06 Kasım 2016 01:15

Mersin'de 'Tek ses döneminde medya' konuşuldu

Mersin'de 'Tek Ses Döneminde Medyaya Savaş ve Savaşın Medyası' başlıklı bir panel düzenlendi.

Paylaş

Turan DAL
Mersin

Mersin'de "Tek Ses Döneminde Medyaya Savaş ve Savaşın Medyası" başlıklı bir panel düzenlendi. Etkinliğe, kısa süre önce kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan TV'lerin haber yayın koordinatörleri katılırken, panelde barış dilinin önemine vurgu yapıldı.

Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi'ndeki etkinlik 2 oturum şeklinde gerçekleştirildi. Medyanın durumu ve çözüm önerilerinin tartışıldığı panelin moderatörlüğünü barış imzacısı sözleşmesi feshedilerek üniversitedeki görevine son verilen Akademisyen Galip Deniz Altınay yaparken, Hayatın Sesi TV Yayın Koordinatörü Ercüment Akdeniz, TV 10 Genel Yayın Yönetmeni Veli Büyükşahin, İMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren ve Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Hakkı Boltan konuşmacı olarak panelde yer aldı.

Panel, KHK ile mesleğinden ihraç edilen Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu'nun konuşması ile başladı.

'MÜCADELEMİZ BÜYÜK TEMPOYLA DEVAM EDECEK'

Muşlu, "15 Temmuz ve sonrası başlatılan OHAL'de, FETÖ'cülere yönelik açığa almalar ve ihraçlara, KESK üyelerini de katarak kafaları bulandırmaya çalışıyorlar. Darbeyi yapan KESK değildir. 15 Temmuz günü darbe girişiminde bulunan ne DİHA, ne Evrensel, ne TV 10, ne de İMC TV idi. Aynı şekilde ne Eğitim Sen, ne SES'ti. Siz bu kurumların kapısına kilit vuracağınıza, KESK'lileri hedef alacağınıza gerçekten 15 Temmuz'la mücadele niyetiniz varsa önce bu generalleri atama kararnamelerini kim imzalamış oralara bakın. FETÖ'cü diye tutuklanan emniyet mensuplarının kararnamelerini kim imzalamış. Onları ihraç edin bakalım. İhraç edilmiş olabiliriz ama bizim mücadelemiz daha büyük motivasyon ve tempoyla devam edecek" dedi.

'YAŞANANLARI HANGİ MEDYA VE NASIL DUYURACAK?'

Çeşitli fakültelerden akademisyen ve iletişim fakültesi öğrencilerinin yoğun katılımının dikkat çektiği panelde Moderatör Galip Deniz Altınay, "Son dönemlerde ilk karşımıza çıkan şey KHK'ler. 10 binin üzerinde kamu görevlisi mesleğinden atılmış durumda. Pasaportlar iptal ediliyor. Rektörlük seçimleri kaldırıldı. Yargı son derece vahim bir durumda. Avukatların artık müvekkilleri ile görüşmeleri dahi kısıtlanabilir duruma geldi. İşin medya kısmına baktığımızda ise bu olayların sonuçlarını, yaşananları hangi medya ve nasıl duyuracak sorusunu sormamız gerekir. Aslında bugünkü panelimizde öne çıkan temel sorulardan biri de bu. 15 Temmuz sonrası yüzün üzerinde kapatılan medya kuruluşu var. Bunların arasında dünyanın ilk ve tek kadın haber merkezi olan JINHA, DİHA, 25 yıldır yayınlanan bir kültür dergisi olan Evrensel Kültür Dergisi, İMC TV, TV 10 gibi birçok kuruluş var. Sadece bir bölge ile kalmayıp tüm Türkiye'ye yayılan eleştirel basının susturulma çabasını görüyoruz. İşte Cumhuriyet bu son söylediğimizin bir örneği" ifadelerini kullandı.

'NE DARBE NE TEK ADAM YAYINI YAPTIK'

Hayatın Sesi TV Program Yapımcısı Ercüment Akdeniz ise, "15 Temmuz sonrası her yerde "Bu ülkeyi darbecilere ve teröristlere yedirmeyiz" afişleri var. İronik olarak söylemek istiyorum. Biz nasıl darbeci ve teröristiz. 15 Temmuz gecesinde Köprüyü askerler tuttuğunda ben canlı yayındaydım. 10 Ekim Katliamı'nın soruşturma takibini konu alan bir programdı. Havuz medyası darbecilerin TRT'den okunan bildirisini yayınlarken biz "Ne darbe ne de tek adam diktatörlüğü" üzerinden bir yayın yürüttük. Biz girmedik. Ve sanırım bu yüzden cezalandırılıp kapatıldık" şeklinde konuştu. çünküğ Hayatın Sesi Televizyonu hem işi ekmeği için mücadeleye geçen işçileri hemde ülkenin ezilen, ötekileştirilen kesimlerin sorunlarını gösteriyordu. bir işçi ve halk televizyonu olan Hayatın sesi hem işçi sınıfının mücadelesini hemde bu mücadelede demokrasi ve özgürlükler meselesini birleştiriyordu. işte ozaman hem hükumetin işçi, emekçi ve halk düşmanı politikalarına darbe vurduğunuz için terörist de ilan ediliyorsunuz.   

'TV 10 İHTİYAÇTAN ORTAYA ÇIKMIŞTIR'

TV 10 Genel Yayın Yönetmeni Veli Büyükşahin ise, "Bizim Alevi toplumunun kendisini ifade edebildiği alanlar dar. TV 10 böyle bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Bizler etkin inançların Aleviliği tanımlamasına karşı çıktık. Bunu reddettik. Tek tipleşmeyi aşmak için yayın yapmayı planladık. Hiç birbirlerini tanımayan, tahtacıları, Romanları, abdalları, Kürt ve Türkmen Alevilerini tanıştırmaya çalıştık. Aleviliğin öz inancını yol erkanını tekrardan açığa çıkarmaya çalıştık. Kapatılan tüm TV'lerin kendine has özgünlükleri var. Hayat TV mesela emekçiler, işçiler bir yerde öksürdüğünde de haberini yaptı. Bizim özgünlüğümüz de aslında böyle. Aleviler bir yerde öksürdüğünde bile ekranlarımıza taşıdık. Bunun yanında biz de Hayat TV ve İMC gibi tabii Cerattepe'de, Soma'da, Suruç Katliamı'nda canlı yayınlar yaptık. Ve aynı şekilde tabii ki biz bu yayınları yaparken sürekli baskıyla karşılaşacağımızın bilincindeydik. En sonunda 1 buçuk ay oldu nerdeyse ekranlarımız karartıldı" diye kaydetti.

'BİRÇOK GAZETECİNİN İHTİYACININ KARŞILANMASI İÇİN KURULDUK'

Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Hakkı Boltan ise, "Özgür Gazeteciler Cemiyeti ülkenin çoğu yerinde üyesi olan gazetecilerin oluşturduğu bir kolektiftir. Bu oluşum yine yandaş medyayı oluşturan çalışanların bir araya gelip kurdukları cemiyetlerin eksikliklerinden dolayı kurulmuştur. Yani Türkiye'deki birçok gazetecinin ihtiyacının karşılanması üzerine kurulmuştur. Bizler aylık raporlar hazırlıyoruz. Örneğin Ekim ayına dair hazırladığımız rapor şöyle: 33 gazeteci gözaltına alındı. 2 gazeteci tutuklandı. 3 gazeteci haber takibi esnasında saldırıya uğradı. 2 gazete engellendi. 11 basın organına baskın yapıldı. 18 yayın kuruluşu kapatıldı" açıklamasında bulundu.

'İMC ÇOK ÖNEMLİ BAŞARILARA İMZA ATTI'

İMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren ise, "İMC TV'nin kuruluşunda ana prensipler üzerinde yoğunlaştık. Yandaş medya devlet dilini kullanıyordu, milliyetçi, cinsiyetçi, ırkçı yayınlar yapıyordu. 'Biz bunların tersini yaparsak başarırız' diye düşündük. 'Basın ilkelerini uygulayacağız' dedik. Basın ilkelerini uygulayınca zaten bu saydıklarımı haberde kullanamazsınız. Yayın hayatımıza 1 Mayıs'ta başladık. Her gün Mor Bülten diye bir program yayınlandı. Kadınlarla veya farklı cinsel yönelimdeki insanların sorunlarını gündeme getirdik. Yine her gün Yeşil Bülten'de ekolojik sorunları gündeme getirmeye çalıştık. Kameraları, mikrofonları sesini duyuramayan insanlara çavirmeye çalıştık. Çerkesler ilk defa haftada bir program yapıyordu. Yahudi, Ermeni, Rum, Ezidi gibi topluluklara ait programlarımız vardı. İMC çok önemli başarılara imza attı. İşte bu yüzden İMC'den, Hayat TV'den, TV 10'dan korktular" ifadelerini kullandı.

Çözüm önerileri bölümünde ise Ercüment Akdeniz "havuz medyası karşısında bir işçi ve halk televizyonu için, Alevilerin kendini ifade edeceği bir televizyon için, kürtlerin konuşulduğu bir televizyon için basın özgürlüğü için artık geri basacak yer kalmadı. o nedenle Cumhuriyet gazetesine yapılan gözaltı ve baskılara karşı hepimiz bir araya geliyoruz. öncekilerde yapılmadı ama buradan geriye düşmeyelim diyerek burada birleşerek ilerleyelim ve bu baskı ortamını aşalım istiyoruz. bu tür etkinlikleri ve katılımı artırarak başlayalım" diyerek siyasi olarakta çözüm üretemediğimizde OHAL kalksa bile bu sorunların çözülemeyeceğine dikkat çektiği panelde Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Hakkı Boltan ise barış gazeteciliğinin öne çıkarılmasını merkez medyanın savaşın dilini kullandığını belirtti. TV 10 Genel Yayın Yönetmeni Veli Büyükşahin ise "birleşerek bu sürecin aşılacağınıbelirrttiği panellde, İMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren de zor ve karanlık günlerden geçilse de benim hala umudum var ve bu umudu yitirmedim diyerek umutlu olma ve mücadele çağrısı yaptı. 

ÖNCEKİ HABER

Beşiktaş, Trabzonspor'u 2-1 yendi

SONRAKİ HABER

Ürdünlü öğretmenlerin ücret artışı talebiyle başlattığı grev devam ediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa