MAZLUMDER ve TİHV: İhtiyacımız idam değil demokratikleşme

MAZLUMDER ve TİHV: İhtiyacımız idam değil demokratikleşme

MAZLUMDER ve TİHV başkanları, idamın değil, demokratikleşme ve basın özgürlüğünün tartışılması ve hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Şerif KARATAŞ
İstanbul 

İdam tartışmaları 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tekrar gündeme geldi. Hükümet idam tartışmalarını  gündemde tutmak için ısrarcı davranırken, insan hakları örgütleri idamla Türkiye’nin karanlık bir dönem yaşayacağı uyarısında bulundu. MAZLUMDER ve TİHV, idamın değil, demokratikleşme ve basın özgürlüğünün tartışılması ve hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, idam tartışmalarının 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gündeme geldiğini hatırlattı. İdamın yasallaşması durumunda da geçmişe dönük olmayacağını yönündeki açıklamaları değerlendiren Ünsal, “Darbeyle suçlananların, suçları kanıtlanırsa idamla cezalandırılmaları mümkün değil” dedi.

‘İDAMLA TÜRKİYE KARANLIK BİR ÜLKE OLACAK’ 

İdam tartışmasının başka hesaplaşmalar için gündeme gelmiş olabileceğini ifade eden Ünsal şunları söyledi: “Bu tartışma, zannediyorum Batı blokuyla Türkiye’nin, özellikle darbe girişiminde net tavır almamış olmasından dolayı kızgınlık üzerinden yürütülen bir hesaplaşma. Fakat kızgınlıkla bile olsa bunun çok tehlikeli bir hesaplaşma olduğu kanaatindeyim. ‘Kitap bazen silahtan, bombadan daha tehlikelidir’ diyen siyasetçilerin olduğu bir parti, eğer idamı getirirse, hangi kitabı, hangi düşünceyi, bombadan daha tehlikeli görüp onu bu kapsamda yargılayacağına dair, kuşku duymamızı gerektirecek bir yaklaşım var. Türkiye’de idam kararlarının büyük bir çoğunluğu, birkaç adli suçu bir kenara bırakırsak, kahir ekseriyetli siyasi suçlara dair verildi. Dolayısıyla siyasetin, yani iktidarın eline şimdiye kadar siyasi saiklerle uygulandığı kanıtlanmış bir infaz yöntemi verilerek çok korkunç, karanlık bir süreç başlatılmış olur. Çünkü idam cezaları büyük çoğunlukla, kahir ekseriyetli siyasi maksatla kullanılmış. Böyle bir pratiği var Türkiye’nin. O yüzden pratikten ayrı düşünemeyiz idam tartışmalarını, son derece tehlikeli olduğu kanaatindeyim. Tüm muhalif seslerin susturulduğu bir süreç yaşanıyor. Bir de idam gibi, muhalifleri daha da acımasız bir şekilde susturma yetkisi verilirse siyasi iktidarın eline, oranın nasıl karanlık bir ülke olacağını tarif etmeye ihtiyaç yok!” 
Türkiye'nin giderek yaşanmaz bir hale geldiğine dikkat çeken Ünsal, öncelikle basın özgürlüğüne ihtiyaç olduğunu vurguladı. Siyasi iktidarı denetleme açısından basının önemli bir işlevi olduğuna vurgu yapan Ünsal, olası başkanlık seçimi ve referandumu işaret ederek, “Hem OHAL’in dayattığı bürokratik çaresizlik, hem de başkanlık seçimi neticesinde referandum yaşanacağı bu vasatta basın özgürlüğü son derece önemli” diye konuştu.

‘BEDELİ ÖDENEMEYECEK YANLIŞLIKLARLA KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ’

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, hukukçuların “İdam, devlet eliyle alınan intikamdır” yönündeki görüşleriyle hemfikir olduklarını söyledi. İntikamın muhalifler için uygulandığına dikkat çeken Fincancı, şunları söyledi: “Bu idam tartışmalarını gündeme getirenler, en azından kendi yakın tarihlerine baktıklarında bile nasıl süreçler işlediğini biliyorlar. Menderes’ten Zorlu’ya onların yakın çevresinde ve takipçisi olduklarını iddia ettikleri, söyledikleri kişilerin idam edildiği bir ülke burası. Dolayısıyla idam cezası tartışması gündeme geldiğinden itibaren kontrolsüz bir şekilde uygulanması halinde, ileride bedeli asla ödenemeyecek ciddi yanlışlıklarla karşı karşıya kalacağız.”
OHAL’le birlikte yaşanan haksızlıklara da vurgu yapan Fincancı, “Hiçbir soruşturmaya, hiçbir somut delile dayanmadan, her gün dinlediğimiz onlarca mağdur insan öyküsü var. İnanılmaz öyküler bunlar. Birinin biri hakkında söylediği bir sözle, gizli tanığın ifadesiyle insanlar ihraç ediliyor. İnsanlar, açlığa, yoksulluğa mahkum ediliyor bu ülkede” diye konuştu. Hukukun tümüyle ortadan kalktığına da dikkat çeken Fincancı, “Son kararnameye avukat görüşünün 24 saatte gerçekleşebileceği ve bu sırada ifadeye başvurulamayacağı kararı çıktı. Ama şu an Cumhuriyet gazetesinin gözaltına alınan yazarları için avukat görüşüne izin verilmiyor, savcının isteğiyle. Gerçekten Türkiye için çok ağır olacak. Türkiye tarihinde yeniden bedeli ödenemeyen acılar yaşamış olacağız, eğer bu idam tartışmaları devam ederse. Herkese hatırlatmak isterim, bu koşullarda herkes idam edilebilir, yargısız, sorgusuz, sualsiz. Bunun adı da yargısız infaz olur” şeklinde değerlendirdi.
Hukukun üstünlüğünü ve herkes için adil yargılanma talebinin savunulması gerektiğini vurgulayan Fincancı, “Demokratik koşulları yaratacak mekanizmaları devreye sokmak gerekiyor. O nedenle, muhalefete yönelik bu saldırgan tutuma karşı muhaliflerin sağlam bir şekilde, demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerinden mücadeleyi yükseltmeleri gerekiyor” diye konuştu.

‘BEDELİNİ ÖDERLER’ 

Darbe girişiminden sonra ortaya çıkan mağduriyetler nedeniyle hükümetin AİHM’den mahkum olacağı, ancak hükümetin maddi zarardan kurtulmak isteyeceği ve Avrupa ile ilişkilerin idam nedeniyle kesme noktasına geleceğine dair görüşlerini de sorduğumuz Şebnem Korur Fincancı, küçük hesapların dönüp hükümeti vurabileceği uyarısında bulundu. Fincancı, “Ben çıktım demekle çıkmış olunmuyor. Ayrıca AİHM’nin taraf olmasıyla sınırlı bir şey değil bu. Neoliberal ekonomide küreselleşme, bu yanıyla onları zorlayan bir özellik. Çünkü siz uluslararası kurumlardan çıkarsanız, o zaman uluslararası olanaklardan yararlanamazsınız. Dolayısıyla bu kendi çıkarlarınıza ters düşen bir durumdur. Bunu yapmaları halinde onlar da çok bedel öderler. Ödüyorlar da zaten” değerlendirmesinde bulundu.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.