15 Kasım 2016 09:49

Trump, göçmen seferine çıkarken...

Ercüment Akdeniz, 'Trump’ın seçim zaferi göçmen ya da mülteci politikalarında nasıl bir dönüm noktası olacak?' sorusuna yanıt aradı.

Paylaş

Ercüment AKDENİZ

Trump’ın seçim zaferi göçmen ya da mülteci politikalarında nasıl bir dönüm noktası olacak? Bu soruyu hem Amerika, hem de merkezine Avrupa’yı koyarak küresel ölçekte ele almak mümkün.
Cumhuriyetçilerin Adayı Donald Trump, seçim kampanyası boyunca göçmen politikası üzerine başlıca şu dört temel propagandayı öne çıkardı:
1- ABD-Meksika sınırını ‘kaçak göçmen’ geçişini engelleyecek duvarlarla kapatmak,
2- Ülkeye ‘kaçak’ yollardan giren ya da vize süresi bitmiş göçmenleri tümüyle ‘iltica’, ‘oturum’ ve ‘vatandaşlık’ haklarından mahrum bırakmak/men etmek,
3- Göçmen geçişleri için ‘tek bir rota’ belirlemek ve bu rotaya uymayanları fişleyip cezalandırarak geri göndermek! Tek rotadan girmeyi başaranları ise ‘ideolojik test’e tabi tutmak,
4- ‘Terör potansiyeli’ olan ülkelerden gelenlere vize zorluğu çıkarmak.

GÖÇMENLERDEN BAŞLADI

Demokratların seçim kampanyasında dile getidikleri ‘af, açık sınırlar, düşük ücretler, göç reformu’ gibi kavramlara cepheden karşı çıkan Trump bu söylemlerin karşısına da  ‘Amerikalıların yaşam ve güvenliklerinin geliştirilmesi’ sloganını çıkardı. Demokratların ne kadar göçmen dostu olup olmadıkları bir yana, Trump’ta özdeşleşen göçmen düşmanlığı ve alınan seçim zaferi Amerika’nın yakın geleceğini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor. Buna kısaca ‘Vay göçmenlerin haline!’ demek de mümkün.
Öte yandan hem bir seçim taktiği olarak hem de seçim sonrasına sarkan kimi vaatlerin getireceği zorlukları görerek söylemini yumuşatan Trump, kendi partisinden eleştiriler almakta da fazla gecikmedi. Zira 11 milyon kaçak göçmeni sınır dışı etmek yerine sadece suçluları göndereceğini söyleyen Trump’a cevap veren Eski Alaska Valisi Sarah Palin, önceden belirlenmiş hedeflerden vazgeçmesi halinde Trump’ın ‘büyük bir hayal kırıklığına’ neden olacağını söylemişti. Dolayısıyla Trump’ın arkasında kümelenmiş sermaye güçlerinin göçmenleri süpürüp atmakta, kalanları ise sömürüp postunu çıkarmakta gayet kararlı olduklarını söyleyebiliriz.

İŞİ O KADAR KOLAY OLMAYACAK

Seçimin hemen arkasından Amerikan CBS televizyonuna konuşan çiçeği burnunda başkan, önceden vadettiği şiddetli göçmen karşıtı önlemlerle; bu önlemleri yumuşatma gayreti arasında dengeli bir dil kullanmaya özen gösterdi. Trump, daha önce 11 milyon göçmeni sınır dışı edeceğini söylerken bu sayıyı “suça bulaşmış” 3 milyona indirdi. Hedefe koyduğu bu 3 milyon insana da iki seçenek bıraktı; ya sınır dışına çıkmak ya hapishaneyi boylamak! Meksika-ABD sınırını boydan boya duvarla örme vaadini de “Bazı bölgelerde çit örülebilir” biçiminde revize etti. Duvar örülecek yerler için iş adamlığı “referansını” hatırlatmakta da bir beis görmedi.
Seçim sonrası gelişen Trump karşıtı gösterilere ve bu gösteriler içinde kitlesel bir yer tutan göçmen nüfusa bakınca Trump’ın işinin öyle pek de kolay olmayacağını şimdiden not düşmek gerek.

AVRUPA’NIN YENİ ÇITASI TRUMP

Amerikan seçimleri üzerinden AB ve diğer ülkelerdeki göç ve göçmenler meselesine gelince.... Geçtiğimiz yüzyıl boyunca “sosyal devlet” politikalarını sosyalizm tehlikesine karşı bir barikat olarak ören AB ülkeleri, artık gereksiz gördükleri son tortulardan da kurtulmakla meşgul. Gerek “1951 Cenevre Sözleşmesi” gerekse BM anlaşmalarıyla imza altına alınan bir takım göçmen ve mülteci haklarının bir bir ortadan kaldırılması da bunun göstergesi. Bu arada “Brexit” sürecinde AB’den ayrılma kararı alan İngiltere’nin bu konuda daha aceleci davrandığını da unutmamak gerek.  
Trump’ın seçim zaferi bundan sonra hem AB hem diğer emperyalist devletler için yukarıda sözüne ettiğimiz sosyal ve “evrensel” haklara dönük tasfiyenin yeni çıtası olacak.
Trump’ın dile getirdiği göçmen karşıtı söylemler Cumhuriyetçilerin ilkeleri arasına çoktan girdi bile. Bu ilkeler “Amerikan rüyası”ını yeniden diriltmek kadar AB ve diğer ülke gericiliklerinin başvuracağı temel bir kılavuz olmaya da aday!  
Göçmen akınlarına karşı denizleri savaş gemileriyle “koruyan”, sınırlarına beton duvar ve dikenli teller çeken ve Türkiye ile “geri kabul antlaşması” imzalamakta tereddüt etmeyen AB gericiliği bu yola çoktan girmişti zaten.

ÖNCEKİ HABER

Bingöl'de zırhlı araca saldırı: 2 polis yaralandı

SONRAKİ HABER

İstanbul'da kadınlar İran'da Seher Hüdayari için sahaya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa