05 Kasım 2016 23:13

SINIRLARIN ÖTESİNDE

Ekim ayı dünyanın dört bir yanında kadınların sokaklara çıktığı bir ay oldu. Kimi barışı, kimi ücret eşitliğini, kimiyse yaşama hakkını savundu.

Paylaş

                                                                                                      Lili CAN

 

Ekim ayı dünyanın dört bir yanında kadınların sokaklara çıktığı bir ay oldu. Kimi barışı, kimi ücret eşitliğini, kimiyse yaşama hakkını savundu.

 

 

‘ASKER ELBİSESİ YIKAMAK DEĞİL, BARIŞ İSTİYORUM’

Yıllardır topraklarında savaş hüküm süren İsrailli ve Filistinli kadınlar, “Artık barışı erkekler sağlayacak diye bekleyemeyiz” diyerek barış mitingi düzenledi. 19 Ekim’de gerçekleşen mitingin adı ‘Umut Yürüyüşü’ydü. Jerusalem’den Başbakan Benjamin Netanyahu’nun evine doğru yürüyen kadınlar hem İsrailli hem de Filistinli liderleri barış görüşmeleri yapmaya çağırdı.

Aslında ülkenin kuzeyinde küçük bir etkinlikle başlayan bu hareket, sadece iki haftanın sonunda binlerce Arap ve Yahudi kadının katıldığı büyük bir yürüyüşe dönüştü. Binlerce kişi beyaz kıyafetleriyle ve ‘Ortadoğu’da Barış’ pankartlarıyla oradaydı. 2014’te İsrail’in Gazze’de Hamas’la çatışmasının ardından kurulan Women Wage Peace adlı kadın örgütünün öncülüğünde yürüyen kadınlar, Jerusalem’e ulaştığında, Liberyalı barış aktivisti Leymah Roberta Gbowee de onlara katıldı. Gbowee, ülkesindeki iç savaşı bitirmek ve diktatör, Charles Taylor’u devirmek için mücadele eden kadın grubunun lideri olduğu için 2011’de Nobel Barış Ödülü’nü kazanmıştı.

Liberya’daki savaşta tecavüze uğrayan ya da yaralanan kadınların da içinde olduğu kadın örgütünün kurulması ve kadınların mücadelesiyle barışa adım attıklarını aktaran Gbowee, “İsrail’deki kızkardeşlerime sesleniyorum, artık ayağa kalkıp savaşa hayır, barışa evet demenin vakti. İnandığınız şeye sıkıca sarılırsanız, silahlı adamlar sizden korkar” diye seslendi.

“İki yıl önce oğlum ordudaydı, Gazze’de savaşıyordu. O zaman karar verdim, artık asker elbisesi yıkamak istemiyorum. Barıs istiyorum” dedi Tel Avivli bir kadin. Üc aylık hamileyken Filistinli bir genç tarafından bıçaklanan İsrailli Michal Froman kucağında bebeğiyle beraber katılmıştı yürüyüşe; “Yaşam, eğer birbirimizi suçlamayı bırakırsak, mağdur olmayı bırakırsak, burada, bu topraklarda, bizim için mümkün.”

 

****

 

BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEYECEĞİZ!

Plaza del Mayo... Kadın tarihine geçmiş bir meydan. Arjantin’in Galatasaray Meydanı... Cuntanın kaybettiği evlatlarını arayan annelerin meydanında 19 Ekim’de binlerce kadın eylem yaptı.

16 yaşındaki bir kız çocuğunun uyuşturucu verilerek tecavüz edilmesi ve ardından öldürülmesi bardağı taşıran damla oldu. Daha önce şiddete karsı eylemler düzenleyen Ni Una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) grubunun Arjantin’de başlattığı eylemler diğer Latin Amerika ülkelerine de sıçradı.

Cinsel saldırıların önlenmesi ve adaletin sağlanmasını isteyen kadınlar ‘Kara Çarsamba’ adını verdiği eylem gününde 1 saat işbıraktı. Kreş ve okullarda çalışan öğretmenler ise o gün cinsellik egitimi ve toplumsal cinsiyet meseleleri hakkında ders verdi.

Arjantin’de bir kitle örgütü olan, İnsan Hakları Daimi Meclisi’ne (Permanent Assembly for Human Rights) göre ülkede her 30 saatte bir kadın öldürülüyor. Eylemcilerden Maria Florencia Alcaraz “Kadınların katledilmesinin ardında ekonomik problemler var. Kadınlar şiddete, insan ticaretine, uyuşturucu ticaretine karşı daha korunmasız hale geliyor” diyor. Ekonomik bağımsızlıkları olmadığı için şiddetin yaşandığı ilişkiler içerisinde kapana sıkıştıklarını söyleyen kadınlar, ekonomik olarak güçlenmeyi ve şiddetle etkili şekilde mücadele edilmesini talep ediyorlar. Haziran ayında gerçekleştirdikleri eylemden farklı olarak bu eyleme damga vuran meselelerden bazıları işsizlik, doğum izni, gelir eşitsizliği ve cinsellik eğitimi oldu. Eylemi düzenleyenlerden Sosyolog Maria Pia López “Neoliberal uygulamalara karşı çıkıyoruz, çünkü kemer sıkma politikaları ve cinsiyetçilik içeriyor” diyor.

 

***

 

İZLANDALI KADINLAR 14:38’DEN SONRA KİME ÇALIŞIYOR?

Binlerce kadının talepleriyle sokağa çıktığı bir diğer alan İzlanda Reykjavik kentindeki Austurvöllur meydanı oldu.

Bu eylemin saati önemli; 14:38. Çünkü bir kadın, erkeklerin aldığı ücretle karşılaştırıldığında tam bu dakikadan sonra ücretsiz çalışıyor.

Bu eylemin günü de önemli; 24 Ekim. Bundan 41 sene önce o gün kadınlar her ne iş yapıyorlarsa, yapmayı bıraktılar. Kadın erkek arasındaki eşitsizliğin ortadan kalkması için yaptıkları bu bir günlük eylem, sonraki senelerde şiddete, ekonomik krize, ücret eşitsizliğine karşı yapılan greve dönüştü.

Bir araştırmanın ortaya çıkardığı ücret eşitsizliği gerçeği İzlandalı kadınları olduğu kadar bizi de öfkelendiriyor. İzlanda cinsiyetlerarası ücret eşitsizliği tablosunda en ileri ülkelerden biriyken bile, her bir kadın neredeyse tüm öğleden sonra ücretsiz çalışıyorsa, eşitsizliğin tavan yaptığı bizimki gibi ülkelerde günde kaç saat ücretsiz çalışıyoruz acaba?

 

 

ÖNCEKİ HABER

Cumhuriyet sorgusundan: 'Gazeteye CIA ajanı geliyor muydu?'

SONRAKİ HABER

Elazığ’da köpeklerin saldırısına uğrayan kadın hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa