08 Kasım 2016 04:57

Ne tasarladılar? Niye tasarladılar?

Mimarlar ne tasarladılar? Niye tasarladılar?

Paylaş

LE CORBUSIER
Modernizm ve modern mimarlık dediğimizde, 20. yüzyıl mimarlarının en tanınmış ismi ve  de en çarpıcı karektere sahip Le Corusier akla gelmektedir. Yapıları, kent planları, değişik yaşam tarzı yanı sıra, uygulamalarına paralel devam ettirdiği teorileriyle de ön planda olmuştur. Aynı zamanda; şehir plancısı, ressam, heykeltıraş, yazar ve modern mobilya tasarımcısıydı. Le Corbusier olarak tanınan Charles-Edouard, yaptığı tasarımlarda; kalabalık şehirlerde yaşayan insanlar için daha iyi yaşama koşulları sunan tasarımları önem taşıdı. Kariyeri uzun yıllar sürdü ve Avrupa’da, Hindistan’da ve Rusya’da başlıca olmak üzere oldukça önemli binalar inşaa etti. 
UNITE D’HABITACION
Unıté d’Habitacion, Le Corbusier’in en tanınmış çalışmaları arasında yer alır ve Brutalist mimarlık stiline ve felsefesine oldukça önemli etkileri olmuştur.
II. Dünya Savaşından sonra konut ihtiyacı aşırı derecede artmıştır. 1947’ de Le Corbusier, Marsilya halkı için bir toplu konut projesinde görevlendirildiğinde, Avrupa hala savaşın etkilerinden kurtulamamıştır. Fransa’daki bombalamalar sonucunda insanlar evsiz kalmıştır. 1952’de tamamlanan Unite d’Habitation, mimarın kullanıcılara aynı yer içinde alışveriş yaptığı, oyun oynadığı, yaşadığı, “dikey bahçe şehir”de bir araya geldiği komünal yaşam odaklı konut projeleri serisinin ilki. Bina savaş sonrası Avrupa’da en ucuz malzeme olan güçlendirilmiş brüt betonla yapılmış. 337 daireli, 18 katlı modernist bina 1800 kişiyi barından bir kasaba gibidir. Farklı zemin yüksekliğine sahip basamaklı odaları olan daireler boydan boya uzanan geniş koridorlara açılmaktadır. Binanın çatısında bahçe ve yüzme havuzunun yanı sıra çocuklar için tünel ve mağaraların bulunduğu bir oyun alanı yer almaktadır. Binada ayrıca dükkânlar, bir okul ve bir açık hava tiyatrosu bulunmaktadır.


ALEXEY SHCHUSEV 
Alexey Viktorovich Shchusev  imparatorluk Rusya’sının klasik mimmarisini Sovyet mimarisiyle buluşturan köprü olarak kabul edilen mimardır.
LENİN MOZOLESİ
Lenin’in Mozolesi, Moskova, Kızıl Meydan’da bulunan Sovyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir İlyiç Lenin’in mumyasının bulunduğu yerdir. Lenin’in naaşının korunacağı bir mozole yapılması Stalin tarafından önerilmiştir. Mimar Aleksey Şçusev’in projesini hazırladığı granit mermerden yapılan mozole 1930 yılında açılmıştır. Eni 24, yüksekliği 12 metre olan mozoledeki kırmızı renkli granit komünizmi, siyah labrador da yası temsil etmektedir. Mimar Şçusev, ölümsüzlük mesajı vermek için yapıda küp şeklini kullanmıştır. Mozole Sovyetler Birliği dönemindeki kutlamalarda merkez konumunda olmuştur. 
Mozole; Cuma, Pazartesi, ve özel tatil günleri dışında günlerde 10:00 - 13:00 saatleri arasında halkın ziyaretine açıktır.
 


KONSTANTİN MELNİKOV 
Konstantin Melnikov, mimaride en baskın olan Konstrüktivistlerden biri olmamasına rağmen Sovyet mimarisinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadı 1917 Ekim Devriminden sonra, ortak konutlar, hükümet altyapıları ve sosyal tesisler sıçrayarak yayıldı.
RUSAKOV İŞÇİ KULÜBÜ  
Melnikov’dan önce tasarlanan ilk işçi kulüpleri, çoğunlukla opera, tiyatro binalarına eşlik eden rokoko sahneleri, birinci balkonlar, gereksiz lobiler ve tutumsuz materyaller vardır. Melnikov, kendi tasarladığı işçi kulüplerinde geleneksel kültür merkezlerindekine benzer merkezi bir oditoryum kullanmıştır. Genişleme ve esnek tasarım ihtiyacının bilincindedir. Sahne farklı amatör gruplar tarafından farklı sayılardaki izleyiciye uygun olarak tasarlanmıştır. Rusakov işçi kulübünde zemin katta bir ana oditoryum vardır ve çevresi hareket edebilen duvarlarla çevrili daha küçük oditoryumlar vardır. Binada tuğla, cam ve beton elementleri kullanılmıştır. Donatılı beton kullanılarak keskin açılarda geometrik hacimler oluşturabilmiştir.  
 


ALDO ROSSİ

Aldo Rossi  İtalyan bir mimar ve tasarımcıdır. Uluslararası üne sahip bir mimar olarak dört alanda başarılı çalışmalar yapmıştır: mimarlık teorisi, çizimler, mimarlık projeleri ve endüstriyel tasarımlar. Aldo Rossi yazılarında, mevcut mimarların şehirleri anlamak için gayret göstermediğinden yakınır. Ayrıca şehirlere bir zaman dilim içinde inşa edilmiş yapılar olarak değer verilmesi ve üzerinde çalışılması gerektiğini söyler. Bu bağlamda şehirlerin geçmişlerini hatırladıklarını (collective memory) ve bizlerin bu anıları şehirin çeşitli bölgelerinde anıtlar dikmekle andığını ve bu anıtların şehire bir dayanak sağladığını da belirtir. Aldo Rossi, La Tendenza olarak bilinen Neo-Rasyonel Hareketin kurucuları arasında sayılır. Dönemindeki Avrupa Mimarlığı’na olan katkıları Robert Venturi’nin ABD’deki mimarlık arenasında yaptığı katkılara benzerlik gösterir. Mimarlık eleştirmeni Charles Jencks, Aldo Rossi ve Robert Venturi’yi Postmodern mimarlığın en önemli iki temsilcisi olarak nitelendirir. Ancak Aldo Rossi’nin çalışmalarındaki Avrupa Urbanizm ve Modernizm etkileri Postmodern akım ile çelişmektedir. 
BONNEFANTEN MÜZESİ 
Bonnefanten Müzesi Hollanda’nın Limburg bölgesinin Maastricht şehrinde yer alan bir güzel sanatlar ve çağdaş sanatlar müzesidir. 2009 yılında müze 125. yılını kutlamıştır.Maas Nehri’ne bakan kubbesi ile Maastrichtşehirinin en önde gelen modern binalarından birisidir. Eski dönemlerde üretilmiş sanat eserleri ile çağdaş sanat eserlerinin bir arada sergilenmesi Bonnefanten Müzesi’nin kendine özgü bir karaktere sahip olmasını sağlamıştır. 


DANIEL LIBESKIND
Daniel Libeskind  mimar, ressam ve set tasarımcısı olarak çalışmaktadır. Libeskind, eşi ve baş tasarım mimarı Nina ile birlikte 1989 yılında Daniel Libeskind Stüdyosu’nu kurdu. 
BERLİN YAHUDİ MÜZESİ 
1987’de Berlin Hükümeti, 1933’de açılmış Berlin Yahudi Müzesinin genişletilmesi çin anonim bir mimari yarışma düzenledi. 1988’ de Daniel Libeskind yarışmanın kazananı ilan edildi. Tasarımda hem radikal bir tutum almıştır hem de Yahudi yaşantısının soykırım sırasını ve sonrasını anlatmak için tasarımını bir araç olarak kullanmıştır. Libeskind için bu bir yarışma olmaktan çok Berlin’in II.Dünya Savaşı sırasında kaybolan kimliğini korumayı amaçlayarak aynı zamanda yaşananlara dair bir hafıza yaratmıştır. Kavramsal olarak Libeskind, eksiklik, boşluk ve görünmezlik hissini tasarladığı yapıyla vermek istemiştir. Mimariyi bir duygunun anlatıcısı olarak kullanarak, müze ziyaretçisine soykırımın hem Berlin hem de yahudi kültürü üzerindeki etkilerini hissettirmeye çalışmıştır. 


WALTER GROPİUS
Walter Adolph Georg Gropius bir Almanya, Berlin doğumludur ve Bauhaus’un kurucusudur. 1934’te Nazi Almanyası zamanında Bauhaus’un kapatılması üzerine yurtdışına göç etmiş ve çalışmalarına yurtdışında devam etmiştir. Daha sonraları ABD vatandaşlığına geçmiş ve Cambridge, Massachusetts’te yaşamaya başlamıştır. Çalışmaları ile modern mimarlığın öncüleri arasında sayılmaktadır.
BAUHAUS OKULU
Bauhaus; 1919–1933 yılları arasında varlığını sürdürmüş, mimarlık ve modern sanatların oluşumuna katkıda bulunmuş, mimari, tasarım, sanat alanlarında yeni akımlar yaratmış bir okuldur. Kurulduğu yıl, dünyanın en seçkin ve çağdaş mimarlarını, sanatçılarını, biraraya getirerek, yalnızca bir eğitim kurumu yaratmakla kalmayarak, aynı zamanda bir üretim merkezi ve tüm bunların konuşulup tartışıldığı bir yer haline gelmiştir. Tasarımda süslemeden çok işlevselliği ön planda tutan bir  anlayışı benimseyen bir ekol olmuştur.  Bauhaus okulu, toplu üretimi halk için ama çağdaş estetik anlayışla bağdaştırarak gerçekleştirmek amacıyla eğitim vermiştir. Bu anlayışla ,sanatçı ve tasarımcı yetiştirmek ve verilen mimarlık eğitimiyle sağlıklı bir yapısal çevre inşasını amaçlamıştır. Bauhaus, gerek sanatçı öğretim elemanlarının, gerekse öğrencilerinin ürünleriyle giderek etkisi artan bir ivme yaratmıştır.
 

ÖNCEKİ HABER

Savaşın çocuklarına barış şarkıları

SONRAKİ HABER

Yenilenen İstanbul seçimine 32 gün kaldı | Dakika dakika gelişmeler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa