KHK'ler gölgesinde genç olmak

KHK'ler gölgesinde genç olmak

ROTA

Ülkenin yönetimi giderek tek adam tek parti rejimine giderken, her gün yeni bir hatta zaman zaman birden fazla KHK ile karşılaşır olduk. 15 Temmuz darbe girişiminin, AKP tarafından bir fırsata çevrildiği ve istedikleri rejimi inşa etmek için tüm gücüyle seferber olduğu bir gerçek. Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Cumhuriyet gazetesine operasyon düzenlenmiş, genel yayın yönetmeni ve çeşitli yazarları gözaltına alınmıştı. Onun öncesinde Diyarbakır Belediye Eş Başkanları Fırat Anlı ve Gültan Kışanak’ın tutuklanışına şahit olurken; DİHA, JİNHA gibi haber ajanslarıyla birlikte Azadiya Welat gazetesi, Evrensel Kültür, Tiroj ve Özgürlük Dünyası dergileri de kapatıldı. Rektörlük seçimlerinin kaldırılması, binlerce memurun ihraç edilmesi de yine bu süreçte gerçekleşti.

Bunların AKP’nin KHK’leriyle oldu. Bu kadar çıkarılan KHK’nin dahi AKP’ye yetmediği, bunların çok daha fazlasının çıkacağı AKP’ye yakın çevreler tarafından dillendiriliyor. OHAL koşulları artık tamamen sıradanlaştırılıp, ülke içinde ve dışındaki gerilim tırmandırılırken gençliğin kimi kesimleri kaygıyla, kimi kesimleri olup bitenlerin doğru olduğuna inanarak, kimi kesimleri de buna bir dur demek gerektiği düşüncesiyle hayatını sürdürüyor.

KHK’LERİN GÖLGESİ, GELECEĞİMİZİ KARARTIYOR

Gezi direnişinden önce var olan gençliğin “politikadan uzak”, “apolitik”, “kaygısız” bir nesil olduğu kimi çevreler tarafından dillendirilirdi. Ardından Gezi direnişine gençliğin tüm mücadeleci karakteriyle, kendi rengini de vererek katılması bu görüşleri ortadan kaldırmış; hatta bu görüşü dillendiren çevreler sürekli gençliğin “orantısız zekasını” konuşur olmuştu. Gezi direnişi öncesindeki gençlik politikadan uzak falan değildi. Bunu o dönem çıkan sayılarımızda da yazmıştık. Şimdiki gençliğin ise olanlara tümüyle sessiz kaldığı ve politikadan yine git gide uzaklaştığı yönünde kimi değerlendirmeler bir süredir ayyuka çıktı. Ancak durum bunun tam tersidir.

Bugün gençlik hareketi bir duraksama dönemindedir, yaşanan süreç gençliğin rahatça kendini ifade edip taleplerini dile getirmesinin önünde her gün daha büyük engelleri getirmektedir. İşsizlik en çok gençliği vurmakta, öğrenci gençliğin tümünün sorunları her geçen gün büyümekte, işçi gençler ise organize sanayi bölgelerinde daha ağır çalışma koşullarına mahkum edilmektedir. Gençliğin bugünü şimdiden bu kadar karartılmışken, gelecek günlerde çok daha karanlık bir tablonun bizi beklemesi muhtemeldir.

 BUGÜNÜMÜZE SAHİP ÇIKMADAN GELECEĞİ KURTARAMAYIZ

AKP’nin gençliğe vadettiği hiçbir şey sorunları çözmemektedir. Uygulanan politikalar, gençliğin taleplerine en ufak yanıt vermekten öte bizi “uçurumun kenarına itmektedir”. O zaman bugünkü temel problemimiz karşımıza şu şekilde çıkmaktadır; ya susup kenara çekilip baskının şiddetin bizim kapımıza kadar gelmesini bekleyip, bugünümüzün ve geleceğimizin kararmasını izleyeceğiz ya da birleşip, taleplerimizi dile getirip, özgürlüğümüz, bugünümüz, yarınlarımız ve hayatımız için mücadele edeceğiz. Anlattıklarımız felaket tellallığı değil, tam tersine Marx’ın dediği gibi “De te fabula narratur” (Anlatılan senin hikayendir!) Bu anlatılan ortak hikayenin başrolleri olarak örgütlenip birleşmekten ve hikayenin mutlu sonunu birlikte yazmaktan başka bir yolumuz yok.

 

www.evrensel.net