Steinmeier, ortak  cumhurbaşkanı adayı

Steinmeier, ortak cumhurbaşkanı adayı

Yücel Özdemir Almanya'da Şubat 2017’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yazdı.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Şu günlerde AB ülkeleri arasında ‘diplomasi mekiği’ dokuyan Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, önceki akşam gerilen Almanya/AB–Türkiye ilişkilerini yeniden rayına koymak için Ankara’yı ziyaret etti ve mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü. 

Ziyaret öncesinde Brüksel’de toplanan AB Dışişleri Bakanları toplantısına katılan Steinmeier, bu toplantıda konuşulanları doğrudan Türkiye tarafına iletecek ve bundan sonra AB-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için önerilerde bulunacak.

SESSİZ KULİSLERİN SESİ

Sert çıkışlar ve açıklamaların değil ‘sessiz kulislerin adamı’ olarak bilinen Steinmier, yoğun diplomasi trafiğinin sürdürürken, Almanya’daki iktidar partilerinin de ortak cumhurbaşkanı adayı oldu. Şubat 2017’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ülkenin en üst makamına oturmasına kesin gözüyle bakılan Steinmeier’in, kariyer basamaklarını tırmanması da sessiz oldu. 

Marangoz bir babanın, işçi bir annenin oğlu olan Steinmeier, hukuk öğreniminden sonra Aşağı Saksonya eyaletinde devlet memurluğuna başladı. Kariyeri asıl olarak 1993’te Aşağı Saksonya eyaleti başbakanlığına seçilen Gerhard Schröder’e danışman olmasıyla yükseldi. Üç yıl sonra Eyalet Başbakanlık Dairesi Şefi olan Steinmeier’in yolu, 1998’de Schröder’in SPD adına başbakan adayı olması, seçimleri kazanması ve Yeşiller ile hükümet kurmasından sonra o zamanki başkent Bonn’a çıktı. Başbakanlık dairesinde istihbarat örgütlerinden sorumlu başbakan danışmanı oldu. Bir yıl sonra ise Steinmeier artık Schröder’in sağ kolu, Başbakanlık Dairesi Başkanı’ydı. 

DIŞ POLİTİKANIN MİLİTARİSTLEŞMESİ

Stenmeier, Almanya’nın Balkanlara ve Afganistan’a asker göndermesinde, dolayısıyla Alman dış politikasının militaristleşmesinde önemli danışmanlıklar yaptı. Keza, emekçilerin en temel kazanılmış sosyal haklarının yok edildiği ‘Ajanda 2010’un hazırlanmasında da Steinmeier’in önemli rolü var. Özellikle de Sol Parti bu nedenle Steinmeier’e oy vermeyeceğini açıkladı. 

Militarist dış politika ve Ajanda 2010, SPD’ye hızla oy kaybettirince partiden istifalar arttı ve Schröder çareyi 2005’te erken seçime gitmekte buldu, kıl payıyla kaybetti. Bunun üzerine Schröder siyasetten çekildi, Alman-Rus ortak yapımı olan Kuzey Avrupa Doğalgaz Hattı denetleme kurulu başkanı oldu. Geriye Steinmeier’i bıraktı.

Seçimlerden sonra Merkel öncülüğünde kurulan ilk CDU/CSU-SPD (Büyük Koalisyon) hükümetinde Steinmeier, sürpriz şekilde dışişleri bakanlığı koltuğuna oturdu. Bu tarihe kadar parti içinde bir etkinliği olmayan, tanınmayan, sadece bürokrasiden gelen Steinmeier’in dışişleri bakanı olması pek çok kesim tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Çeşitli rivayetlere göre Steinmeier, Schröder’in temsilcisi olarak kabinede yer aldı.

EN BAŞARISIZ BAŞBAKAN ADAYI

Dört yıllık dışişleri bakanlığının artından 2009’da bu kez SPD’nin başbakan adayı olan Steinmeier, partisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en düşük oy almasına neden oldu. İzlenen militarist dış politika ve sosyal kısıtlama politikalarına bir de parti tabanında gelmeyen başbakan adayı eklenince, parti dibe vurdu. O gündem bu yana SPD’nin oy oranı yüzde 23-25’in üzerine çıkmadı. Önümüzdeki seçimde de çıkması beklenmiyor. 

Seçimin ağır yenilgisine rağmen Steinmeier siyasetten çekilmedi. Partisinin Meclis Grubu başkanı oldu. 2013’deki genel seçimlerden sonra yeniden Merkel’in başbakanlığında kurulan kurulan ikinci “Büyük Koalisyon”da yeniden dışişleri bakanı oldu ve bugün de halen bu görevini sürdürüyor.

BAŞBAKAN MERKEL’İN YENİLGİSİ Mİ?

Hafta sonu Berlin’de bir araya gelen koalisyon partileri CDU/CSU ve SPD’nin Steinmeier’in cumhurbaşkanlığı konusunda anlaşmaya varması, Alman basınında, özellikle de muhafazakar kesimlerde “Başbakan Merkel’in yenilgisi” olarak değerlendirildi. Zira, cumhurbaşkanını seçecek “Temsilciler Meclisi”nde en fazla oyu olan CDU/CSU’nun kendi adayıyla seçimlere girmesi gerektiği dile getiriliyor. Meclis Başkanı Norbert Lammert’in de bir daha milletvekilliğine aday olmayacağını söyleyerek yeşil ışık yakmasına rağmen...

Ancak, Merkel kendi adayını çıkarmadan SPD’nin adayını destekleyerek aslında önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerden sonra dördüncü kez başbakanlık koltuğuna oturmayı da garantilemiş görünüyor. 

Yeşiller ve Sol Parti’nin SPD’ye yaptığı ortak cumhurbaşkanı adayı ve ardından 2017’de “sol koalisyon” teklifi önerilerinin birisi şu anda devre dışı bırakılmış bulunuyor. Başka bir deyişle Merkel, SPD-Yeşiller-Sol Parti üçlüsünün ortak bir aday çıkarması ve cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtması yenilgisini yaptığı hamleyle önlemiş, her açıdan iyi anlaştığı Steinmeier’i uzlaşma içinde cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmayı kabul etmiştir. 

Şimdiden yapılan kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, önümüzdeki yıl eylül ayındaki genel seçimlerden sonra yeniden “büyük koalisyon” kurulacak ve bu koalisyon Steinmeier ile tam bir uyum içinde çalışacak.

Bütün bunlar aynı zamanda, Almanya’nın başta AB olmak üzere dünya üzerinde etkisinin artması yönünde yeni bir hamle anlamına geliyor. Dış politikadan gelen Steinmeier’in cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının bu yönüyle anlamı var.

Steinmeier’in yerine ise Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un dışişleri bakanlığı koltuğuna oturacağı ileri sürülüyor. 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.