Sabah yine gelecek, yine aydınlanacak dünya

Sabah yine gelecek, yine aydınlanacak dünya

Merhaba kardeşler. Konumuz bir film. Ben bir işçiyim ve izlediğim bir filmi yazmak istiyorum size.

Gebze’den bir metal işçisi

Merhaba kardeşler. Konumuz bir film. Ben bir işçiyim ve izlediğim bir filmi yazmak istiyorum size.
“Karanlıkta Uyananlar, senaryosu Vedat Türkali’ye ait olan, başrollerinde Fikret Hakan, Beklan Algan ve Ayla Algan’ın yer aldığı işçi haklarını konu alan 1964 tarihli sinema filmi. İtalyan yeni-gerçekçiliğinden izler taşıyan Karanlıkta Uyananlar, Türk sinemasında grev ve işçi sorunları üstüne yapılmış ilk filmdir. Filmin yönetmenliğini Ertem Göreç, görüntü yönetmenliklerini Turgut Ören ve Mahmut Demir, müziklerini ise Nedim Otyam yapmıştır.
1965 Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film, En İyi Senaryo ve En İyi Özgün Müzik ödüllerini kazanmıştır.”
Konu işçi ve hakları olunca, “Türk-İş’in desteğiyle yapımı gerçekleştirilen filmin gösterimi sorunlu olmuştur. Sinema salonu sahiplerince vizyona geç sokulan film Adana’daki bir gösterimi sırasında 50-60 kişilik bir grubun saldırısına uğradı. Gösterime girmesinden yaklaşık iki ay sonra temmuz 1965’te İçişleri Bakanlığı tarafından oynatıldığı şehirlerde birçok olayın çıkması gerekçe gösterilerek gösterimi durduruldu. 4 Ağustos 1965’te durdurma kararı kaldırıldı. Aynı yıl Bulgaristan’ın Varna şehrinde UNESCO tarafından düzenlenen Balkan Film Festivali’ne Türkiye’yi temsil etmek üzere filmin gönderilmesi kararlaştırılsa da sonradan bundan vazgeçildi. Üç ödüle layık görüldüğü 2. Altın Portakal Film Festivali’ndeki (1965) ödül töreni sırasında, Vedat Türkali bulunmamış, ödülünü alırken Beklan Algan’ın yapmak istediği konuşma da Antalya Belediye Başkanı Avni Tolunay tarafından engellenmiştir.”
EMEP Gebze İlçe Örgütünün hafta sonu film gösterimleri oluyor ben de vakit buldukça gitmeye çalışırım. Geçen hafta sonu Karanlıkta Uyananlar filmi vardı. Film 1964 yapımı ve şekil bulduğu dönem kadar karanlıkta kalanlar tarafından nasıl eleştirilmiş tıpkı bugünümüz gibi.
Filmin bir sahnesinde “Sendika kimdir?” sorusu geçiyor ve cevabı peşinden geliyor: “Sendika benim sensin sendika biziz.” Evet sendika benim, sensin, o. Ama kaçımız o sendikanın kapısına gittik ve sendika olduğunu hatırlattık, bilemem!
Evet bugün kaç sinema var işçilerin hayatını anlatan, grevlerini konu alan? Yaşamlarını anlatan kaç dizi var TV’lerde? Hiç yok. Demek ki, aç olanımız çok, üşüyenimiz çok ve kalan TV’ler sermayenin hizmetkarı...
Yine dergilerimizi gazetelerimizi kapattılar. Ne yaparlarsa yapsınlar, sabah yine gelecek yine aydınlanacak dünya... Umutsuz olmayın..
Sevgi saygılarımla...
***
Ayrıca, TÜİK’in geçen günlerde yayınladığı raporu da yazayım: “TÜİK’in açıklamalarına göre 30.5 milyon insan aç yatıyor, bunların 12 milyonu dernek ve vakıflar sayesinde doyuyor ve bu 12 milyonun geliri 666 liranın altında...” Bu açıklamayı devletin bir kurumu yapıyor. Birkaç gün önce 11 yaşındaki Suriyeli bir çocuğun akşam haberlerinde bir tekstil atölyesinde çalıştığını izlemiştim. Öyle bilerek isteyerek olan bir haber yayını yapılmamıştı... Dünyaca ünlü BBC televizyonu “çocuk işçi” belgeseli çekmeye geliyor Türkiye’ye, orada konu oluyor akşam haberlerine. Hani o memleket sevdalısı baylar-bayanlar yüzleri kararınca, dünyaya rezil olunca bunu haber yapmak zorunda kalıyorlar...
Bakın şu memlekete, güzel yaşanacak bir yanı kaldı mı? Vatandaş bir alırken onlar, memleketi sömürenler yüz bin alıyor. Bize şükretmek kalıyor... Bunu sadece emeğimizi sömürerek yapmıyorlar; pembe dizileriyle, evlilik programlarıyla, iddaa oyunları, at yarışlarıyla yapıyorlar...

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.