06 Kasım 2016 09:54

OHAL’le birlikte üniversitede baskı arttı

YÖK’ün kuruluş yıl dönümünde Eğitim Sen, Emek Gençliği, Gençlik Muhalefeti, Kolektifler ve Komünist Gençlik örgütlerinin temsilcileri ile konuştuk.

Paylaş

Eda AKTAŞ 
İzmir

YÖK’ün kuruluş yıl dönümünde Eğitim Sen, Emek Gençliği, Gençlik Muhalefeti, Öğrenci Kolektifleri ve Komünist Gençlik örgütlerinin temsilcileri ile OHAL’in üniversitelere etkisini ve çıkış yolu olarak nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğini konuştuk. 

Eğitim Sen 3 No’lu Şube Başkanı Ümit Akıncı, YÖK’ün kuruluşundan bu yana üniversitelerde akademisyenlere yönelik saldırılar olduğunu hatırlatarak, “Şimdi de OHAL’le birlikte üniversitelerdeki akademisyen kıyımı devam ediyor. FETÖ ile mücadele adı altında başlatılan tasfiye, artık kamudaki farklı muhalif kesimlere sıçramış durumda. Meslekten ihraç edilmeleri, açılan soruşturmalar ve soruşturmalara ‘tedbir’ olarak hayata geçirilen açığa alma uygulamaları ile birlikte düşünüldüğünde durumun vahameti daha da net bir şekilde görünüyor. 29 Ekim tarihli 676 sayılı KHK ile rektörlük seçimlerinin kaldırılmış olması ise akademisyenlere yönelik başka bir saldırıdır. Farklı illerde başlayan dayanışma akademisi açılışı gibi gelişmeler, yaratılmaya çalışılan korku atmosferine tepkinin de gittikçe arttığının göstergeleri” dedi. 

‘TEK YOL DAYANIŞMA’

OHAL’in baskılarına karşı tek yolun dayanışma olduğunu belirten Akıncı sözlerine şöyle devam etti; “Aramızdaki dayanışmayı yeniden örmenin araçlarını kurgulamak bize düşen görevlerden ilki. OHAL sürecinde toplumun her kesiminde, her emek sürecinde yapılması gereken dayanışmayı üniversite içinde yapmak için uğraşmalıyız. Artan baskı, kendi karşıtını da yaratacak potansiyeli bizlere sağlıyor aslında. Çünkü bizlerin kaybedecek bir şeyi yok ama onların, bu baskı ve korku ortamını bize dayatanların kaybedecek şeyi çok. Bu yüzden korkuyorlar. Her ne kadar toplumsal muhalefetin tüm katmanlarında bir altüst oluş sürecini yaşıyor olsak da, bu süreçten sendika ve partilerin daha güçlü bir şekilde çıkacaklarına dair inancımız tamdır”

‘ORTAK BİR MÜCADELE  HATTI KURMALIYIZ’

6 Kasım’la ilgili YÖK ve bugünkü mücadele üzerine tartışmalar yürüttüklerini ifade eden Emek Genliği MYK Üyesi Pınar Çetinkaya, “Aslında bir darbe ürünü olan YÖK bugün yine bir çeşit darbe ürünü olan OHAL içerisinde tartışılmakta. YÖK’e sıkışmış tartışmalardan öte, bugünün Türkiyesi’ni ve mücadele şekillerini tartışıp, ilerlemek önemlidir” dedi. Üniversitelerde OHAL’den önce başlayan baskı düzeninin hepten tırmandığını söyleyen Çektinkaya, “Bir araya gelip bir protesto planlamayı bırakın toplulukların etkinliklerine bile müdahale edip, yasaklamalar getiriliyor. Okulda hiçbir söyleşi, panel kolay kolay kabul edilmiyor. Yapacağınız en ufak toplu bir iş, güvenlik ve polis duvarıyla karşılaşırken daha sonra üniversiteye yakışmayan soruşturma sebepleriyle devam ediyor” dedi.  Böylesi terör ve baskı ortamının hem üniversitelerin havasını değiştirdiğini hem de öğrencilere olumsuz etkisi olduğunu belirten Çetinkaya şunları dile getirdi; “Bu yüzden sürece uygun bir mücadele hattı olmalı. Dar bir kapsamı olan birlikteliklerden öte geniş öğrenci kesimlerine, topluluklarına hitap eden platformlar geliştirilmeli. Akademisyeninden öğrencisine, çalışanına topyekün bir mücadeleyle bu baskı kırılabilir. Her türlü irili ufaklı hareketi önemseyip, üniversite hareketini evriltmeliyiz” dedi.

‘AKP’NİN YÖK’E  İHTİYACI KALMADI’

Gençlik Muhalefeti Üyesi Dicle Dilan Salman, AKP iktidarının 15 Temmuz darbe girişimini ve OHAL’i kendi fiili sivil dikta rejimini kurumsallaştırmak için bir fırsata dönüştürdüğünü söyleyerek, YÖK’e ihtiyacı kalmadığını belirtti. Gençliğin temel meselesinin laiklik, bilimsel eğitim talebi olduğunu ifade eden Salman, “Özerk, demokratik bir üniversite için her gün mücadele etmek durumundayız. Gençliğin en önemli yaşam alanlarından olan ve adeta toplumun laboratuvarları olan üniversitelerde bir çekim merkezi oluşturulması gerekiyor. Böylesi bir savaş ortamında bir araya gelerek diktaya karşı ortak mücadele hattı geliştirmeliyiz. Bu hat birleşik bir gençlik hareketi yaratmaktan geçer. AKP-Erdoğan diktasına ve bu diktanın başkanlık hayallerine karşı mücadeleyi üniversite, lise ve mahallelerde birleşik bir zeminde büyütmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. 

‘ÜNİVERSİTELER BARIŞTIR DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

Öğrenci Kolektifi Üyesi Emine Akbaba: 35 yıl önce üniversitelerin muhalif kimliğini yok etme amacıyla kurulan YÖK bugün tam da kuruluş amacına uygun hareket etmektedir. Darbe girişimini bahane ederek OHAL ile kendine muhalif olan herkesi baskı altına almaya çalışan Saray iktidarı bugün üniversiteleri de uzun yıllardır baskı politikaları ile biat ettirmeye çalışıyor. Yasaklar, soruşturmalar, cezalar ile üniversitenin yükselen sesini bastırmaya çalışsalar da nafile. Barış isteyen akademisyenlerimizin yanında “üniversitesi barıştır” demekten vazgeçmeyiz. Darbeye, diktaya karşı demokratik ülke için, eşit, parasız, bilimsel, nitelikli, laik ve ana dilde bir eğitim özerk demokratik üniversite mücadelemizden vazgeçmeden gençliğin yaratıcı, militan ve yıkıcı gücüyle mücadeleye devam edeceğiz. Üniversite biat etmez.

Komünist Gençlik Üyesi Levent Gök: Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hal koşulları ve kısıtlamalar, üniversitelerde zaten uzunca bir süredir yürürlükteydi. Üniversite kurumuyla bağdaşması mümkün olmayan engellemeler, yasaklar, işten çıkarmalar ve akademi üzerindeki tehditler, birkaç senedir olağanlaşmış durumda. Geride bıraktığımız on sene içerisinde kademe kademe, afiş asmak, bildiri dağıtmak, toplantı yapmak gibi siyaset yapma araçları yasaklandı. Bu tablonun değişmesi için, hedefi berrak hale getirmek, örgütlenme inadının yasak tanımayacağını göstermek gerekiyor. OHAL’i mücadelenin merkezine yerleştirmek yerine, OHAL’le birlikte AKP’nin yapacaklarını önemsiyoruz ve buna karşı mücadele etmeyi öneriyoruz.

ÖNCEKİ HABER

OHAL’siz Türkiye, YÖK’süz üniversite

SONRAKİ HABER

İstanbulkart başvuru merkezlerinin sayısı 2 katına çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa