07 Kasım 2016 09:30

‘O zaman darbe vardı, şimdiki ne?’

15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL’e dayanılarak çıkarılan KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçisi sayısı 100 bini bularak 12 Eylül’ü çoktan aştı.

Paylaş

Volkan PEKAL
Adana

12 Eylül döneminde yaklaşık 5 bin kamu emekçisi ve akademisyen 1402 sayılı sıkıyönetim kanununda yapılan değişiklikle görevinden atılmıştı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL’e dayanılarak çıkarılan KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçisi sayısı ise 100 bini bularak 12 Eylül’ü çoktan aştı.

Milletvekillerinin tutuklanması, belediyelere kayyımlar atanması, basın organlarının kapatılması gibi uygulamalarıyla 12 Eylül’ü anımsatan OHAL koşullarını ve ihraçları iki dönemi de yaşayan kamu emekçileri ile konuştuk.

675 sayılı KHK ile herhangi bir soruşturma ya da yargılamadan geçmeksizin doğrudan ihraç edilen kamu emekçileri “O zaman darbe vardı, peki bugün darbeye karşı ilan edildiği söylenen OHAL uygulamaları ile o gün yapılanların farkı ne?” diye sordu.

O ZAMAN MİT RAPORLARIYLA ATILMIŞTIK

1983’te Edirne Eğitim Yüksek Okulu’ndan öğretmen olarak mezun olan Münir Korkmaz, tüm arkadaşları atanmasına karşın aynı okuldan mezun olup atanamayan iki kişiden biri olmuş.Siyasi düşüncelerinden dolayı sakıncalı ilan edilen Korkmaz, “21 yaşımda, hayatımın başlangıcında, öğretmen olma hayalim elimden alındı. Öğrencilerimle buluşamadım. O zamanlar da MİT raporları ile öğretmenliğe alınmamıştık, atılmıştık. ‘Öğretmenliğe uygun değil’ dediler. Şimdi de ortada somut bir şey yok” dedi.

ÖĞRETMENLİĞE GERİ DÖNECEĞİZ

4 yıl süren mahkeme süreci sonucunda 1987’de Erzurum’da göreve başlayan Korkmaz, ihraç edilene kadar Adana’nın başarılı okullarından Nigahi Soykan İlkokulu’nda görev yapıyordu. Veliler ve  dostlarının sürekli desteğini aldığını dile getiren Korkmaz,  “Er ya da geç görevimize döneceğiz. Ama bu yaşadıklarımızın parayla ölçülecek bir karşılığı yok. Bizi öğrencilerimizden ayırdılar.Yeniden öğretmen olmayı takip edeceğim” diye konuştu. Şimdi uygulamaların daha vahim olduğunu ifade eden Korkmaz, “Sağlık güvencen, pasaportun alınıyor. Başka yerde çalışamıyorsun. Daha büyük bir abluka var” dedi.
12 Eylül cuntasının TÖB-DER’i kapattığını dile getiren Korkmaz, “İzole edilmiştik. Şimdi öyle değil. Eğitim Sen var. Biz barış, demokrasi, laik bir ülke istedik. Sendikamızla mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

ÖĞRENCİLERİMDEN YİNE AYIRDILAR

Ülkü Gülşen de 1402 mağdurlarından. Görevden atıldığında 4-5 yıllık öğretmenmiş. Hakkında herhangi bir somut delil olmaksızın siyasi düşüncelerinden dolayı aranan Gülşen, daha sonra görevden atılan eğitimcilerden. En çok öğrencilerinden ayrıldığına üzüldüğünü ifade eden Gülşen, “9 yıl sonra göreve başlayabildim. Hakkımda hukuken hiçbir suçlama yoktu. Şimdi olduğu gibi. Yine çocuklarımdan ayrıldım” dedi.

İTİRAZLARIMIZI YÜKSEK SESLE SÖYLEMELİYİZ

Bütün okulların sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda dizayn edildiğini söyleyen Gülşen, “Sonuçları bakımından bugünkü daha büyük yıkım. Gelecek kuşaklar açısından, siyasi, toplumsal ve ekonomik sonuçları korkunç olacak. O zaman da belediyelere işini bilmez askerler atanıyordu” dedi.Herkes itirazını sesli olarak söylemesi gerektiğini kaydeden Gülşen, “Bazılarımızın, hayatını, özgürlüğünü, bizim mesleğimizi elimizden aldılar. Dayanışmayı güçlendirmeliyiz. Herkesin seslerini birlikte çıkarmalı. Sen ben kavgasına düşmeden HDP, CHP; bağımsız örgütler. Gençler, kadınlar birlikte hareket etmeli” diye konuştu.

ÖNCEKİ HABER

Carter: Rakka operasyonunu memnuniyetle karşılıyorum

SONRAKİ HABER

Aliağa Emek ve Barış Şenlikleri'nde emek mücadelesi öne çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa