Demokratik üniversite mücadelesini büyütmeliyiz

Demokratik üniversite mücadelesini büyütmeliyiz

Gazetemize konuşan gençlik örgütü temsilcileri, demokratik üniversite mücadelesinin daha da yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

Eylem NAZLIER
İstanbul

Rektörlük seçimlerinin kaldırılması ve üniversitelerde yaşanan ihraçların gölgesinde YÖK’ün kuruluş yıl dönümünü karşılayan gençlik örgütleri, Cumhurbaşkanına biat eden bir gençlik ve üniversite yapısı yaratılmak istendiğini söyledi. Gazetemize konuşan gençlik örgütü temsilcileri, demokratik üniversite mücadelesinin daha da yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

SESİMİZİ AKADEMİSYENLERLE BİRLEŞTİRMELİYİZ

Emek Gençliği MYK Üyesi Elif Ergin, bu yılki 6 Kasım’ı KHK sonucu rektörlük seçimlerinin iptali ile karşıladıklarını vurguladı. “YÖK başkanlarının isimleri değiştiği, kurumun adının ve yönetim şeklinin değişmesi gündeme geldi ama bu üst kurulun antidemokratik yapısı yıllardır aynı” diyen Ergin, Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki akademik yıl açılışına atıf yaparak, “Cumhurbaşkanı karşısında el pençe divan durup, olmayan cüppesinin düğmelerini iliklemeye çalışan ‘yerli ve milli’ bir akademi ile karşı karşıyayız” diye konuştu. ‘Yerli ve milli’ kalıbına girmeyen hocalarının toplu halde akademiden uzaklaştırılarak diğer akademisyenlere gözdağı verildiğini söyleyen Ergin, şöyle devam etti: “Önümüzdeki dönem akademinin karşı karşıya olduğu sorunları aşmak için yapacağı tek şey; tüm üniversite bileşenlerinin demokratik bir üniversite mücadelesinin aktif birer öznesi olmasıdır. Emek Gençliği olarak bizler bu anlamda üzerimize düşeni bundan önce yaptığımız gibi bundan sonra da yapacağımızı bir kez daha vurguluyoruz.” OHAL ve KHK’lerin gölgesinde gençliğin sosyal kültürel talepleri ve bu talepler etrafındaki mücadelesinin ezilmek istendiğine de vurgu yapan Ergin, “Cumhurbaşkanı yaptığı bir konuşmada ‘şiddetli bir kültürel devrime ihtiyacımız var’ demişti. Onların bahsettiği bu kültür biat kültürüdür. Sermayenin ihtiyaçlarına uygun bir gençlik kuşağı istiyorlar. İnşa etmeye çalıştıkları gerici faşist rejim gençliğin yaşamını karanlığa mahkum ediyor. Tüm bunlar karşısında gençliğin demokratik bilimsel ve parasız bir eğitim talebi etrafında birleşmesi bulunduğu yerlerden sesini yükseltmesi ve akademisyenlerle birleştirmesi hayatı önemdedir. Tüm üniversiteli gençliği böylesi bir mücadeleye çağırıyoruz” diye konuştu.

‘ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR, BU DEĞİŞMEYECEK’

Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Genel Başkanı Ufuk Çavdar ise YÖK’ün 12 Eylül’ün üniversite gençliğine vurduğu bir darbe olduğunu belirterek, “Bugün içinden geçtiğimiz süreçte ise 12 Eylül’ün kurumları dahi AKP’ye yetmiyor. Son dönemde yaşadıklarımıza bir bakalım. Kamu kurumlarında başlatılan cadı avı, muhalif basın organlarının kapatılması, ülkenin KHK’lerle yönetilmeye başlaması, HDP’ye yapılan operasyonlar... Bunlara bir çok örnek daha ekleyebiliriz. Bunlar açık bir şekilde tek bir şeyi işaret ediyor: Yeni bir rejim inşa etme çabası. AKP, dikta rejimini inşa edebilmek için ülkenin ilerici birikimine var gücüyle saldırıyor” dedi. Otoriterleşmenin etkilerinin  en fazla üniversitelerde hissedildiğini belirten Çavdar, “darbeyle mücadele” adı altında bir çoğu demokrat ve sosyalist onlarca akademisyenin kamudan ihraç edildiğini hatırlattı. Rektörlük seçimlerinin kaldırılmasına da tepki gösteren Çavdar, şunları söyledi: “Zaten kendisi tartışmalı olan, sonucunda yine Cumhurbaşkanı’nın atadığı rektörlük seçimleri bile AKP’ye fazla geldi, seçimleri de kaldırıp atama yetkisini de doğrudan Cumhurbaşkanı’na verdiler.” Üniversitelerin mücadele birikiminin tasfiye edilemeyecek kadar kuvvetli ve gelişkin olduğunu dile getiren Çavdar, “Üniversiteler teslim olmaz, üniversiteler biat etmez. Üniversiteler bizimdir, bu değişmez” diye konuştu.

‘ÜNİVERSİTE AKILDAN, BİLİMDEN UZAKLAŞIYOR’

Emekçi Hareket Partisi Gençliği’nden Yaşar Aslan da, iktidarın meydanlarda “demokrasi” dediğini ancak mevcut uygulamalarının üniversite özerkliğini yok eden YÖK’ün uygulamalarını kat be kat aştığını söyledi. AKP’nin uygulamalarıyla üniversitelerin akıl ve bilimden uzaklaştığını söyleyen Aslan şöyle devam etti: “Akıl ve bilimden uzaklaştıkça da sorgulayan ve üreten yapısını kaybediyor; Erdoğan’a bağlı kurumlar haline geliyor. Gençlik, geleceğine yön vermek umuduyla, eğitim almak amacıyla Erdoğan’a bağlı kurumlara değil bilimin ve aklın hakim olduğu üniversitelere gitmek istiyor. Bu yüzden, ülkede tek adamlığa karşı çıktığımız gibi demokratik üniversite mücadelesini hep birlikte büyütmeliyiz. Üniversitenin özerkliği için, üniversitede söz hakkımız olduğunu savunmalı, bu tek fikirci zihniyete direnmeliyiz.”

‘CUMHURBAŞKANINA BİAT ETMEMİZ İSTENİYOR’

Öğrenci Kolektifleri Sözcüsü Gönenç Hacaloğlu da, 6 Kasım’ın 12 Eylül darbesinden sonra devletin üniversiteleri tahakküm altına alma çabasının yıl dönümü olduğu kadar demokratik üniversite mücadelesinin sokakta, üniversitelerde yükseltildiği birgün olduğunu vurguladı.
Bugün üniversitelere yönelik baskıların YÖK’ün yanı sıra iktidarın doğrudan saldırılarıyla da devam ettiğini kaydeden Hacaloğlu, geçtiğimiz yıl barış akademisyenlerinin açığa alınması ve tutuklanmasıyla başlayan sürecin KHK’lerle yaşanan ihraçlarla devam ettiğini ifade etti. Yine rektörlük seçimlerinin tamamen kaldırılarak üniversitelerin cumhurbaşkanına biat etmesinin istendiğini dile getiren Hacaloğlu, “Bir yandan milletvekilleri, diğer yandan gazeteciler tutuklanırken üniversitelerden yükselecek bir sese tahammülü olmayan iktidar üniversitelere de saldırıyor” dedi. Bu yüzden bu yıl 6 Kasım’da üniversitelilerin mücadele başlıklarını üniversitelerde AKP tahakkümüne karşı mücadelenin oluşturduğunu söyleyen Hacaloğlu, devam etti: “Bundan sonra da iktidarın hedefinde olan toplumsal muhalefet bileşenleriyle dayanışma içerisinde ve üniversitenin tüm bileşenleriyle birlikte demokratik üniversite mücadelemizi sürdüreceğiz.”

‘YÖK’ÜN ALDIĞI KARARA SAYGI DUYMUYORUZ’

Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları’ndan Cem Ceyhun Gül de, YÖK’ün bilimsel düşüncenin gençlere aşılanması karşısında duran en büyük engel olduğuna dikkat çekti.
“12 Eylül öncesi devrimci mücadelenin çıtasını yükseltmeye çalışan gençlik, üniversitelerin kendi özerkliğini kaybetmesi sonucu pasifize edilmiştir. Hakkımız olan parasız, özerk, demokratik ve bilimsel üniversite taleplerimiz polis ve yönetimsel iş birliği ile bastırılmaya çalışılmıştır” diyen Gül, eğitimin YÖK’ün neoliberal politikaları sonucu ticaretleştirildiğini belirtti. Rektörlük seçimlerinin kaldırılmasını da eleştiren Gül, “Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör adaylarını belirlemek için yapılan seçimde Prof. Gülay Barbarosoğlu en yüksek oyu almasına rağmen, Cumhurbaşkan’ı tarafından 4 ay geçmesine rağmen atanmadı. İktidara geldiğinden beri ‘sandık iradesi’ lafını ağzından düşürmeyen Recep Tayyip Erdoğan, elinde oynatamayacağı bir kukla olmadığından dolayı demokrasi zaferini diktatör kostümüyle örtmüştür. Uygulanan diktatörlüğü ‘yeni demokrasi tanımı’, despotluğu ve ayrıştırmacı dilini ‘demokrasi şöleni’ olarak yorumlayan Recep Tayyip Erdoğan, başkanlık yoluna girebilmek için elinden geleni ardına koymamaya gayret gösteriyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi gençleri olarak nerede bir haksızlık varsa sahada olmaya devam edeceğiz. Hakkımız olan çağdaş ve bilimsel eğitimi almamız gerektiği için YÖK’ün aldığı hiç bir karara saygı duymuyoruz” dedi.

HAKAN ONGAN: SINIF TEMELLİ MÜCADELE HATTI OLUŞTURULMALI

Son KHK ile İstanbul Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edilen Prof. Dr. Hakan Ongan “YÖK’ün kurulduğu günden beridir ilerici, demokratların YÖK’ün baskıcı tutumuna karşı bir muhalefeti olmuştur. Bu muhalefet artık simgeleşmiştir. Bir çok eylemlerde bu tarihte vücut bulmuştur” dedi.
Bugün gelinen süreçte bunun çok büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Ongan, şu çağrıda bulundu: “Çünkü sadece YÖK’ün uyguladığı baskının ötesinde üniversitelerde çok büyük bir baskı var. İhraçlarla kendini gösteriyor, sadece ihraçlarla da değil. Dolayısıyla, devletin çok büyük bir baskısı söz konusu. 6 Kasımlarda bunu bir kez daha dile getirmek, olup bitenleri deşifre etmek gerekiyor.”
Yaşanan baskılar nedeniyle insanların  kendilerini sindirilmiş hissettiğini belirten Ongan, “Son KHK’lerle üniversitelerdeki ilerici, AKP karşıtı muhalefet sindirilmeye çalışılıyor. İnsanları sindirmeye yönelik böyle bir baskının olması diğer insanlarda korku ve tedirginliği doğal olarak yaratıyor. Bu KHK’lerin asıl amacı cemaate karşı yapıldığı söylenmiş olsa bile farklı bir yere gidiyor. Artık bir sürede olsa üniversitenin bir bileşeni değilim. Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin bir parçasıyım. Bu ablukanın dağıtılması için sınıf mücadelesi, sendika temeli mücadele, sendika çevresinde birleşerek yeni bir hat oluşturumalıdır. Ve bu abluka dağıtılmalıdır” diye konuştu.

www.evrensel.net
ETİKETLER YÖK