14 Kasım 2016 16:48

İki ırkçı, Nigel Farage ve Donald Trump New York’ta buluştu

İngiltere'nin ırkçı partisi UKİP'in Lideri Nigel Farage ile ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, Trump Tower’da bir araya geldiler.

Paylaş

Arif BEKTAŞ
Londra

New York’ta dün ‘önemli’ bir buluşma gerçekleşti. 23 Haziran’da Birleşik Krallık’ta yapılan Avrupa Birliği referandumunda öne çıkan Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKİP) Lideri Nigel Farage ile ABD’de son seçimleri kazanan Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump, Trump Tower’da bir araya geldiler.
Farage, 24 Ağustos’ta Mississippi’de Trump’ın bir mitingine katılmış ve kalabalığa hitap etmişti. Kürsüde onu Trump anons etmişti: “Baylar, bayanlar, şimdi de bir konuşmacı çağıracağım. Birleşik Krallık’ı başarılı bir şekilde AB’den ayıran Bay Nigel Farage”.

NEDEN FARAGE?

ABD başkanları, seçildikten yaklaşık üç ay sonra görevi devralır. Bu arada devlet erkanı ile bir araya gelir, Beyaz Saray politikalarını anlamaya çalışır ve kendi politikalarını da onun üzerine ekleyip göreve başlar. Yani Cumhuriyetçi ya da Demokrat olması çok fark etmiyor. Amerikan devlet politikalarının büyük bir bölümüne bağlı kalacak bir şekilde, ufak tefek değişikliklerle devam ederler.
Bu arada birkaç diplomatik görüşme de yaparlar. İlk önce İngiltere’deki hükümetle temasa geçerler. ABD ile İngiltere, kendi aralarındaki ilişkiye ‘Özel ilişki’ derler. Bu özel ilişki on yıllardır pek değişmedi. Regan-Thatcher, Büyük Bush-Major, Küçük Bush-Blair ve Obama-Cameron olarak devam etti. 
ABD’de ‘sağcı’, İngiltere’de ‘solcu’ hükümet olması fark etmiyor. Ya da tersi. Genellikle aynı politikaları aşağı yukarı yürütecek kadar ‘sağcı-solcu’lardır.

TRUMP, GELENEĞİ BOZDU

Ama bu sefer biraz farklı oldu. Trump2ın İngiltere’de ilk görüştüğü kişi, daha önce seçilen başkanların aksine, ne İngiltere başbakanı oldu ne de muhalefet lideri. Trump, partisinin liderliğinden üç defa istifa edip geri gelen sağcı-ırkçı Nigel Farage ile görüştü. Bu görüşme, İngiltere’de büyük yankı buldu. Muhalefetteki İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn bu görüşmeyi değerlendirirken “Trump’ın artık büyümesi lazım” diyerek tepki gösterdi ve Trump’ın bir işadamı olmaktan çıkıp devlet adamı olmaya çalışması gerektiğini ima etti.
Farage -Trump görüşmesinin aslında anlaşılır bir yanı var. İki ülkenin ırkçı iki politikacısı bir araya geldi. İkisinin buluştuğu nokta yabancı düşmanlığıydı. Amerikan devlet politikalarındaki ufak tefek değişiklikler bu sefer biraz daha büyüyeceğe benziyor. Trump, hem İngiltere başbakanı ile bir araya gelmedi hem de seçim meydanlarında söylediklerinin çoğunu savunmaya devam etti.

TRUMP’IN İLK YILI ÖNEMLİ OLACAK

Trump’ın seçilmesinin ardından, özellikle BBC ve SKY gibi medya kuruluşları, eski İngiliz diplomatlarının görüşlerine sıkça başvuruyor. Birçok diplomat ve eski bakan, Trump’ın politikalarının çok fazla karşılık bulmayacağını savunurken, kaygılarını belirtenler de var. Fakat, bazı İngiliz politikacı ve diplomatlar, Trump’ın başkanlıktaki ilk senesinin çok önemli olacağını ve bazı politikalarını değiştirmek için radikal dönüşler yapmak zorunda kalacağını savunuyor. Ayrıca Trump’ın Farage ile ilişkisini çok fazla devam ettiremeyeceği görüşü hakim.

GÖÇMENLERİN SINIR DIŞI EDİLMESİ

Trump yaptığı açıklamalarla, ABD’de bulunan 2-3 milyon ‘kaçak’ göçmenin sınırdışı edileceğini bir kez daha savundu. Aynı şeyleri Farage da İngiltere için söylüyordu. ABD’de yaşayan Meksikalıların hepsini ‘gangster’, ‘uyuşturucu kaçakçısı’ ve ‘tecavüzcü’ ilan eden Trump gibi, Farage da İngiltere’de yaşayan 5 milyon göçmenin devlet yardımlarını almak için İngiltere’ye geldiklerini savunuyordu. Bu iki ırkçının iddialarına sadece şu rakamı vermemiz yeterli olacaktır: İngiltere Ulusal İstatistik Bürosu, 2015 yılında göçmenlerin ülke ekonomisine 4.5 milyar sterlin katkı sunduğunu açıklamıştı. Bu rakam tek başına, göçmenlerin bu ülkelerde gangster olarak yaşamadıklarını gösteriyor. 
Farage’ın ‘başarılı’ bir şekilde Birleşik Krallık’ı AB’den ayırdığını savunan Trump, Birleşik Krallık’taki ayrılık yanlısı kararın sadece göçmenlerle ilgili olduğunu sanıyor. Birleşik Krallık’taki işçilerin büyük bir bölümü de AB’den ayrılmak için oy kullandı. Trump’ın seçildiği gün, ABD’de olduğu gibi İngiltere’nin sokaklarında da protesto eylemleri vardı

LE PEN CESARET BULDU

Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinden sonra, başta BBC olmak üzere bir çok yayın kuruluşu Avrupa’daki ırkçı partileri ziyaret etmeye ve görüş almaya devam ediyor. Birçok ülkeden sonra BBC bu sefer Fransa’ya gitti. Ünlü Gazeteci Andrew Marr, Paris’te Fransa Ulusal Cephesi Lideri Marine Le Pen ile bir görüşme yaparak, Trump’ın seçilmesinin ne anlama geldiğini sordu. Le Pen, önce Brexit ve daha sonra da Trump’ın seçilmiş olmasını coşku ile karşıladığını belirterek, bir sonraki olayın 2017’de kendisinin Fransa’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi olacağını savundu.
Avrupa’daki ırkçılar Trump’ın kendi davalarına katkıda bulunacağını düşünüyorlar. 

MEYDAN BOŞ DEĞİL

Trump’ın seçilmesinden sonraki protestoların da gösterdiği gibi, Trump politikalarını istediği gibi hayata geçiremeyecek. Seçim sonuçlarından sonra İngiltere’nin de dört bir köşesinde eylemler ve toplantılar peşpeşe yapılmaya devam ediyor. 
Nigel Farage ve UKİP’in kan kaybetmeye başladığı İngiltere’de, son zamanlarda yapılan en kitlesel eylemler “Refugees Welcome / Mülteciler Hoşgeldi” eylemleri oldu. Başta Fransa’nın Calais kentindeki mülteciler olmak üzere, yerinden yurdundan edilmiş mültecilerin derhal İngiltere’ye kabul edilmesi isteniyor.
Bu baskılardan dolayı İngiltere hükümeti, şimdiye kadar Calais’teki 200’den fazla mülteciyi almak zorunda kaldı. Kampanya örgütleri, çoğunluğu Afganistan, Suriye, Irak ve Kuzey Afrika ülkelerinden olan mültecilerin yurtlarını terk etmelerinin sebeplerinin, batılılıların politikaları ve savaşları olduğunu belirterek, mültecilere sahip çıkılmasını talep ediyor.

BATI KURŞUN ATIYOR, MÜLTECİLER PAZA KAZANDIRIYOR

Geçtiğimiz hafta sonu Londra’da iki günlük bir konferans vardı. Sosyalist Parti tarafından düzenlenen konferansta Trump’ın seçim zaferi de epey gündem oldu. Yüz binlerce üyeli sendikaların temsilcilerinin de konuştuğu konferansta mültecilerin dramı, Türkiye’nin AB ile mülteci anlaşması, savaşlar ve sendikaların görevleri uzun uzun konuşuldu. Birçok konuşmacı, mültecilerin ağırlıklı olarak Afganistan, Suriye, Irak ve Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya gelmeye çalıştıklarını ve bu ülkelerde batılıların savaşlarının sürdüğünü ifade eti. 
Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) yöneticilerinin de konuşmacı olarak katıldığı konferanstan çıkan sonuç ise, emperyalist ülkelerin derhal Ortadoğu’dan elini çekmeleri oldu.
Yapılan tartışmalarda dikkat çeken bir husus vardı. Yabancıları ülkelerinde istemeyen ırkçı anlayışların, başka ülkelere asker göndererek bölgeyi kan gölüne çeviriyor, bu saldırganlıktan kaçmak zorunda kalan mülteciler Batılı ülkelere geldiğinde ise, İngiltere’de olduğu gibi ekonomilerine katkı sağlıyor olmasıydı. Çünkü mülteciler bu ülkelerde hem ağır koşullarda hem de düşük ücretle çalışıtırılıyorlar. ‘Yabancılar’ sadece 2015 yılında İngiltere ekonomisine  fazladan 4.5 milyar sterlin katkı sağlamış durumda. 
 

ÖNCEKİ HABER

10 Ekim anmasında darp edilen öğrencilere soruşturma!

SONRAKİ HABER

DİB Sözcüsü Türmen: Demokrasi isteyenler birlikte mücadele etmeli

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa