Ömrünü mücadeleye adamış bir parti işçisi: Yüksel Akkaya

Ömrünü mücadeleye adamış bir parti işçisi: Yüksel Akkaya

Çok küçük yaşlarında mücadeleye katılmış Kadıköylü Yüksel Akkaya’yı daha yakından tanımak için mücadele arkadaşı Erhan Yunus Demir’le sohbet ettik.

Çok küçük yaşlarında mücadeleye katılmış Kadıköylü Yüksel Akkaya’yı daha yakından tanımak için mücadele arkadaşı Erhan Yunus Demir’le sohbet ettik.


Yüksel Akkaya mücadeleye nasıl ve hangi koşullar içinde katıldı?
Yüksel Abi, Fikirtepe’de yaşayan bir işçi ailesinin çocuğu. Yaklaşık 16-17 yaşlarında gençlik örgütü Genç Komünistler ile tanışıyor ve mücadeleye katılıyor.

O dönemin koşullarında gençlik mücadelesi nasıldı? Yüksel Akkaya’nın Kadıköy’de Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği’nde çalışma yürüttüğünü biliyoruz. Yüksel Akkaya bu mücadele içinde nasıl bir rol aldı?
Bütün mücadeleyi gençliğin üstlendiği bir dönemdi. İşçi sınıfı da çok hareketliydi.
Yüksel abi için parti işçisiydi diyebiliriz. O dönem gençlik hareketinin kalkışta olduğu bir dönemdi ve Yüksel abi gençlik mücadelesinin hareketli olduğu o dönemde mücadeleye katıldı. Açıktan çalışma yürütmenin mümkün olmadığı zamanlarda aranmasına rağmen hiçbir zaman yakalanmadan çalışmasını sürdürebilmişti.
Bir dönem kütüphanede çalıştığını biliyorum. Orada partinin yayınlarını dağıtabilecek bir alan açmıştı kendisine. 1980 darbesi sonrasındaki baskı ortamında kendini var edebilecek koşulları yaratmıştı.

Çevresindekilerle ilişkileri nasıldı?
Kitlelerle arası her zaman çok iyiydi, Kadıköylü olmasından kaynaklı ciddi bir tanınırlığı vardı ve baskı altında olduğumuz dönemlerde kendisini gizlemesi açısından bu çok önemliydi. Mahallesindeki herkesi tanırdı. Bir kağıt toplayıcısının gecenin üçünde “Evimi zabıtalar bastı.” diyerek yardım istediğini hatırlıyorum . Kadıköy’de bir problem olduğunda ilk aranan kişilerdendi.

O dönemlerde gençlik çalışması nasıldı?
Ben 1999’da mücadeleye katıldım. O dönemde üniversite çalışmalarında öne çıkan talepler Fen Edebiyat Fakültelerinde formasyon talebiydi. “Yetkin mühendislik” diye bir çalışma vardı, onun mücadelesi yürütülüyordu. Gençlik çalışmamız kol, kulüp ve ÖTK’lar üzerinden yürütülüyordu. O dönem İÜ’de başlayan formasyon eylemleri Marmara Üniversitesi’ne de sıçramıştı. Marmara’da da o dönem çok güçlü bir gençlik örgütümüz vardı. 7-8 tane güçlü birimimiz vardı. Gençlik okulla ilgili talepleri etrafında bir araya gelebiliyordu. İÜ’de %99’lara varacak okul boşaltmalar meydana geliyordu. Üniversiteler hareketliydi. ÖTK ve kulüpler önemliydi. Paneller düzenlerdik. Yüksel abi gelen her bir arkadaşla mutlaka tanışırdı sonrasında görüşme üzerine plan yapardı. Neler yapılması gerektiği nasıl planlama yapmamız gerektiği konusunda bize yol gösterirdi. Hep kitle çalışmasının öneminden bahsederdi.
Bir yandan Beykoz’da Ümraniye de işçi direnişleri vardı. Kadıköy’den birçok arkadaşımız işçi çalışması için bu bölgelerdeki fabrikalara gitmişti.[
“GENÇLERLE YEMEK YAPAR, BULAŞIK YIKARDI.”
Mücadele içinde nasıl bir tutum alırdı, onu öne çıkaran özellikleri neydi?

Çevresiyle, kitleyle ve gençlerle arasının çok iyi olmasının yanısıra, çok toleranslıydı. Ama söz konusu mücadele olunca sertti. Mücadeleye katılan bir gence çokça özveri gösterirdi ama bir dönem 99’lu yıllarda broşürcüler vardı. O ekipte olan kişiler gençlik içinde kafa bulandırmaya çalışıyorlardı, Yüksel Abi’nin ilk defa bir gence karşı bu kadar sert davrandığını görmüştük. Mücadeleyi zedeleyecek, partiye karşı düşmanca tavır alan kişiye en sert duruşunu sergiliyordu.
Ne zaman partinin paraya ihtiyacı olsa, borcu olsa bir işe girer çalışırdı, kazandığı parayla borçları öder, gençlere harçlık olarak dağıtırdı. Dönem dönem bir çok ihtiyaç sebebiyle farklı işlerde çalıştı. Onu örnek alarak biz de o dönemdeki gençlerle 20-22 arkadaş gider ortak iş alıp partiye bağış yapmak için çalışırdık, kalan parayı da ihtiyacı olan arkadaşlarımıza bölüştürürdük.  
Çok mütevaziydi, en öne çıkan özelliği bu herhalde. Bizimle birlikte bulaşık da yıkardı, yemek hazırlanacaksa domates keser yemeği de hazırlardı. Çorbada her zaman tuzu olurdu. Yüksel abiyle tanıştıktan çok sonra ilçe başkanı olduğunu öğrenmiştik. İlçe başkanı yemek yapıyor gençlere, bulaşık yıkıyor. Burjuva partilerde ilçe başkaları çok farklıdır. Yüksel abi partisinin duruşuna sahipti, biz örgütü Yüksel Abi’yle tanıdık. 

80 darbesinin üzerinden 36 yıl geçti. Gençlik mücadelesi koşulları bu süreç içinde nasıl değişti?
Yüksel Abi’nin örgütlendiği dönemlerde gençlerin daha politikayla içli dışlı olduğu bir dönem, işçi hareketinin daha yüksek olduğu, siyasetin hayatın her alanında tartışıldığı bir dönemdi. Ama gençlik hareketi dönem dönem düşmesine rağmen Yüksel Akkaya, gençliğe karşı umudunu kaybetmemiştir. 

Yüksel Akkaya’yı yakın bir zamanda kaybettik. Son dönemde gençlerle ilişkisi nasıldı?
Kadıköy çoğunlukla gençlik çalışması üzerinden örgütlenen bir yer. Yüksel abi asıl olarak gençlik çalışmasının yoğun olduğu dönemlerde ilçe başkanlığı yaptı Kadıköy’de. 
Gençlerle arası çok iyiydi, abimizmiş gibi dinlerdi, maddi manevi her konuda çokça destek olurdu. Ne zamanlar çalıştığını bile bilmezdik; çünkü ne zaman bir problem olsa hemen işini bırakıp yanımıza gelirdi.Yüksel Akkaya değil Yüksel abi diyorum, çünkü gençlerle çok yakından ilgilenirdi. Bir abimiz gibi derdimizi dinler, bizle otururdu, eğlenirdi.
Gençliği çok korurdu. Şöyle bir örnek anlatayım. Ankara’da bizim genç arkadaşlarımızın parası kalmıyor, ya eylemdi ya kongreydi hatırlamıyorum. Otobüs ücreti de 1000 lira gibi bir para. Otobüse verecek paranın yarısı toplanabilmiş gerisi toplanamamış. Yüksel abi toplanan bu parayı gençlere harçlık olarak dağıtıyor, sonra diğer ilçe yöneticileri “Yüksel napıyorsun?” diyince, “Gidince toplarız. Gençler burada parasız kalacak. En azından bizi kaybederlerse ceplerinde harçlık bulunsun.” diyen biriydi.
Bir gençle tanıştığı ilk andan itibaren onun önüne iş koyardı, gençliği kesinlikle boş bırakmazdı. Onun mücadele içinde pişmesini olgunlaşmasını isterdi. Maddi ve manevi anlamda her gence destek olduğu için hiç kimse ona hayır diyemezdi. Yüksel abi bir şey diyorsa o işin yapılması gerektiğini bilirdik. Bizden gereksiz bir iş yapmamızı istemeyeceğini bilirdik. Gençler planlasın halletsin gibi bir tutumdan çok işi yoksa mutlaka gençlikle birlikte afişe çıkar, kostiğini yapar, onlarla birlikte Kadıköy’ü kolaçan ederdi.


“HANGİ ARA AİLESİNE VAKİT AYIRIRDI ANLAMAZDIK”
Peki biraz da aile ilişkilerinden bahsedelim.

Ailesine çok bağlıydı. Hangi ara ailesine vakit ayırırdı anlamazdık. Ameliyat oldu, hastane döneminde eski Kadıköylüler olarak başında bekliyoruz. Sürekli akrabaları geliyor, onunla birlikte yaşadıkları anıları anlatıyorlar. Düşünüyoruz, Yüksel Abi hep bizimle birlikteydi, akrabalarına ailesine nasıl yardımcı oluyor, ne ara koşturuyor diye. Ailesinden herhangi birinin çocuğu oldu, düğünü var hepsine gitmiş, akrabalarının hepsiyle oturmuş konuşmuş, her konuda destek olmuş, partiyi anlatmış. Ailesiyle çok içili dışlı ilişkiler kurmuş.
Yüksel Abinin hayatında yıllardır birinin olduğuna dair bir bilgimiz yoktu, ondan da hastanede haberimiz oldu. Bence bu Yüksel Abi’nin yaşam tarzının çok düzenli ve planlı olduğunu gösteriyor. Ailesi hala partiye destek sunar. Annesi Yüksel Abi adına “Bu benim oğlumun aidatı.” diyerek aidat öder.


Yüksel Akkaya kimdir?

Yaşamı boyunca, kendisi gibi emekçilerle birlikte mücadele eden Akkaya, gemicilik ve tersane işçiliği yaptı. Çalıştığı gemilerde sendikalaşma çalışması yürüttü. Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde 2 yıl çalışan Akkaya, iş cinayetlerine karşı insanca çalışma koşulları için verilen mücadelenin en ön saflarında yer aldı, işçilerin birliğini sağlamak için gece gündüz çalışma yürüttü. 
Sınıf dışı akımlara karşı tavizsiz tutumuyla bilinen Yüksel Akkaya, 1996’da Emek Partisi saflarında mücadeleye devam etti. Kadıköy İlçe Örgütünün kurucuları arasında yer alan Akkaya, iki dönem Kadıköy ilçe başkanlığı yaptı ve bir dönem İstanbul İl Yöneticisi olarak görev aldı. 

www.evrensel.net