Her başlangıçta yeni bir anlam vardır

Her başlangıçta yeni bir anlam vardır

Fırat Turgut, yeni yayın hayatına başlayan kültür sanat ve edebiyat dergisi Yeni e'nin Yazı İşleri Müdürü Çağdaş Günerbüyük’le konuştu.

Fırat TURGUT

Kimileri “kapatmakla” fazlasıyla meşgul. Üstelik bunun “son vermekle” eş anlamlı olduğuna inanıyorlar. Ancak “on bin yıl”ın kültürü inatçı, kolay susacağa da benzemiyor. Her hafta yeni bir kapıya mühür vurulduğunu haber aldığımız bugünlerde yeni bir kültür sanat edebiyat dergisi yayın hayatına başlıyor: Yeni e. ‘E’nin çağrıştırdıklarını, Yeni e’nin dergi yayıncılığında nasıl bir yol izleyeceğini Yazı İşleri Müdürü Çağdaş Günerbüyük’le konuştuk.

Unutmadan, Yeni e dergisi, TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı 4. Salon 4105 numaralı stantta okurları bekliyor olacak.

İlk sayınızın kapağında “Her başlangıçta yeni bir anlam vardır” dizesi var. Edip Cansever’in “Umuş” şiirinden. Anlam neden bu kadar önemli?
Aslında özel olarak anlama vurgu yapan bir giriş yoktu aklımızda. Ama elbette anlam önemli bir mesele, pekala buradan da başlayabiliriz. Önemli olan bu tartışmanın kendisi aslında. Anlamın edebiyattaki, sanattaki yeri eskiden beri çokça tartışılan bir konudur, dolayısıyla epey uzamaya müsait. Kısaca şu kadarını söyleyelim, anlam hep önemlidir, “anlamsız” olanı öne çıkaran sanatçılar ve akımlar da bir referans noktası olarak anlamı aldıkları andan itibaren, aslında eserlerine böyle bir anlam katarlar. Örneğin biçimi öne çıkarmak postmodernizmin tahakkümünden önce de pek yaygındı ama biçimin de nihayetinde içerikten bağımsız olmayacağını hesaba katınca kültür ve sanatın her veçhesinde bir anlamlandırma çabası vardır mutlaka. 

Dergicilik açısından da bu tartışma şöyle güncellenebilir: Dergileri görünüşlerine, formlarına bakarak yargılamak ve kategorize etmek rağbet gören bir eğilim. Bu dergiler şu tarafa, şu dergiler o tarafa... Kağıdı ya da fiyatı birbirine yakın olan dergiler birbirinin benzeri olacak diye bir kural yok oysa. Bizim de tipimize bakıp “Ha bunlar zaten şöyledir” diyenler olacaktır, niyetimiz o okuru da içeri çekmek. Biz bu anlamı arıyoruz, derginin ilk sayısının kapağında bu dizeye yer vermemiz bundan. Anlamı başlangıçla, yeni olmakla yan yana düşünerek, birlikte aramaya, tartışmaya, birbirimizden öğrenmeye ve harekete geçmeye çağırıyoruz.

EDEBİYAT, EMEK, ESTETİK, EVRENSEL...

‘Yeni e’ adı? E harfinin çağrıştırdıkları neler?
Size çağrıştırdığı neyse o. Biz onu kısıtlamak niyetinde değiliz. Yeni e, bir kültür sanat edebiyat dergisi, haliyle “e”li çok kavramla sık haşır neşir oluyoruz. Edebiyat da öyle, emek de, estetik de, evrensel de, enternasyonal de, eylem de, evrim de. Dediğim gibi ucu açık.

İsterseniz “Edep Ya Hû”’nun “e”si diye düşünün. O kadar çok şey oluyor ki “Edep Ya Hû” diye yorumlayacağımız, tartışacağımız. Edebiyat, sanat hariç değil. Çoğu kez başkalarının yerine de utandığımız günler yaşıyoruz. Sözünü sakınmayan bir dergi olacak Yeni e. Hakim olan karşısında da, muhalif görünen karşısında da. Hani Antik Yunan'ın çok sevilen lafı vardır ya “Kendini bil” diye, bilmeyene de bir hatırlatmak lazım sanki. Bir işimiz de o olsun.

SANSÜRÜN VARLIĞI DAHA ÇOK KONUŞMAYA GEREKÇE

675 sayılı KHK, kültür sanat dergilerini de kapatarak sansürün sınırlarının nerelere uzandığını gösterdi. Bu gözünüzü korkutmuyor mu?
Korkmakla ilgili kısaca kendi adıma söyleyeyim: Neden korkmayayım? Dergimizi çıkaranlar da benim gibi insan, elbet herkes başka duygular gibi korkudan da nasibini alır. Zaman zaman hatırlanan sözdeki gibi, bizim dayanağımız, korku gibi cesaretin bulaşıcılığı. Bu korkutucu, karanlık günleri el ele vererek, dayanışarak, safları sıklaştırarak aşabileceğimize duyduğumuz inanç, onun üstündedir. 

KHK ile kültür sanat dergisi kapatmaya gelince, evet onu da görmüş olduk. Sansürün sınırlarını belki henüz görmemişizdir, bakarsınız daha da genişler. Ama aynı sebep yeni bir dergi çıkarmanın gerekçesi neden olmasın? Söylenecek söz bitmediğine, sanat, kültür ortadan kalkmadığına göre, korksak da konuşmak lazım. Hatta, daha fazla konuşmak lazım. 

İLK ANSİKLOPEDİCİLERDEN DERGİCİLİĞE

Raflarda kültür sanat dergilerinden geçilmiyor. Siz neyi eksik gördünüz de yeni bir kültür sanat dergisi çıkarmaya karar verdiniz?
Kendimizi. Bu işin esprisi de, ona cevap vermek, yayın hayatımız boyunca işimiz olsun. İlk sayımızda Aydın Çubukçu’nun yazdığı bir yazı var, ilk ansiklopedicilerden başlayarak ansiklopedi ve dergicilik arasındaki ilişkiyle ilgili. Bilgi hamalı olmak değil, bilgiyi eylemin ışığı kabul etmek diye tarif ediyor bu felsefeyi. Ben merak edenlere o yazıyı önereyim.

Dergi çok dediniz, daha da çok olsun, ama tabii ki epeyce eksikten bahsedilebilir. İlk akla gelenden başlayayım: eleştiri. Yeni e’nin varlık nedenlerinden biri de o olsun.

HALKLA İLİŞKİLER ÇAĞINDA ‘ELEŞTİRİ’

Oraya gelecektim. Eleştiri aslında dergiciliğin temel dayanaklarından biri. Daha doğrusu biriydi. Bu “halkla ilişkiler” çağında “eleştiri”ye nasıl bakıyorsunuz?
Piyasa son birkaç on yılda sanat ve edebiyatı kendine göre düzlerken o dikenlerden de kurtuldu. Eleştiriyi büyük ölçüde boğan o oldu. Bu keşke burjuva yayınlarla sınırlı kalsaydı. Ama direnen, teslim olmayan cenah için de geçerli bu, eleştiri eksikliği. Onun yerini, zamane kutuplaşmasının ölçüleri aldı. Bizden olan iyi, olmayan tu kaka diyerek konuyu kapatma eğilimi pek yayıldı. Biz eleştiriye özel bir ağırlık vermeyi çok önemsiyoruz, bu alışkanlıktan uzaklaşmış olsak dahi, edebiyatta ve sanatın her dalında, sorgulayan, didikleyen, derinlemesine tartışan eleştiriyi geliştiremezsek, biz kendimizi görevimizi yapamamış sayarız. Ucuz tüketim için üretilen malzemeye halkla ilişkiler yetebilir dediğiniz gibi, ama sanat eleştirisiz olmaz. Buna mecburuz.

YENİ E HANGİ NESİLDEN?

Kültür sanat dergiciliği epeydir tartışılagelen bir konu. Siz “yeni nesil dergicilik” kavramına nasıl bakıyorsunuz? Yeni e, hangi nesilden?
Nesil değil de soyumuzu sopumuzu anlatmaya meyyaliz galiba, ansiklopedicilere, işçi sınıfının öğretmenlerine, büyük devrimci sanatçılara, düşünürlere dayandırarak. Hangi nesilden desem ki ben size şimdi?

Anlıyorum tabii, mevcut dergicilik eğilimleri içindeki yerimizi soruyorsunuz. Açıkçası kolaycı indirgemelerle yürüyor bu yeni nesil gibi tartışmalar. Şu dergiler şöyle, bu dergiler böyle, bir taraf diğerini edebiyatı ucuzlatmakla suçluyor, öteki onu halktan kopuklukla. Bir uca popülizm öbür uca elitizm dersek kısaca, biz bu cendereye sıkışmayı reddediyoruz. Anlaşılır olmak, ilgi çekmek, okur çevremizi genişletmek istiyoruz, ama bunun için yüzeyselleşmemeye ya da burjuva kültürün muhtelif tuzaklarına düşmemeye de çalışacağız. Bu söylediğimin kolay olmadığının farkındayız ama yalnız olmadığımızı biliyoruz. Sosyalist kültürün birikimine, ülkenin aydın geleneğine, okurlarımızın, halkımızın -her anlamıyla- kültürüne güveniyoruz. 

YENİ E’DE SANAT

Edebiyatın dergicilikte baskın bir hali var. Sinema, tiyatro, müzik, resim gibi sanatlar, daha çok alan dergilerinde yer bulabiliyor. Yeni e, edebiyat ağırlıklı mı olacak, diğer sanatlar nasıl yer alacak?
Edebiyat artık şarkı sözünü bile kapsıyor Nobel’de gördüğümüz gibi. Edebiyatın Yeni e’de daha ayrıcalıklı bir yeri olduğunu söyleyebiliriz, kendimizi kültür sanat edebiyat dergisi olarak tanımlarken. Ama bahsettiğiniz dergilerden farklı olarak, sinema, tiyatro, müzik, plastik sanatlar da konumuzdur, ayrı ayrı ve birbirleriyle ilişkileri içinde, hatta geniş anlamıyla kültür, Yeni e sayfalarının konusu olacak. Ansiklopedi benzetmesini bu bahiste aklımızda tutabiliriz.

Edebiyatın türlerinin geri planda olduğu “güzel yazı” ve “anı”nın öne çıktığı günler yaşıyoruz. Öykü, şiir, deneme gibi türler nasıl bir ağırlık taşıyacak yeni e’de? 
Doğrudur, ilk bakışta böyle bir yönelim var gibi. Kanıt olarak da tirajlar, satışlar gösteriliyor. Konunun nedense hep yazarın bizatihi kendisine geldiği yazılar “türlerden bağımsız”, hatta “türler üstü” gibi görülüp “edebiyat”mış gibi yapılıyor. Biz elbette böyle bir edebiyatın dergisi değiliz.

İlk sayımızda yedi öykü ve onun üzerinde şiir yayımladık. Bu sayıyı daha da artırmayı istiyoruz.

‘BİR SES ARIYORUZ’

Derginize girecek edebi ürünleri seçerken nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Ürünleri seçerken kullandığımız özel bir formül veremeyeceğim ama yeni ve devrimci sözlerin bizi her şeyden çok heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Emeğe, halka, hakikate dair olanı önemsiyoruz. İnsani olan hiçbir şeyi yabancılamamak, parolamız. Sırtımızı elbette köklü bir sosyalist kültür birikimine yaslıyoruz ve aynı zamanda Sennur Sezer'in “Bir ses arıyorum, yeni bir şiire başlamak için” dizelerindeki arayışın sürdürücüsüyüz.

Genç yazarları, şairleri de bu yüzden önemsiyoruz. Genç imzalara sayfalarımızda nasıl daha fazla yer verebileceğimiz üstüne kafa yoruyoruz. Sözümüz olsun, her sayıda genç şairlerin, öykücülerin, yazarların ürünlerinin olmasına özellikle çalışacağız. 

İLK SAYIDA NELER VAR?

İlk sayınızda nasıl bir dergi ile karşılaşacak okur?
Kapağımızda bir Abidin Dino deseni var. Ayrıca Semih Poroy, Firuze Engin ve Esin Erdem’in de desenleri yer alıyor. Yazarlar arasında Aydın Çubukçu’dan Orhan Alkaya’ya, Adnan Özyalçıner’den Şükrü Erbaş’a, Mahmut Temizyürek’ten Ahmet Büke’ye pek çok isim var. Tümünü burada sayamam elbette, ama farklı kuşaklardan yazarlar, şairler aynı sayfalarda yer alıyor. Bir de yayıncılarla yaptığımız “OHAL'de yayıncılık” soruşturması yer alıyor ki; bu konuyu daha çok tartışacağız gibi.

Unutmadan, Yeni e dergisi, TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı 4. Salon 4105 numaralı stantta olacak. Tanışmak ve ilk elden dergimize ulaşmak isteyen okurlarımızı bekleriz.
 

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Kasım 2016 10:24
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.