verildi. Mehdi Eker, ‘Ya köylüler şirketleşecek ya da şirketler tarım yapacak’ demişti. AKP döneminde milyonlarca köylü tarımsal üretimden vazgeçti. Birçok yerde şirket tarımı ya da sözleşmeli tarım yapılıyor. Köylü kendi tarlasında işçi durumuna geldi. Milli ya da ulusal tarım adına ne derseniz deyin, eğer tohumu ithal ya da yabancı şirket tarafından patentli olarak kullanıyorsanız, tarım ilacı bağımlı hale gelmiş ve uluslararası tekellerin ilacını kullanıyorsanız, gübreniz ithal geliyorsa ve tarım politikalarınız Amerikan ve AB tarım ve tohum tekelleri tarafından belirleniyorsa adı ne olursa olsun belirleyen siz olmuyorsunuz.

ÖNCEKİ HABER

‘O zaman bu sendikalar niye var!’

SONRAKİ HABER

Gıda-İş’ten ‘Fabrikayı bastılar’a yanıt: Gerçekleri çarpıttığınızı biliyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa