30 Ekim 2016 17:31

Sahi bu otobüs nereye gidiyor?

Ayşen Güven, Abdullah Çakıroğlu’nun şort giydiği için Ayşegül Terzi’ye saldırmasını ve hukuk skandallarını yazdı.

Paylaş

Ayşen GÜVEN

İnsan istiyor ki evimizde faturadan korkmadan doğal gazı açalım, sıcacık bir odanın kanepesinde dizimizin üzerinde bir kedi mırıldansın. Ama gelgelelim hayallerimiz bile zamanın “ruhunun” sert hatlarıyla kuruluyor. Mırıldanmak ise bir Başbakanın saldırıya uğrayan bir kadına tavsiyesi oluyor. Kürtaj yasaklansın, kadınlar gülmesin falan derken otobüste bir “tekme” ile yeniden sarsılıyoruz ve çaremiz “mırıldanmak” oluyor. Öyle mi?
İnsanlık için münferit hemen hemen her kadın için ise “sıradanlaşan” taciz ve şiddet, kadınları bir mengenede sıkıştırmaya çalışıyor. Ayşegül Terzi “şort giydi” diye uğradığı saldırının ardından “çok korkun” diyor “bu tekme hepimize” diye de ekliyor. Kadınlara, kız kardeşlerine sesleniyor. İyi de bu otobüs nereye gidiyor? Sadece kadınlara mı bu tekme?
Kadınlar mırıldanmayacak haykıracak ama hukuk mırıldanıyor. Hatta daha çok hacıyatmaza bağladı. Bu ciddiyetsizlik “akli dengesi” olmayan zatı bir içeri bir dışarı derken iyice dengesiz kılar mı bilmem ama emin olsunlar ki her bir kadın her gün bu ülkede sokaklarda taciz ve şiddete maruz kalırken bir cinnete göz kırpıyor. Yani kimse “aklım yerinde değil” gibi bir rapora sığınmasın. Çünkü her gün ölümü, sıtmayı, açlığı, acımasızlığı aynı anda ve aşırı dozda alan bir toplum bir bütün olarak iyi değildir.
İyi değiliz ama razı da gelmeyiz! Kahkahamız, çocuğumuz, sözümüz, bedenimiz, siyasi irademiz hepsi iktidara büyük dert, anladık! Bir de şunu anladık ki biz çok şeyi yeniden yıkıp kurmaya kuvvetliyiz. Eyvallah! Ama iş orda bitmiyor. Ne yapacağız sorusu mühim. Tekmeyi tüm kadınlar alsın, göğsünde yumuşatıp sahaya daha dirençli çıksın da; o tekme sadece kadınlara da değil ki. Gerçekten hepimize. Bu şiddet normalleşmesi, bir doğrunun başka bir doğruyu götürmesi, “hamile kadın sokağa çıkmaz” diyen bir siyasetçinin sahneye çağırdığı kız çocuğunu doğduğunda gömen o eski ruh bir erkeğin yaşam hakkını, emeğini, özgürlüğünü mü korur? Nereye gider daha bu otobüs?
O zat demiş ki “İnsanlar başkalarının inançlarını benimsemeyebilirler ancak yok sayamazlar. Her şeyin bir oluru vardır. Olurunda giyinmiş olsaydı biz de manen tahrik olup bu hareketi yapmazdık, insanlar en azından pantolon veya eşofman giymiş olsalardı daha az tahrik olurduk.” Bir şeyin olurunu konuşacak kadar yürekli ve insan olabilseydiniz keşke.
Şimdi bunu diyen zatın başbakanını düşünün, ‘canım tekme atmayın mırıldanın’ diyen. Yani şu yukarıdaki görüşü direk onaylayan bir Başbakan.
Ayşegül Terzi’ye atılan tekme hepimizeydi, bu adli tekme kanadında, cepte. Bir de Gültan kışanak şahsiyetinde doğrudan tüm kadınların siyasi kanadına atılan tekme var son günlerde. HDP içerisinden çıkan birçok isim sayılabilir fakat herkes bilir ki kadınların politik mücadelesinde Gültan Kışanak’ın varlığının sembolik yeri ayrıdır. Hatrı sayılır bir oyla seçilmiş belediye başkanlarının fiili olarak engellenmesinin başka bir resti var. Biz bu resti görüyoruz, kabul etmiyoruz.
Direksiyon bizim elimizde, madem bir denge bozulması var biz elimizin kiri siyasetinizi yıkar atar bu otobüsü şarampolden alır maviliklere kırarız.
25 Kasım şimdi karşıdan geliyor kadınlar ve erkekler... Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele tastamam bu OHAL’le kendini güvence altına almaya çalışan bir ayağı çukurda iktidarın nefesinden nefes eksiltmeye hep beraber soyunma vaktimiz. Her defasında kadınların topuna koşan bu karanlık akıl Rojava’da sıyrılıp atılan bir çarşaf, Diyarbakır’da boyun eğmeyen bir duruş, İstanbul’da inadına giyilen bir şort ve de bir akılsızlık, dengesizlikten ziyade bilinç, mücadele, emek ve neşenin kovduğu inler cinler olacak. Birbirimize itimat edip, her bir tekmeyi birlikte göğüslersek eğer Yusuf Yerkel’in Soma katliamında hayatını kaybeden işçi yakınına attığı tekme de bir bumerang gibi dönüp onların gövdesine çarpacak.
Öyleyse Gültan Kışanak’la beraber kadının siyasete müdahalesi, Ayşegül Terzi’yle beraber kadının bedenini sevmesi hepimiz için bir gelecek meselesi. Ama biz şortumuzla, mazbatamızla gülüşümüzle müsait bir yerde iner daha da olmadı inançsız çıkarlı neticenize tekmeyi basarız. Bu otobüs böyle gitmez!

ÖNCEKİ HABER

Cevabı belli bir soru; İstanbul depremine hazır mı?

SONRAKİ HABER

EYT’liler Adana’da buluştu: Açlık sınırının altında maaş hak mı, adalet mi?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa