Tüzel: AKP iktidarına karşı tek alternatif HDK

Tüzel: AKP iktidarına karşı tek alternatif HDK

EMEP Eski Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili ve Halkın Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu Üyesi Levent Tüzel  bir konferansa katılmak için geldiği İsveç’in Göteborg ilinde Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Walter Hutt başta olmak üzere Kürt ve Alevi derneklerinin yöneticileri ile görüşmelerde bulundu

Murat Kuseyri

Tüzel, konferansta Ortadoğu, Türkiye’deki toplumsal ve siyasi gelişmelere değindikten sonra konuşmalarını HDK’nin kuruluşu, çalışmaları ve amaçları üzerinde yoğunlaştırdı. Kürtlerin, emekçilerin en ileri unsurlarının, kadınların, çevrecilerin HDK içinde düzene karşı birleştiklerini, mücadelenin ortaklaştırılması sayesinde AKP iktidarına karşı ciddi bir alternatif oluşturduklarını vurguladı. Bu yıl yapılan Newrozlarda, Dünya Emekçi Kadınlar Gününde ve 1 Mayıslarda tüm ezilen kesimlerin güçlü ve kararlı bir şekilde bir arada alanlara çıktıklarına dikkat çekti. Devletin Newroz kutlamalarını yasaklamasına karşı sadece Kürtlerin değil, Kürtlerin mücadelelerinin yanında yer alan tüm halk kesimlerinin bir araya gelerek Newrozu kutladıklarını belirtti.

Başta Kürt ve Türk  Halkı olmak üzere, Ermeniler, Süryaniler, Araplar, Çerkezler gibi değişik ulusların yer aldığı bir halklar coğrafyasında AKP İktidarının Türk-İslam senteziyle herkesi asimile etmeye kalktığını, kültürel ve siyasi bir soykırımını iktidar tarzı haline getirdiğini belirtikten sonra buna karşı koyacak tek doğru alternatifin halkların eşit ve kardeşçe bir arada yaşamalarını savunan HDK olduğunu söyledi.
Dili, kültürü ve kimliği için isyan eden Kürt halkının taleplerine sahip çıkılmasının ve haklarının anayasal güvence altına alınmasının, barışın sağlanması ve demokrasinin gerçekleştirilmesinin  HDK’nin en temel talebi olduğunun altını çizdi. Tüzel AKP Hükümetinin halka özgürlük ve refah gibi demagojik söylemlerle iktidara geldiğini, Özalcı bir çizgi izleyerek sermayenin yanında işçilere, emekçilere ve Kürt halkına karşı Hitler faşizmini aratmayacak uygulamaları yürürlüğe koyduğunu ve ülkeyi bir halklar hapishanesine dönüştürdüğünü ifade etti.

‘ROBOSKİ’NİN SİYASİ SORUMLUSU AKP’

Aradan neredeyse 5 aya yakın bir süre geçmesine rağmen Erdoğan’ın Roboski Katliamı’nın hesabını vermek yerine Kürt hareketine saldırmayı yeğlediğine dikkat çekti. Katliamın siyasi sorumlusunun AKP Hükümeti ve Erdoğan olduğunu vurguladıktan sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eskiden Türkiye’de darbeler 10 yılda bir yapılırdı. Ancak AKP İktidarı emrindeki özel mahkemelerle Terörle Mücadele Yasasını adeta bir testere gibi çalıştırarak BDP’nin seçilmiş tüm il, ilçe yöneticileri başta olmak üzere, muhalifleri tutuklama yoluna gitmiştir. Bu saldırılardan sadece Kürtler değil, işçiler, öğrenciler de nasiplerini alıyor. Demokratik haklarını kullandıkları için 600 civarında öğrenci terör örgütü üyesi olmak gibi suçlamalarla cezaevinde. “

Aleviler üzerindeki baskılara da dikkat çeken Tüzel HDK’nin inançların baskı altına alınmasına ve Alevilerin asimilasyonuna karşı bir duruş sergilediğini de söyledi. (Stockholm/EVRENSEL)


Tüzel, yeni anayasa tartışmaları sırasında AKP İktidarının Kürtlerin haklarını anayasal güvence almak yerine gündemi değiştirmek için başkanlık sistemi tartışmalarını bilinçli olarak gündeme getirdiğine de dikkat çekti.  Kürt halkının ana dilde eğitim ve demokratik özerklik taleplerine cevap vermeyen bir anayasanın ülkenin sorunlarının çözümüne, demokratik hak ve özgürlüklerin yerleşmesine katkıda bulunamayacağını da belirtti.
Kürt halkının, Alevilerin, Zazaların; katliamların aydınlatılması, kayıpların ortaya çıkarılması ve devletin özür dilemesi  taleplerinin gerçekleşmesinin önemine değindi. Başbakanın katliamları açığa çıkarmak için değil sırf CHP’yi köşeye sıkıştırmak için 1937-38 Dersim Katliamı’nı bilinçli olarak gündeme getirdiğini, Erdoğan’ın gerçek anlamda bir yüzleşme peşinde olmadığını binlerce Seyit Rıza’yı cezaevlerine doldurarak gösterdiğini  söyledi.
AKP İktidarının ülkenin her tarafını yağmalanacak rant olarak gördüğünü, siyanürle altın aranmasına izin verme, hidroelektrik santraller kurma, tarihi bölgeleri insansızlaştırma politikası karşısında gelişen güçlü  bir çevre hareketi olduğuna dikkat çekti.

www.evrensel.net