Kadınlarda dert de umut da çok

Kadınlarda dert de umut da çok

Elif Ekin Saltık, İstanbul Esenyurt’ta kadınların buluşmasından izlenimlerini aktardı...

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

OHAL, KHK’ler, tutuklanan gazeteciler ve siyasetçiler memleket gündemini kaplarken kadınların gündemine bir türlü sıra gelmiyor. 15 Temmuz sonrası ‘demokrasi’ şölenleri yapanlar bugün demokrasiye en büyük darbeyi indiriken, kadınların görünürlüğü daha da azalıyor. Evde, sokakta, işyerinde her türlü şiddete maruz kalan kadınlar biraz da kendilerine ait olanı konuşmak, görünür kılmak istiyor.

25 Kasım’a yaklaşırken Ekmek ve Gül olarak Esenyurt’ta İmat Köyü Derneğinde bir araya geldiğimiz kadınlar da “Bu güvensizlik, korku, şiddet ortamında biz ne yapacağız?” diye sordu. 25 Kasım’ı, kadınların mücadelesini, şiddetle nasıl başa çıkacağımızı tatıştığımız kadınların birçoğu işçi kadınlardı. ‘Ben özgürüm, eşim bana hiç karışmaz, rahatım yerinde’ dedi kimi. Kimi de “Bu ortamda büyük bir güvensizlik yaşıyorum. Adalete inancım kalmadı artık. Kazanımlarımıza rağmen değişen hiçbir şey olmuyor” diyerek yaşadığı ortamda kendini çok da güvende hissetmediğini anlattı. Kadınların bazısı ise birbiriyle hasret gidermeye, dertleşmeye gelmiş. “Siz ne düşünüyorsunuz, tasanız ne?” diye sorduğumuzda “Ohoo, anlatmakla bitmez, öyle çok şey yaşadık ki. Geçti artık bizden” diyerek paylaşmanın çok da fayda etmeyeceğini düşünüyordu. Kendileri şiddete maruz kalmasa da çevrelerindeki birçok kadının ev içi şiddete maruz kaldığını aktardı kadınlar. Konu konuyu açtıkça kendi evlerinin içini anlatmaya başlıdılar: “Çocuğumun istediği bir şeyi yapmazsam ‘Ama sen annesin, yapman gerek’ diyor, bana vicdan azabı yaşatıyor. Dayanamıyorum yapıyorum.” Sonrasında eşine kızarak. “Bana evde hiç yardım etmiyor. 30 yıldır çoraplarını çamaşır sepetine atmasını öğrenemedi bir.”

Bu kadınlar şiddet görmese de binbir çeşit dertleri var aslında. Buluştuğumuz derneğin dernek değil de kahve olarak kullanıldığını; kısa bir süre öncesine kadar önünden bile geçemediklerini; ısrarlarıyla ayda bir toplanmak için derneği kullandıklarını anlattılar. Kadınların birbirlerine dokunabilmesi çok önemliydi ve onlar da yaptıkları bu buluşmalarla birbirlerinin derdine, tasasına, sevincine ortak olmaya çalışıyorlardı. Bunu ilerletmenin yolu neydi peki; nasıl bir şeyle karşılaşabileceğimizi bilmediğimiz bir ortamda kadınlar nasıl yan yana bir arada durmalıydı? Bazen bir mahalle derneğiyle olabilirdi bu, bazen kadınların bu toplantıları sürekli hale getirmesiyle. Bütün bunları konuştuk kadınlarla. Örneğin Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin, Kızkardeşim kadın Dayanışam Derneğinin kadınlar için ne kadar önemli olduğunu anlattık. Mahalledeki kadınların her tür sorunundan tutun da fabrikada toplu sözleşmede 8 Mart’ın tatil edilmesinin bu derneklerin o fabrikaya dönük çalışmalarıyla olduğunu aktardık. Dinlerken mutlu oldu kadınlar, umutla doldular. Dernek önüne doluşan ve tavla, okey oynamak için kadınların dernekten ayrılmasını bekleyen erkeler yüzünden sohbetimiz biraz erken bitmek durumunda kaldı. “İşte hep böyle yapıyorlar, biz onlara şu saatte gelin desek de dinlemiyorlar” diye kızan kadınlar ne dediysek de durmadılar. Çıkarken Ekmek ve Gül dergisini kollarının altına alan kadınlar, “Önümüzdeki ay ya bir sosyolog ya da kadın hastalıkları uzmanı bizi bilgilendirsin” diye de sözleştiler. Kadınlar böyleydi işte, dertte, umutta çoktu kadınlarda...

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Kasım 2016 15:41
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.