Büyük acının davası başlıyor

Büyük acının davası başlıyor

10 Ekim 2015'te Ankara Tren Garı’nda gerçekleşen katliamın yargılaması yarın başlayacak.

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

10 Ekim 2015'te Ankara Tren Garı’nda gerçekleşen katliamın yargılaması yarın başlayacak. İddianamede yer alan 36 sanıktan katliamı gerçekleştiren 2 canlı bomba ile birlikte toplam 5 sanık ölü. Ölü sanıklarla birlikte 19’u hakkında takipsizlik kararı verildi. 15 tutuklu sanık bulunmasına rağmen, katliamın örgütleyicisi olduğu tahmin edilen 3 isim de ölü. 10 Ekim’de gerçekleşecek mitingin hedef olabileceğine dair istihbarat yazılarına, iki canlı bombadan biri olan Yunus Emre Alagöz’ün Türkiye’de eylem hazırlığında olduğuna, birlikte hareket ettiği Mehmet İşik’in 8 Ekim günü ailesiyle haberleştiğine ilişkin istihbarata rağmen neden gerekli önlem alınmadığı sorusu ise iddianamede yer almıyor. Tüm bu durum, katliamın üstünün örtülmek istendiği yorumlarına neden oluyor. 

MAYISTAN EKİME

10 Ekim Ankara Tren Garı katliamına giden yol 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen genel seçim öncesinde başlamıştı. 18 Mayıs 2015’te HDP’nin Adana ve Mersin il binalarına IŞİD Üyesi Savaş Yıldız tarafından bombalı saldırı düzenlenmişti, çok sayıda kişi yaralanmıştı. Bu saldırının ardından HDP’nin 5 Haziran’da gerçekleşen Diyarbakır mitingine IŞİD Üyesi Orhan Gönder bombalı saldırı düzenlemiş ve 4 kişi ölmüş, yüzün üzerinde kişi de yaralanmıştı. 20 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Kobanê’ye yardım götürmek isteyen gençlere yönelik IŞİD Üyesi Şeyh Abdurrahman Alagöz tarafından bombalı saldırı gerçekleştirilmiş, 34 kişi ölmüş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Son saldırıyı gerçekleştiren isim kritikti. Çünkü  Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz, 10 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşen Türkiye’nin en büyük katliamının bombacılarından birisiydi.

7 Haziran seçimleri bitmiş; HDP yüzde 10 barajını yüzde 13.1’lik oy oranıyla aşarak tarihi bir başarı kazanmıştı. Fakat hükümet kurulamadığı için yeniden seçim kararı alınmış ve 1 Kasım tarih olarak gösterilmişti. 20 Temmuz Suruç Katliamı sonrasında, 22 Temmuz günü 2 polis aydınlatılamayan bir şekilde suikasta kurban girmişti. Bu iki olayın ardından TSK, PKK’ye hava harekatı düzenlemiş, çözüm masası fiilen de devrilmişti. Çatışmaların başladığı ortamda 1 Kasım seçimlerine gidiliyordu.

EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ İÇİN ANKARA’DAYDILAR

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, ülkede akan kanın durması ve yeniden barış ortamının sağlanması için Ankara’da miting düzenleme kararı aldı. Tarihi ise 10 Ekim 2015 olarak belirledi. Mitingin şiarı ise  “Emek, Barış ve Demokrasi”ydi. Toplanma yeri için Ankara Tren Garı belirlenmişti. Saatler 10.00’a yaklaşırken Türkiye’nin dört bir yanından barış isteyen insanlar gar önünde toplanmaya başlamıştı. Saat tam 10.04’te bir patlama sesi duyuldu ve ardından bir patlama daha. Henüz insanlar yaralılara yardım ederken polisler gar önüne gaz bombası atarak gelmişti. Saldırının bilançosu ise 101 barış isteyen insanın hayatını kaybetmesi, yüzlercesinin yaralanması oldu. Hâlâ tedavisi devam eden, uzuvlarını kaybeden onlarca insan var. 

VALİLİK SORUŞTURMAYA İZİN VERMEDİ

Katliama ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Kamu görevlileri hakkındaki şikayetleri ise mülkiye müfettişleri inceledi. Müfettişlerin 11 kamu görevlisi hakkındaki ön inceleme raporunda, 9 kamu görevlisinin ihmali olabileceği ifade edilerek, adli soruşturma açılmasında yarar görüldü. Gaz kullanan polisler hakkında ise soruşturmaya gerek görmedi. Fakat, Ankara Valiliği müfettişlerin “ihmali olabilir” dediği 9 kamu görevlisi hakkında da soruşturma yürütülmesine izin vermedi. 

BOMBACININ İSMİ  BİLE BİLİNİYORDU

Müfettişlerin raporunda katliamla ilgili birçok belge yer alıyordu. Bu belgeler devletin adım adım gelen katliamdan nasıl haberi olduğunu ortaya çıkaracak nitelikteydi. Mitinglerin hedef olabileceği, HDP’nin özel olarak hedef seçileceği açıkça belirtiliyordu. Üstelik Yunus Emre Alagöz ve birlikte oldukları tespit edilen Mehmet İşik’in Türkiye’de sansasyonel eylem hazırlığında olduğu biliniyordu.  Basına yansıyan belgelerde arasında bombacılardan Yunus Emre Alagöz’ün ailesiyle helalleştiğine ve kendini patlatacağına yönelik 8 Ekim 2015 tarihinde elde edilen istihbarat bilgisi de vardı. Ancak bu istihbarat bekletilerek 10 Ekim sabahı saat 09.28’de geçildi. Bu bilgi terörle şube müdürlüklerinin (TEM) eline bombalar patladıktan 3 saat 44 dakika sonra ulaşmıştı. Bu istihbaratı TEM’e geç gönderen kişi Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’ti. Üstelik Dinç, 2006 yılında öldürülen Gazeteci Hrant Dink davasında da istihbarat bilgisini paylaşmadığı iddiasıyla yargılanıyordu. 

İDDİANAME NEYE HİZMET EDECEK?

10 Ekim Katliamı’yla ilgili kamu görevlilerinin ihmalinin üstünü örtecek bir adım da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından geldi. Basında kamu görevlilerinin nasıl katliamda ihmali olduğuna yönelik belgelerin haber olmasına rağmen 10 Ekim Katliamı iddianamesine tek bir kamu görevlisi girmedi. Kamu görevlileri hakkında dosya ayrılarak Memur Suçları Bürosuna yollandı. 36 sanıklı iddianamede, 19 sanık hakkında da takipsizlik kararı verildi. Katliamı gerçekleştiren 2 bombacı, IŞİD’in üst düzey yöneticileri olan ve kendilerini patlatan Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun, M. Kadir Cabael’in öldüğü, 5’i başka bir davadan yargılanan 9 sanık hakkında dava açmayı gerektirir suç, şüphe ve delil elde edilemediği için takipsizlik verildi. İddianameyi hazırlayan savcı, 14 şüpheli hakkında ‘Birden çok kasten öldürme’ suçundan 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ten 1’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile ‘Kasten öldürmeye teşebbüs etmek’ suçlarından 5 bin 83 yıldan 7 bin 820 yıla kadar hapis cezaları istedi. 22 sanık hakkında ise ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurmak’ suçlarından değişen oranlarda hapis cezası talep etti. Davanın ilk duruşması yarın Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamenin okunmasıyla başlayacak. 

TAKİPSİZLİK DİZ BOYU

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının kamu görevlileri hakkındaki dosyayı 10 Ekim ana dosyasından ayırarak, Memur Suçları Bürosuna yollamasından bir sonraki adım da yine takipsizlik oldu.  Cumhuriyet Savcısı Hamza Yokuş, polislerin her şeyi yasalar çerçevesinde yaptıklarını ve “kusursuz" olduklarını savunmuştu.  
Bu gelişmenin ardından kamu görevliler hakkında bir dosyanın daha olduğu ortaya çıktı. Dosya Ankara Bölge İdare Mahkemesinde bulunuyordu. Mahkeme dosyayı yetkisizlik kararıyla Danıştaya yolladı.

Danıştay ise dosyayı tekrar İdare Mahkemesine gönderdi ve mahkemenin dosyaya bakmasını istedi. Şimdi ise top Ankara Bölge İdare Mahkemesinde ve mahkeme dosyayı kabul ederse daha önce mülkiye müfettişlerinin ön inceleme raporu verdiği 11 kamu görevlisi hakkında adli soruşturma açılabilecek. 

AİLELER TAZMİNAT ALAMADI

Yaralılar ve yaşamını yitirenlerin aileleri devletten tazminat talebinde bulunmuştu.  İçişleri Bakanlığından karşılanması talebiyle Ankara 10. İdare Mahkemesinde dava açılmıştı. Mahkeme bakanlıktan savunma istemişti. Bakanlığın savunması skandal nitelikteydi ve özetle şöyleydi: “Asılsız katliam iddiasıyla açılmış haksız davanın reddi gerekmektedir.”

SAAT ÇELİŞKİSİ YAŞANDI

Tartışma yaratan bir diğer konu ise mitingin gerçekleşeceği saatti. Emek Barış Demokrasi Mitingi'nin tertip komitesi, saat 08.00-16.00 arasında mitingin gerçekleşeceğini ve ona göre önlem alınmasını istemişti. Ancak Ankara Emniyeti, trafiği gerekçe göstererek miting saatini 12.00- 16.00 olarak değiştirmişti. Bunun üzerine tertip komitesi emniyet yetkilileriyle görüştü, sabah saatlerinde tren garı önünde toplanmaları halinde kendilerine olası bir polis müdahalesi olabileceği yönünde endişeleri olduklarını iletti. Emniyetin cevabı, sabah toplanmalarında bir sakınca olmadığı sadece trafiği geç kesmek için saatin değiştirildiği oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının katliama ilişkin hazırladığı iddianamede de tertip komitesinin miting için başvuru saati 12.00- 16.00 olarak değiştirilmişti. Fakat tertip komitesi başvuru saatinin 08.00- 16.00 olduğunu belgeleriyle ortaya koymuştu. 

MİT, EMNİYET, KATLİAM...

Katliamın yaşandığı günden bugüne kadar IŞİD'in Türkiye'deki faaliyetlerine yönelik ortaya çıkan gerçekler ise şöyle: 
* IŞİD'in Türkiye emiri olan ve örgütün Türkiye'deki bombalı saldırılarının gerçekleştirilmesi talimatını veren İlhami Balı'nın saldırılar gerçekleşmeden önce polis tarafından dinlediği ortaya çıktı.
* IŞİD Emiri İlhamı Balı ile Türkiye'deki IŞİD örgütlenmesinin önemli isimlerinden olduğu belirtilen Deniz Büyükçelebi arasındaki konuşma kayıtlarının imha edildiği belirlendi. 
* IŞİD'in Gaziantep emiri olan ve örgütün Türkiye'deki saldırılarını organizen eden, örgüte bombacı bulan Yunus Durmaz'ın 2009 yılında el Kaide üyeliğinden sorgulandığı ve serbest bırakıldığı belirlendi. Durmaz'ın 18 Mayıs 2016 tarihinde kaldığı eve yönelik polis operasyonunda kendini patlattığı duyuruldu. 
* IŞİD'in Teknoloji Mecmuası Emiri, 'Ebu Musa' kod adlı Ersen Çelik, Gaziantep Emniyetine verdiği ifadede, Suriye'deyken MİT yetkilileriyle WhatsApp'tan yazıştığını, bombalı eylemleri gerçekleştirecek isimleri bildirdiğini ve yazışmaların halen kayıtlarda bulunduğunu söyledi.
* HDP'nin Adana ve Mersin bürolarına saldırıyı gerçekleştiren IŞİD Üyesi Savaş Yıldız, ANHA haber ajansına konuşmuş, IŞİD'in içerisinde MİT'çilerin yer aldığını, İlhami Balı, Yunus Durmaz ve Edremit Türe'nin MİT ajanı olduğunu iddia etmişti.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Kasım 2016 20:40
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.