26 Ekim 2016 18:37

Ortadoğu ve Türkiye'de insan hakları savunuculuğu çalıştayı

Sınır Tanımayan Avukatlar ve İnsan Hakları Savunucuları Derneği, “Arap Dünyası, Ortadoğu ve Türkiye'de İnsan Hakları Savunuculuğu” çalıştayını yaptı.

Paylaş

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Sınır Tanımayan Avukatlar ve İnsan Hakları Savunucuları Derneği, “Arap Dünyası, Ortadoğu ve Türkiye'de İnsan Hakları Savunuculuğu” başlıklı çalıştay ve konferansın ilk oturumunu gerçekleştirdi. Cezayir Toplantı Salonu'nda gerçekleşen ve 2 gün sürecek olan çalıştaya bölge ülkelerinden de çok sayıda insan hakları savunucusu ve savunucu örgütleri katıldı.

Türkiye’deki ve çevre bölgelerdeki insan hakları sorunlarını ortaya koymak, Türkiye ve çevre bölgelerde etkinlik gösteren insan hakları savunucularının karşılaştığı temel sorunlar hakkında tartışmak ve olumlu ve olumsuz pratikler çerçevesinde fikir alışverişinde bulunmak amacıyla gerçekleştirilen çalıştayda insan hak savunucuları iş birliği çağrısında bulundu. 

'PARLAMENTODA SADECE DEKORUZ'

Çalıştayda ilk olarak Ürdün Parlamentosu'dan Hind El Fayez söz aldı. "Ürdün Parlamentosunda insan haklarını savunmak" konusu çerçevesinde konuşan Fayez, parlamentoda insan hakları savunmanın zorluklarından bahsetti. 2013 yılında Ürdün tarihinde ilk kez parlamentoya girebilen kadın olma özelliğini taşıyan Fayez, "Bizim insanlarımız insan hakları açısından çok geride kalmıştı ve biz bunu parlamentoda konuşamıyorduk çünkü baskı altındaydık ve bizi tehditlerle susturuyorlardı" diyerek kadın siyasetçi olmanın zorluklarına değindi. Kral tarafından yönetilen parlamentonun demokratik olmadığını aktaran Fayez, "Mutlak hakimiyet var. Bütün kararlar kral tarafından alınıyor. Demokrasi adına bir şey yapamıyoruz. Parlamentoda sadece birer dekoruz, satranç taşı gibi bizi oynatıyorlar" dedi. Gerçek bir demokrasi olmadığı için insan haklarını savunamadıklarını aktaran Fayez, "Ürdün Anayasasında insan hakları açısından istediğimiz her şey var. Örneğin anayasanın 15. Maddesinde devlet herkese eşitlik hakkını tanıyor. Anayasa insan haklarından, sivil egemenlikten bahsediyor ama uygulamada maalesef bunlar ortada yok. Güçlü bir parlamento bu uygulamanın önüne geçebilir" diye konuştu. 

'OTORİTER REJİMLER TERÖRÜN ALT YAPISINI OLUŞTURUYOR'

Suudi Arabistan "Arabistanda ve Komşu Topluluklarda Daha Fazla Adalet için İnisiyatif" nden Hana Humaidan da insan haklarını savunan kişilerin çeşitli engellerle karşılaştığını söyledi. Suudi Arabistan'da da kadının siyasette kabul etmediklerini söyleyen Humaidan, "Kadın seçmenle parlamentoda aynı masada oturmayacaklarını söylüyorlar. Kadınlar kendi hakkını savunamaz oldu. Kadın toplumun temel parçasıdır. Bu sebeple kadın cahil bırakıldığı zaman toplum gelişemiyor" dedi. Mezhepsel çatışmaların önüne geçmenin insan haklarının önündeki engelleri de kaldıracağını söyleyen Humaidan, iş birliği çağrısında bulundu. Humaidan, "Mezhepsel çatışmalar yüzünden birçok insan hayatını kaybetti, hedef gösterildi. Bölgedeki insanlarımız ve tarihimiz tehlikede. Bunu savunmamız, kendi ülkelerimizde adaleti sağlamamız gerekiyor. Arap Baharı'ndan sonra diktatör rejimler terörü ortaya çıkardı. Otoriter rejimler terörün alt yapısını oluşturdu. Kendi otoritelerini korumak için halkı, terörle tehdit ediyorlar" diye konuştu. 

'TÜRKİYE'DE HAK SAVUNUCULUĞU RİSKLİ BİR İŞTİR'

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici de konuşmasında insan hak savunucularının karşılaştığı engellere değindi. "Türkiye'de hak savunuculuğu yapmak zor ve riskli bir iştir diyen Bilici, "Kürdistan'da insan hakları mücadelesi yürüten arkadaşların kışlıklarla dolu valizi polis her an gelebilir, gözaltı yapabilir diye hazırdır" dedi. Bilici, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı'nın gözaltına alınmasını da "darbe" olarak değerlendirerek, "Darbe girişiminden sonra muhalif kesime karşı sivil darbe girişimi başladı" dedi. İHD'nin 80 Darbesi sonrası kurulduğunu belirten Bilici, "Türkiye Cumhuriyeti Red, inkar ve imha paradigmasıyla kurulmuştur. Anayasası Türk ve Sünni üzerine kurulmuştur. İHD hiçbir ayrım yapmaksızın hak ihlaline maruz kalan herkesin yanındadır. İhlal ve şiddet kimden gelirse gelsin ayrım yapmadan karşılarında durmak zorundayız. Ortadoğu'da gelişen şeyler Ortadoğunun kaderi değildir. Bunu değiştirebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti devleti itibarsızlaştırmak için 'bunlar teröristtir' argümanını kullanıyor. Aynı şey Ortadoğu için de geçerlidir. Hakkı olanın hakkını iade etmek için mücadele etmeliyiz. Haklar egemen gülerce zapt ediliyor" diye konuştu. 

Çalıştay oturumlarının sonunda savunucular, bir forum altında bir araya gelerek insan hakları savunucuları için el kitapçığı taslağı hazırlayacak. Çalıştay, Sınır Tanımayan Avukatlar ve İnsan Hakları Derneği’nin koordinasyonunda savunucu ağı kurulmasına da önayak olmayı amaçlıyor.
 

ÖNCEKİ HABER

İdris Baluken: Sabır taşı çatladı

SONRAKİ HABER

Hrant Dink Vakfı'nın "Kayseri" konferansı gerekçe gösterilmeden yasaklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa