05 Kasım 2016 04:48

OHAL mültecileri de vurdu!

Mülteciler, OHAL kapsamında çıkarılan 676 sayılı KHK'da yer alan değişikliklerle sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Paylaş

Metehan UD
İzmir

Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL’den mülteciler de nasibini aldı. Artık statüsü olsa bile, idarenin vereceği kararla mülteciler kamu düzeni ya da kamu güvenliği gibi Türkiye’de tartışmalı olan kavramlar ileri sürülerek sınır dışı edilebilecek. Bu düzenleme uluslararası sözleşmelerde yer alan mültecilerin geri gönderilmeme (non-refoulement) ilkesine aykırı iken mültecilerle ilgili çalışma yapan derneklerin temsilcileri, yaşanabilecek hak ihlallerine dikkat çekerek değişiklikten vazgeçilmesini istedi.
 
29 Ekim 2016 tarihinde Resmi Gazete’de ayayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de mültecileri de yakından ilgilendiren düzenlemeler var.  Toplam 7 bölümden oluşan KHK’nin “Güvenlik ile İlgili Düzenlemeler” başlıklı ikinci bölümünde 04.04.2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 3 ayrı maddesi de değiştirilmiştir.

YARGI SÜRECİ DE DEVRE DIŞI    

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu düşünülen veya uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkisi olduğu değerlendirilen mülteciler hakkında uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. Yine aynı kanunun 53. maddesinde yapılan değişikle az önceki sebeplerle haklarında sınır dışı edilenler hakkında yargı süreci de devre dışı bırakılıyor. Bu kişiler, idarenin kararına karşı açtıkları davanın sonuçları beklenmeden sınır dışı edilecek.   

‘ARTIK STATÜSÜ OLANLARIN DA GÜVENCESİ YOK’

Mültecilerle ilgili çalışma yapan Mülteci Der, MAZLUMDER ve Uluslararası Af Örgütünün temsilcileri düzenlemeyi gazetemize değerlendirdi. Değişiklikle birlikte Türkiye’nin bir kez daha mülteciler için güvenli olmadığının ortaya konulduğunu dile getiren Mülteci Der Başkanı Avukat Eda Bekçi, “Korkunç bir düzenleme var. Statü almış kişiler bile sınır dışı edilebilecek. Kişi, mülteci, şartlı mülteci ya da geçici koruma statüsü alsa bile artık güvencesi yok. Bu da mültecilik kavramının özüne aykırı bir düzenleme. Geri göndermeme ilkesini ihlal ediyor.  Ülkesinde zulüm, işkence, ölüm tehdidi, kötü muamele tehdidiyle karşı karşıya olan kişi uluslararası sözleşmelere göre ülkesine geri gönderilemez” dedi.

‘MÜLTECİLER TÜRKİYE’YE GELMESİN DENİYOR’

Bir kişi hakkında böyle bir itham varsa hukuki olarak gerekenin yapılması gerektiğini belirten Bekçi şunları söyledi: “Buna ilişkin yargılaması yapılır, cezaevine konur. Ama siz bu kişiyi koşulsuz, şartsız yasaya rağmen sınır dışı ederseniz ülkesine geri gönderirseniz bu durumda mülteci hukukunun ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun  hiç bir anlamı kalmıyor. Şimdiye kadar bu uygulama geri gönderme merkezlerinde gerçekleşiyordu artık yasal dayanağı da oluşturulmuş durumda. ‘Mülteciler artık Türkiye’ye gelmesin, sığınmasın’ anlamına geliyor”.

‘TÜRKİYE HUKUKİ AÇIDAN DA SORUMLU OLUR’

MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Avukat Halim Yılmaz da, mültecilerin geri gönderilmeme ilkesinin vazgeçilecek ya da değiştirilebilecek bir kural olmadığının altını çizerek “Mülteci olan insanlara işkence ya da kötü muameleye karşı yaşam hakkını korumaya yönelik bir ilke.

AİHM’nin ve AYM’nin de bu konuda kararları var. Terör, kamu güvenliği gibi kavramlar genellikle soyut kavramlardır, yuvarlak laflar. İdarenin de istediği kişiyi bu kapsama koyma imkanı var. Kişi hakkında herhangi bir ceza mahkemesi kararı olmadan hatta bir soruşturma olmadan idare onları tehlikeli sayabilir. Hukuken ve pratik açıdan da sıkıntılı bir durum” dedi.

Mültecilerin gönderildikleri ülkede başlarına gelecek kötü bir şeyden Türkiye’nin de sorumlu olacağının altını çizen Yılmaz, Türkiye’nin sadece siyasi değil hukuki açıdan da sorumlu olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Kanun, Avrupa Birliği kararları ve AİHM’deki eleştirileri gidermek için yapıldı. Şimdi bundan geri adım atılmış oluyor. Değişiklik iptal edilmezse, idare mahkemeleri etkisiz olacak; mülteciler doğrudan AYM ve AİHM’ye başvuracak. İşkenceyi meşrulaştıran yasal değişikliğin, canlar yakmadan, en kısa zamanda kaldırılmasını umuyoruz” dedi.

‘KORUMA SİSTEMİ TAMAMEN KALDIRILIYOR’

Uluslararası Af Örgütü Derneği Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ ise, idareye sonsuz bir takdir yetkisi bırakıldığına dikkat çekerek, “İnsan hakları örgütleri tarafından eleştirilen ‘kamu düzeni, kamu güvenliği, kamu sağlığı’ gibi somut tanımı yapılmamış, muğlak tanımlamalar idareye sonsuz bir takdir yetkisi tanımaktadır. İdari birimler somut bir gerekçe sunmaksızın yapacakları ‘değerlendirme’ ile sığınmacıları bu kapsama alıp uluslararası koruma sahibi olsalar bile önce statüleri iptal edilip sonra sınır dışı edebileceklerdir” diye ekledi. Düzenlemenin yaşam hakkı gibi telafisi imkansız insan hakları ihlallerine neden olabileceğini vurgulayan Görendağ, mültecilerin işkenceye, insanlık dışı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya yaşam hakkının ihlal edilmesi ile sonuçlanacak muameleye tabi tutulacağı bir yere sınır dışı edilmesinin Türkiye’yi sorumlu kılacağının altını çizdi.

ÖNCEKİ HABER

BTK, operatörlerden VPN servislerini engellemelerini istedi

SONRAKİ HABER

Hrant Dink Vakfı'nın "Kayseri" konferansı gerekçe gösterilmeden yasaklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa