İntihar bombacısı üstünden kurulan iddianameyle adalet olmaz

İntihar bombacısı üstünden kurulan iddianameyle adalet olmaz

Tüm Bel Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Satı Buruncu Çalı, 10 Ekim katliamı davası ile ilgili izlenimlerini yazdı.

Ülkemiz tarihinin en kanlı ve büyük katliamının davasında ikinci gündeyiz.bu hafta boyunca her gün 101 insanımızı kaybettiğimiz katliamdan ancak 14 ay Sonra itiraz ettiğimiz bir idiaaname üzerinden duruşmalar sürecek.

Evrensel gazetesi “Büyük acının davası” demişti davaya. Evet büyük acının davası bu. Dün ailelerin acısına karşılık “şov yapıyorlar “ diyen, salondan “katiller dışarı” sloganıyla atılan polisin özetle tüm sorumluların bakışını kustuğu büyük acımızın davası bu. Katliam anından itibaren her gün yeniden kanatılan yaramıza tuz basanlar son olarak bugün bu iddianame ile bırakın bu katliamın gerçek sorumlularının açığa çıkarılmasını yeni katliamlara da yol vermek istiyorlar adeta.

14.ayda katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri, yakınları, yitirdiklerimizin siper yoldaşlığıyla bugün hayatta kalanlar, kulaklarını, bacağını çeşitli uzuvlarını kaybetmiş müştekiler 2 gündür bu mahkeme salonunda toplanırken bu mahkemenin toplanmasının bile belli bir mücadele sonucu olduğunu iyi biliyorlar.Aylardır her düzeyde sürdürülen mücadeleye karşın tek bir kişi(Yunus Durmaz) ve onun üzerinden oluşturulan ididianamenin 

Yetersiz olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Kendini patlatan bombacı Yunus Durmaz kimdir? Gaziantep’te bütün siyasi partilerin ve il yöneticilerinin adreslerine kadar tespit eden Yunus Durmaz MİT ajanı mıdır? Kimdir? Bu bile belli değildir üstelik.

Aradan geçen aylara rağmen sıradan teknik işler de dahil hiçbir hazırlığın yapılmadığı mahkeme ilk günde 1 saat gecikmeyle başladı. İlk gün Avukat  İlke Işık’ın iddianameye ilişkin itirazlarına ve gerçek sorumluların açığa çıkarılarak yargılanmasına dair yaptığı konuşma sanık avukatlarından biri tarafından “devlet ve devlet büyüklerimiz” sözüyle kesilmek istendiğinde Avukat Tugay Bek’in ona dönerek verdiği cevap “Sen IŞİD’in avukatı değil misin?” biçiminde oldu. Aynı zamanda Diyarbakır HDP mitingindeki katilleri savunan bu özel avukat grubu dışındaki bütün avukatlar kimisi hayat felsefesine, kimisi vicdanına sığmadığı gerekçesiyle sanıkları savunmayacaklarını beyan ederek çekildiler.

Müdahillik talebinde bulunan avukatlar temsil ettikleri partiler ve konfederasyonlar adına emek barış ve demokrasi mücadelesi açısından davanın neden müdahili olmak istediklerini anlattılar. Ben bu izlenime son verirken sanık sandalyesinde Yakup Şahin dinleniyor aileler ona tepki gösteriyor. Çünkü Yakup Şahin oyuna geldiğini, 3-5 ay yatıp çıkacaksın denildiğini, Cumhurbaşkanının bile kandırıldığı yerde kendinin de kandırıldığını sigara ve uyuşturucu kullanan biri olarak sigaraya bile karşı olan IŞİD’in kendisini üye yapmayacağını patronu Yunus Durmaz’ın da çok iyi biri olduğunu anlatarak övgüler diziyor. Bu salonda olan herkes burada ne bu piyonların ne de onları azmettiren, 62 ihbara rağmen katliamı engellemeyen gerçek sorumluların “gerçek bir adalet”le yargılanmayacağını biliyor.

Yitirdiği çocuklarının acısını yüreğine basarak, kesik bacağını çekerek duruşmaya gelen büyük acının sahipleri gerçek adaletin burada asker, polis ve jandarma robocoplarla sanıkları koruyan bu salondan çıkmayacağını biliyorlar. Asıl adaletin aylardır mücadele edildiği gibi yaşamın her alanında birleşerek ortak mücadeleyi büyüttüğümüzde Diyarbakır’dan Suruç’a, Ankara’dan Antep’e bütün katliamların hesabını sorduğumuzda kazanılacağını biliyoruz. İşte bu yargılama bu salonun içindekilerle bu salonun dışındaki kitlelerin yaşadığı bütün acılara son verecek bir birleşme açısından önemlidir. O nedenle bu büyük katliamın duruşmasına illerden, işyerlerinden, emek, barış ve demokrasi güçlerinden gerçek bir yargılama için ses verilmelidir.

www.evrensel.net