27 Ekim 2016 01:16

OHAL döneminde iş cinayetleri arttı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Türkiye’de OHAL döneminde en az 513 işçinin can verdiğini bildirdi.

Paylaş

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Türkiye’de OHAL döneminde en az 513 işçinin can verdiğini bildirdi. Bu dönemde genel yıl ortalamasına göre ücretlilerin ölümlerinde artış yaşandığına dikkat çekilen raporda, işçi ve emekçilerin can güvenliği için OHAL’e karşı mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. 
Başbakan Binali Yıldırım’ın OHAL ilanı sonrası dile getirdiği “Devlet millete değil, kendisine olağanüstü hal ilan etmiştir” sözlerinin hatırlatıldığı raporda, “Ancak 21 Temmuz-21 Ekim arasında süren OHAL’in 1.dönemine baktığımızda işçiler açısından bu sözlerin tam tersi gelişmelerin yaşandığını görüyoruz” dendi. 

SANAYİLEŞEN ŞEHİRLERDE YOĞUNLAŞIYOR

Temmuz ayının son on gününde en az 59, ağustos ayında en az 144, eylül ayında en az 202, ekim ayının ilk yirmi gününde ise en az 108 işçi yaşamını yitirdiği belirtilen raporda, OHAL’in 1 döneminde en az 513 işçinin iş cinayetlerinde can verdiği belirtildi. Ücretlilerin ölümlerinde artış göründüğüne dikkat çekilen raporda, tarımsal alan da dahil olmak üzere sanayileşen şehirlerde iş cinayetlerinde yoğunlaşma yaşandığı vurgulandı. 

OHAL’in işçi sınıfına karşı bir saldırı dönemi olarak da işlev gördüğü belirtilen raporda, “21 Ekim’den itibaren OHAL’in 2. dönemi başladı ve bir yıla kadar uzatılabileceği dillendirilirken işçi sınıfının daha da kötüleşen koşullarının kalıcılaşacağı görülüyor. OHAL’de işçilerin direnmekten başka yolu yok” dendi.

KİRALIK İŞÇİLİK ÇIKTI, İŞ GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ ERTELENDİ

Raporda OHAL döneminde yaşanan gelişmeler şöyle sıralandı: 

1- İş cinayetlerinde sayısal anlamda bir artış meydana gelmiştir. OHAL ilanına kadar ayda ortalama 153 iş cinayeti tespit ediyorduk. Ancak OHAL’in 1. döneminde ayda ortalama 171 iş cinayeti tespit ettik. Yani durum zaten çok kötü iken, iş cinayetlerinde Türkiye’nin karnesi çok kötü iken durum işçiler açısından daha da kötüleşmiştir. 

2- İş cinayetlerinin artışının temel sebebi işçi örgütlenmelerine, direnişlere olan baskıdır. Çapa Hastanesi İSİG Temsilcisi Taşeron Hastabakıcı Cemal Bilgin servislerde yemeklerden zehirlenmelerin yaşandığını ve bunun nedeninin salmonella bakterisi olduğunu açıkladığı için işten atıldı. Yine Enerji-Sen İSİG Sekreteri (İSKİ Taşeron İşçisi) Tarık Yüce iş cinayetleri paylaşımı nedeniyle işten atıldı. Çapa ve İSKİ’de bilmem kaç iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırsanız, onlarca eğitim yapsanız da önemi yoktur artık. Siz eğer görevlerini yapan işçi temsilcilerini işten atıyorsanız o işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği yok demektir. Daha evvel niyetlerini yaşama geçiremeyen patronlar aradıkları fırsatı 21 Temmuz sonrası yakaladılar. OHAL arkadaşlarımızın işten atılması için zemin hazırlamış ve baskılara maruz kalmışlardır.

3- Avcılar Belediyesi, Bursa Gemlik Gümre, Kinder ve Nutella üreticisi Manisa Ferrero, BOMİ Depo ve niceleri... İşçi direnişleri ülkemizin dört bir yanında devam etmektedir. Ancak birçoğu OHAL nedeniyle baskıya uğramakta, direniş çadırı açtırılmamakta, eylemler engellenmektedir. Kocaeli ve Bursa’da fiili eylem yasakları uygulanmaktadır. Antep, Ankara ve Artvin’de ise valilikler yasak kararı almıştır. Sendikalara üye olma ya da ücretlerini zamanında isteme ve hak arayışları işten atma saldırıları ile karşılaşmakta ve OHAL’de patronlara hızır gibi yetişmektedir.

4- İki hafta evvel kiralık işçi çalıştırma koşulları ile ilgili yönetmelik yayımlandı. Artık işçiler daha kolay işten çıkarılabilecek, örgütlenme hakkı fiilen ortadan kaldırılacak, istihdamın yarıya yakını kiralık olarak çalışacak, kıdem tazminatı kiralık işçiler için kullanılması mümkün olmayacak, yıllık izinler kullanılamayacak, işçilerin sağlık ve sigorta primleri düzensiz olacak, işçi, simsarların eline teslim edilecek, emeklilik hayal olacak, kiralık işçi her yere gönderilebileceğinden göçebe bir yaşantısı olacak, zaten büyük bir sorun olan meslek hastalığı kayıt sistemini tutmak imkansızlaşacak, iş cinayetlerinin kayıt dışılığı artacak, işyeri ortamına alışma, uygunluk vb. ortadan kalkacağı için sağlık ve güvenlik riskleri artacak, düzenli yeme-içme, ulaşım, yaşantı vb. bozulacak ve bu durum fiziki-ruhsal sorunları artıracak, iş cinayetlerinde ceza ve tazminat davaları içinden çıkılmaz hale gelecek. Özetle kiralık işçilik daha fazla ölüm, sakatlanma, meslek hastalığı ve ruhsal çöküntü olarak Türkiye işçi sınıfının üzerine kabus gibi çökecek.

5- Uluslararası birkaç sigorta şirketinin kontrolünde olacak Bireysel Emeklilik Yasası ile, sosyal güvenlik sistemimizin son kırıntılarının da yok edilmesi; emeklilik adı altında olası birikimlerin tekellere kaynak olarak aktarılması ve emeklilik hakkının sona erdirilmesi hedefleniyor.

6- Kamu kurumları ve 50’den az işçisi olan az tehlikeli işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu 1 Temmuz 2017 tarihine ertelendi.

7- Savunma Sanayii Müsteşarlığı, PTT, TRT, İller Bankası, TÜBİTAK, Milli Piyango, TPAO, DSİ, GAP Başkanlığı, DHMİ, YURTKUR, Karayolları Genel Müdürlüğü, Türkiye Bilimler Akademisi, Türkiye Adalet Akademisi, Spor Genel Müdürlüğü… gibi birçok kurum özelleştirme kapsamına alınıyor.” (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Sendikalı işçilerin işten atılması protesto edildi

SONRAKİ HABER

CHP'li Mehmet Bekaroğlu: Demirtaş’ı serbest bırakın, çözüm süreci tekrar başlasın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa