Bölündükçe evimize götürdüğümüz ekmek de parçalanıyor

Bölündükçe evimize götürdüğümüz ekmek de parçalanıyor

Ford işçisi yazdı: Medyası, şirketleri, yargısı her şey onların elinde ama bizler de sömürülenler olarak kocaman bir aileyiz.

Ford Otosan İşçisi
Kocaeli

Merhaba Evrensel okurları ve Evrensel Gazetesi’nin emekçileri, ben Ford Otosan fabrikasında 3 yıldır çalışan bir işçiyim. Ülkemizde yaşanan her şeyi bizler de sizler gibi takip ediyoruz. Olan şeyleri yoğun çalışma temposunda takip etmekte bile zorlanırken, sizlere biraz aramızda konuştuğumuz şeylerden bahsetmek istiyorum.
Fabrikanın çalışma şartlarının ağır olduğunu benim gibi otomotiv sektöründe çalışan işçiler iyi bilir. Fabrikaya ilk girdiğim günlerde; bu koşullar içerisinde çalışırken, bu hıza ayak uydururken gerçekten nasıl sağlıklı kalacağımı düşünüyordum. Günde 160 arabanın altına düştüğümüzde fark ediyoruz ki bizim sağlığımızdan çok fabrikanın kârı önemli. Koşullarımız zor derken sadece hızlı olmamız gerekmiyor. Bir de işçiler olarak birbirimizle rekabet etmemizi istiyorlar. Eğer işi layıkıyla yapıyorsak bir diğer işçi arkadaşı da daha az hatalı ve daha hızlı olsun diye kim daha iyiyse o vardiya amiri olur diyerek bizi rakip haline getiriyorlar. Bu rekabet bizi birbirimizden uzaklaştırıyor, hatta kimi zaman düşmanlaştırıyor.
Tabi fabrika içerisinde konu siyasetten açılınca da bir kez daha ne kadar kutuplaştığımızı fark ediyoruz. HDP’li vekillerin gözaltına alındığı gün bazı arkadaşlarımızın moralinin bozuk olduğu yüzlerinden okunurken bazı arkadaşlarımızın küfür ederek bunlar “İnşallah müebbet alırlar” demesi aslında fabrika içerisinde işçilerin ne kadar kutuplaştığını gözler önüne serdi. Bizler işçiler olarak fabrika içerisinde vardiya amirlerimiz grup liderlerimiz tarafından rakipleştirilirken ülke de iktidar partisinin yaptıkları yüzünden kutuplaşıyor ve birbirimizi anlamaktan uzaklaşıyoruz. Asıl olması gereken ise öncelikle fabrika içerisindeki koşullarımızın düzeltilmesi, önce işçi sağlığı diyenlerin bizim sağlığımızı düşünen davranışlar sergilemesiyken ülkemizde de önce milletimiz diyenlerin bizi kutuplaştırmadan insanların iradelerine saygı gösterecek politikalar yapmasıdır.
Gün oluyor bazen öyle şeylerin farkına varıyor ki insan sana verilen işi hatasız yapman gerekiyor bunu yaparken arkadaşlarınla aranda bir şey konuştuğunda iletişimi dahi engelliyorlar. Zaman zaman yanımdaki robota bakıyorum dakikalarca izliyorum o kadar tuhaf bir his ki bu bazen ağzı olsa konuşsa kim bilir neler diyecek diyorum. Hoş ondan da pek bir farkımız yok ama biz susmamalıyız. Sömürünün bu kadar ağır koşullar altında sürdüğü bu ülkede mücadelemizi en sağlam yerinden tutmalıyız. Düşünüyorum, bizim gibi milyonlarcası var ülkenin her tarafında işçiler emekçiler benim gibi sömürülüyor hepimiz aynı kaderi yaşıyoruz. İktidar güçlü. Medyası, şirketleri, yargısı her şey onların elinde ama bizler de sömürülenler olarak kocaman bir aileyiz. Ve biz de en az onlar kadar güçlüyüz. Fakat biz susuyoruz onlar hep konuşuyor. Biz sustukça, kaçtıkça, daha çok bölünüyoruz. Bölündükçe birbirimize düşmanlaşıyoruz. İşte o zaman evimize götürdüğümüz ekmek de parçalanıyor. Şimdi ırk, dil, din, milliyet farkı olmaksızın mücadele etme, yan yana gelme günüdür.

www.evrensel.net