Dünyanın bütün ırkçıları seviniyor

Dünyanın bütün ırkçıları seviniyor

Açıktan ırkçı-faşist görüşleri savunarak başkanlık seçimlerini kazanan Donald Trump’ın zaferi, dünyanın her yerinde ırkçıları sevindirdi.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Süddeutsche Zeitung’un dış politika yazarı Stefan Kornelius’un değişiyle ifade edersek; “Trump’un zaferi ABD ve dünya için çok önemli bir gelişmedir.”

ABD başkanlığının bir Afro-Amerikalı’dan ırkçı bir beyaza devri sadece sembolik değil, politik bakımdan da pek çok anlam içeriyor. Bu aynı zamanda, ABD içinde sınıflar arasındaki ekonomik-siyasi çelişkilerin önemli ölçüde sertleştiği ve çatışmanın bundan sonra derinleşerek devam edeceği demektir.

EMEKÇİLER NEOLİBERALİZMİ CEZALANDIRIYOR

ABD’deki bu ‘sert dönüş’ elbette ülkede yaşayan emekçi sınıfların içinde bulunduğu ekonomik-sosyal koşullarla bağlantılı. Haftalardır 2008 krizinin ABD’de yarattığı tahribat ve bu tahribatın sonucu olarak “beyaz işçi sınıfının” geleceğini güvence altına almak için, neoliberal politikaları dayatan Demokratları cezalandırmak için, oyunu bu kez ‘beyazların ayrıcalıklı’ olmasını açıktan savunan, göçmeler ve başka renkten ve inançtan insanları aşağılayan ırkçı Trump’a vereceği yazılıp çiziliyor.

Yoksa işçi sınıfının yoğun olduğu ve krizle birlikte işsizliğin ve yoksulluğun arttığı eyaletlerde bu kez Trump’un kazanması başka basıl açıklanabilir...

Artan sınıf çelişkileri, geniş kitlelerin güçlü bir şekilde arayış içinde olduğu aslında önseçim döneminde de görülmüştü. Sol sosyal demokrat talepleri savunan, emekçi sınıfların sosyal konumun bugünkünden daha iyi bir düzeye çıkarılmasını savunan Bernie Sanders’in Hillary Clinton karşısında gösterdiği başarı aslında bunun ifadesiydi.

TRUMP’IN PANZEHİRİ SANDERS’TI

Bugün açık olarak görülüyor ki; ABD’li emekçilerin ve gençlerin içinde bulunduğu durum nedeniyle Trump’u durduracak aday Clinton değil, Sanders’tı. Başka bir deyişle Trump’un panzehiri Sanders’taydı. Ekonomik-sosyal koşullar nedeniyle bugün Trump’a oy veren milyonlarca beyaz emekçiyi ikna edebilir, oyunu alabilirdi.

Ama sermaye, onun basını ve sınıfta kalan kamuoyu araştırma şirketleri Clinton’un adaylığını başkanlığı cepte sayarak, tercihini açık olarak ondan yana kullandı.

Tarihin akışı, 2008 krizinin yarattığı sosyal-ekonomik tahribatın giderilmesi yönünde açık tavır alanların seçimlerden başarıyla çıkacağını gösteriyordu. Ancak, bu tahribatın baş sorumlusu olarak gösterilen Demokratlar ve o dönem kabinenin etkili ismi olan Hillary Clinton ile bunun mümkün olmadığı görülmek istenmedi. Kitlelerin bir kez daha kolayca yedeklenebileceğinden hareket edildi.

IRKÇILIĞIN ZİRVE DÖNEMİ

Öyle görünüyor ki; Trump’un açık arayla seçimleri kazanması ve 45. ABD başkanı olmak için elde ettiği bu başarı, son bir kaç yıldır Kuzey Yarımkürede yükseliş içinde olan “yeni tip” ırkçı-popülist hareketlerin zirve yapması anlamına geliyor. ABD’de Çay Partisi’nin temsil ettiği bu ırkçı zihniyetin bir benzerini Avrupa’nın değişik ülkelerinde çeşitli ırkçı-faşist hareketler savunuyor. Klasik Neonazi görüşleri yeni dönemin sorunlarıyla birleştirerek, İslam ve göçmen düşmanlığını ön plana çıkaran bu akımlar, 2008 krizinin yarattığı ekonomik sorunlardan faydalanarak hızla güç toplamaya başladılar.

Bütün bu ırkçı parti ve akımlar sabah saatlerinden itibaren ABD seçimlerini kendileri kazanmış gibi seviniyorlar.

AVRUPA’NIN IRKÇILARINA GÜN DOĞDU

Daha kesin sonuçlar açıklanmadan Trump’ı başkan ilan eden Avrupa’daki sağ parti ve akımlar, elbette bu zaferden kendilerine pay çıkarmak istiyorlar. Öncelikli olarak da Fransa’daki Ulusal Cephe’nin lideri Mariene Le Pen. Önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olacak Le Pen’in Cumhuriyetçiler ile Sosyal Demokratlar arasından sıyrılıp koltuğa oturma planı hiç de yabana atılacak gibi değil.

İngiltere’nin AB’den ayrılmaya karar vermesinde başrolü oynayan Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) eski başkanı Nigel Farage de, sosyal medya üzerinden Trump’un kazanmasını “2016’daki ikinci büyük politik devrim” olarak nitelendirdi. Farage, bir süredir ABD’de doğrudan Trump’un seçim kampanyasına destek veriyordu. Hollandalı ırkçı Geerd Wilders ise “Amerikalılar kendi ülkelerinin yönetimin yeniden ellerine aldılar” diye mesaj attı.

Almanya’da sağcı AfD yöneticileri Trump’un kazanmasını selamlarken, hükümet cephesinde daha çok “şok” açıklamaları yapıldı. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Trump’un seçilmesinin AB-ABD ilişkilerini zorlaştıracağını söyledi.

Özetle, Trump’un zaferi Avrupa ülkelerindeki ırkçı-faşist partilerin ve liderlerin iştahını kabartmış, bunu kendi hanelerine başarı olarak yazarak, benzer bir sonucu almak için çalışacaklarını söylüyorlar.

Bu aynı zamanda, AB ülkelerinin kapısında büyük bir tehlikenin olduğunu gösteriyor. Şimdiden ABD’deki tablodan çıkarılacak sonuçları doğru okumak ve ırkçıların aynı şekilde başarı elde etmemesi için bütün demokratların zaman kaybetmeden harekete geçmesi gerekiyor.

Zira yarın çok geç olabilir.

ABD EMEKÇİLERİNİN TARİHSEL SORUMLULUĞU

Hem Kongre hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçiler, bundan sonra iktidarlarını pekiştirmek için önemli adımlar atacaklar. Faşist Trump, önce parti içinde kendisini istemeyenlere yönelecek, sonra adım adım Demokratları güçten düşürecek. Zira, Trump her açıdan bugüne kadar işbaşına gelen devlet başkanlarından farklı olarak her alanda tabuları yıkarak ilerlemeye çalışacaktır. Onu durduracak tek güç ise, ABD’de yaşayan farklı ırklardan, inançlardan emekçiler ve işçi sınıfıdır.

Tarih;  Birleşik Devletler ve dünya için tehlike arz eden Trump ve onun temsil ettiği zihniyete karşı, ABD soluna ve emekçilerine, dünyanın bundan sonraki gidişatı için büyük bir sorumluluk yüklemiştir.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.