Birleşik Krallık’ta Brexit sancısı sürüyor

Birleşik Krallık’ta Brexit sancısı sürüyor

Birleşik Krallık'ın AB'den nasıl ayrılacağına iki taraf da karar verebilmiş değil.

Arif BEKTAŞ
Londra

Geçtiğimiz 23 Haziran’da yapılan referandumun sonucu gereği Birleşik Krallık’ın, Avrupa Birliği’nden (AB) iki yıl içinde ayrılması gerekiyor. Fakat nasıl ayrılacağına ne Birleşik Krallık ne de AB henüz karar verebilmiş değil. Son olarak, Londra’daki Yüksek Mahkemenin kararına göre, ayrılığın nasıl olacağına parlamentonun karar vermesi gerekiyor.
Meselenin özellikle İngiltere medyasında bu kadar gündem olmasının nedeni mülteci sorunu, istihdam ya da Doğu Avrupalıların statüsü değil; daha büyük pazarlıklar söz konusu.

AB’DEKİ TİCARİ ANLAŞMALAR

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasıyla, AB ve Asya ülkeleri arasında yapılan ticaret anlaşmalarından Birleşik Krallık yararlanamayacak. Bu nedenle Birleşik Krallık yetkilileri tek tek bu ülkeleri gezerek yeni anlaşmalar yapmaya çalışıyor. Sermaye, ABD ile AB arasında yapılan anlaşmaların kaymağından da mahrum kalmak istemiyor. İngiliz sermayesinin, AB ülkelerinde daha serbest dolaşımını sağlayan yasaların aynı kalması, ya da iyileştirilmesi de verilen çabalar arasında.

AB ülkeleri ise, İngiltere’nin bu yaklaşımını dikkatle izliyor. Hatta daha fazla taviz koparmanın da yollarını arıyor. Ayrılmanın bu kadar zor olmasının en büyük sebeplerinden biri de bu.

İSKOÇYA AYRILMAK İSTEMİYOR

Birleşik Krallık’ın (İngiltere, Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya) AB’den ayrılması meselesinde asıl ‘baş ağrısı’ ise İskoçya. Birleşik Krallık’ın dağılmasına dahi neden olabilecek bir Brexit’ten bahsediliyor. İskoçya, AB’de kalmak istiyor. AB Referandumunda, İskoçyalıların çoğu ‘AB’de kalma yönünde’ oy kullanmıştı. Fakat toplamda Birleşik Krallık’ın geneli ‘Hayır’ oyu kullandığı için bu karara uyması bekleniyordu.

Fakat bu böyle olmadı ve İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, Avrupa Birliği’nde kalmak istediklerini tekrar tekrar ilan etti.

İskoçya’nın Avrupa Birliği’nde kalabilmesi ise ancak  ‘ayrı bir ülke’ olarak yapacağı başvuru ile mümkün. Bu da İskoçya’nın yeniden bir referanduma gitmesini gerektiriyor.

İSKOÇYA BAĞIMSIZLIĞA YÜRÜYOR

Başbakan Sturgeon, İskoçya’nın bağımsızlık referandumuna gideceğini ve bağımsızlığını kazandıktan sonra AB’ye üyelik başvurusunda bulunacaklarını açıkladı.

İskoçya’nın bağımsız bir ülke haline gelmesi durumunda ise, özellikle Kuzey Denizi’ndeki petrol yataklarını kendisi çalıştırmak isteyecek ve kendi anlaşmalarıyla katılacağı Avrupa pazarında, İngiltere açısından ekonomik kayıplara neden olacak.

İskoçya, 18 Eylül 2014 tarihinde bir bağımsızlık referandumuna gitmiş ve sandıktan yüzde 55 ‘hayır’ oyu çıkmasıyla bağımsızlığına kavuşamamıştı. O dönem İskoçya Ulusal Partisi Lideri ve Bölgesel Başbakanı olan Alex Salmond, bağımsızlık defterini kapatmadıklarını belirterek “Bir gün gelecek tekrar bağımsızlığımız için referanduma gideceğiz” demişti. Brexit’le birlikte o gün yakın görünüyor.

BAŞBAKAN THERESA MAY, ASYA TURUNA ÇIKTI

Avrupa Birliği’nden ayrılma yanlısı kampanyanın başını çeken, iktidardaki Muhafazakar Partinin bir çok milletvekili bugün bakanlık koltuklarında oturuyor ve bu durum da ayrıca bir problem olarak ortada duruyor. İngiliz devlet yapısını ve anlayışını da taşıyan bu bakanların geri adım atmasının koşullarının olmaması, İngiltere’nin başka pazarlara açılmasını da zorunlu kıldı.

Başbakan Theresa May geçtiğimiz hafta Hindistan’a yaptığı ziyarette, ağırlıklı olarak Brexit konularını gündeme getirdi. Hindistan ile hem yeni ticari anlaşmalar ve hem de Hindistan sermayesinin İngiltere’de yatırım yapmasının koşulları konuşuldu. Böylelikle ekonominin daha fazla yıpranmaması ve istihdamın da yaratılması hedefleniyor. Başbakan May, bundan sonra da Asya’da temaslarını sürdürecek.

‘FİKİR DEĞİŞTİRMEK’ MÜMKÜN MÜ?

“Ayrılma yöntemlerine parlamentoda bir oylama yapılarak karar verilsin” yönündeki mahkeme kararı ve ülkedeki tartışmaların giderek “AB’den çıkmak doğru değil” anlayışının yaygınlaştırması, “Bir fikir değişikliği olabilir mi?” sorusunu da gündeme getirdi.
AB’den ayrılma konusunda uzman olarak danışılan Kinlochard Lordu Kerr, “Brexit kaçınılmaz değildir” diyerek, “Gerekirse çıkış sürecinde üyeliğin sona erdirilmesi konusunda fikir değişikliğine gidilebilir” fikrini öne sürüyor.
Lord Kerr gibi, Brexit’in durdurulmasını savunan başka çevreler ve başlatılan imza kampanyaları da var.

‘ZAM VE ENFLASYON’LA KORKUTMA

Son olarak geçtiğimiz günlerde kameralar karşısına çıkarak açıklamalarda bulunan İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney, Brexit’le birlikte gıda fiyatlarında, ev kiralarında artışın olacağını, alım gücünün düşeceğini ve dolayısıyla enflasyonun yükseleceğini belirterek, toplumun buna hazırlıklı olması gerektiğini savundu.
Bütün bu açıklamalar, Brexit’le birlikte İngiltere’yi zorlu günlerin beklediği biçiminde anlatılmaya ve korku yaymaya hizmet ediyor. Toplumun önemli bir kesiminde de, ayrılma kararının yanlış olduğu fikri yerleşmeye başladı.
Önümüzdeki günlerde, ayrılmanın yöntemleri konusunda daha net planların ortaya çıkması beklenirken, AB’de kalmak gerektiğini söyleyenlerin seslerini yükseltmeye başlayacağı tahmin ediliyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Kasım 2016 13:00
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.