26 Ekim 2016 11:45

Mısır-Suudi Arabistan krizi geçici mi?

Mısır, 20 Haziran 2013’te iktidara gelen yeni rejimin en güçlü müttefiki durumunda olan Suudi Arabistan’la ilişkilerde şiddetli bir kriz yaşıyor.

Paylaş

Al Monitor

Mısır, 20 Haziran 2013’te Müslüman Kardeşler yönetiminin düşmesiyle iktidara gelen yeni rejimin en güçlü müttefiki durumunda olan Suudi Arabistan’la ilişkilerde şiddetli bir kriz yaşıyor. Krizi tetikleyen şey, Mısır’ın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 10 Ekim’deki oturumunda Rusya’nın Suriye’deki durumla ilgili sunduğu karar taslağını desteklemesi oldu. 

Tüm taraflardan saldırıları durdurmasını ve Suriyeli muhaliflerin Şam Fethi Cephesinden -eski adıyla el Nusra Cephesi- kendisini ayırmasını isteyen Rus taslağı, kuşatma altındaki tüm bölgelere insani yardım ulaştırılması çağrısında bulundu. Söz konusu taslak, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın rejimini devirmek isteyen Suudi Arabistan için kabul edilemezdi. Suudi Arabistan, Mısır’ın karar önerisi lehinde verdiği oyu Arap tutumundan sapma olarak gördü. 

İLK AÇIK SALDIRI BM TEMSİLCİSİNDEN

Mısır’a yönelik ilk açık saldırı, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Temsilcisi Abdullah al-Muallami’den geldi. Mouallami, Mısır temsilcisinin verdiği oy için, “Senegal ve Malezya’nın aldığı tutumun, bir Arap delegesininkine göre Arapların ortak kararına daha yakın olması üzüntü verici. Bugün Suriye halkı için karanlık bir gün olsa da, onlar karanlık ve umutsuzluk nedir bilmezler ve Allah’ın izniyle bunun üstesinden gelecekler” şeklinde konuştu.  

Suudi temsilcisinin bu saldırgan açıklamalarına Mısır Dışişleri Bakanlığından cevap gecikmedi. Bakanlık Sözcüsü Büyükelçi Amed Abu Zaid, Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın Suriye konusunda Arap konsensüsünden saptığı yönündeki açıklamalarının doğru olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını söyledi. Abu Zaid, Mısır’ın karar taslağını gündeme getiren ülke için değil taslağın içeriği lehinde oy verdiğini ve ülkesinin; ateşkes, insani yardım ulaştırılması ve kardeş Suriye halkına savaş açan terörizme karşı mücadele çağrısında bulunan hiçbir karar taslağının karşısında duramayacağını belirtti.  

PETROL ANTLAŞMASI İPTAL

Mısır’ın verdiği oydan bir gün sonra Suudi Arabistan Petrol Bakanlığının Resmi Sözcüsü Hamda Abdülaziz, dünyadaki en büyük petrol kurumu olan Suudi şirketi Aramco’nun Mısır Genel Petrol Şirketine sözlü olarak, iki ülke hükümetleri arasında 5 yıllığına imzalanan aylık 700 bin ton hacmindeki petrol ürünleri -petrol, mazot, vs- ihracatının durdurulduğunu söylediğini aktardı. 

Abdülaziz ayrıca, “Aramco herhangi bir sebep göstermeden ekim ayı boyunca Mısır’a gönderilecek sevkiyatların durdurulduğu noktasında bizi bilgilendirdi. Bu kararın teknik mi, ticari mi yoksa diğer sebeplerden mi kaynaklandığı konusunda bir bilgimiz yok.”  diye de ekledi. 

“Mısır’a Petrol Tedarikini Durdurmak” başlıklı açılan ‘hashtag’e kendi hesabından tweet atan  Suudi Yazar Abdülrahman Suud, “Kayıp zamanın politik ve kültürel elitlerini uyandırmaya çalışmak, vatandaşlarımızın ihtiyacı olan milyarlarca riyalin kaybından daha az acı verici” yorumunda bulundu. 

Pek çok Mısırlı gazeteci, Suudi krallığının Mısır rejimi üzerinde uyguladığı açık baskı ve Kahire’ye yönelik sert eleştiriler karşısında acımasız bir savaşa girişti. 

MISIR’DAN MİSİLLEME

Mısır’daki iktidara yakınlığıyla bilinen Ahmed Musa, 12 Ekim’de Suudi Arabistan’a karşı şiddetli bir saldırıya başladı. Musa, Suda al-Bala isimli TV programında şunları söyledi: “Kimse Mısır’a unla, petrolle, gazla, silahla veya hatta silahla baskı uygulayamaz. Mısır’ın karar alma yeteneği bağımsızdır, kimse ona müdahale edemez. Kimseden ne yardım ne de müdahale istiyoruz. Hepsini reddediyoruz. İstiyorsa her devlet bize yardımı kesebilir, ne de olsa daha pek çok devlet var. Eğer Mısır etrafta olmazsa, siz de olmazsınız... Mısır’ın hayatta kalması Arap dünyasının hayatta kalmasıdır.” 

İbrahim Issa da “Al-Qahirah Wan-Nass” isimli show programında S. Arabistan’a yüklendi. Issa, “İç savaş halindeki Libya, Yemen, Irak ve Suriye gibi ülkelerde gördükleriniz bölgedeki Vahabi politikaları yüzündendir. Arap ülkelerinde gerçekleşen her kriz bu politikalardan dolayıdır. Arap toplumunda yaşamakta olduğumuz tahribatının sebebi onlardır.” dedi.

13 Ekim’de silahlı kuvvetler tarafından organize edilen bir eğitim seminerinde Mısır-S. Arabistan ilişkilerinde yaşanan kriz hakkında konuşan Abdülfettah el Sisi, “Ulusal bir vizyon benimsemeyerek Arap ulusal güvenliğini garanti altına almaya çalışan Mısır bağımsız bir politika edinmiştir. Suriye krizine yönelik tutumumuz sabittir ve değişmeyecektir. Söz konusu yaklaşımınız, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyup halkın isteğine saygı duyarak mevcut krize politik çözüm bulunmasına dayanmaktadır. Silahlı gruplar silahsızlandırılmak ve Suriye tekrar inşa edilmek zorundadır” diye konuştu. Sisi, sözlerini “Mısır Allah’tan başka kimseye boyun eğmez” diyerek tamamladı.  

KRİZİN İKİ SEBEBİ: YEMEN VE SURİYE

AL-Monitor’a konuşan önde gelen Gazeteci-Yazar Alaa Abd el Hadi ise, “Mısır ve Suudi Arabistan arasında bir kriz olduğu aşikar. Bunu inkar etmek kimseye fayda sağlamaz. Bununla birlikte, bu krizin sınırlarını tanımlamalı ve onu aşmak için yeteneğimize dikkat çekmeliyiz. Hem Mısır hem de Suudi Arabistan medyası birbirini daha fazla kışkırtmayı ve diğerini suçlamayı bırakmalı. Her iki tarafın medyasının, krizin fitilinin ateşlenmesi ve tırmanmasında böyle temel bir rol oynaması, oldukça talihsiz bir durum.” dedi. 

Hadi ayrıca şunları ekledi: “Tahminlerime göre, varolan krizin esas sebebi iki temel meselenin kombinasyonundan oluşmakta: “Yemen ve Suriye. Her iki ülke hem Yemen hem de Suriye krizlerinde ayrı yaklaşımlar benimsedi. Yemen’de, Mısır her türlü kara müdahalesini reddeden açık bir tutum aldı. Herkes, Mısır’ın Cemal Abdül Nasır döneminde Yemen’e gerçekleştirdiği müdahalenin olumsuz deneyimini biliyor. Bununla birlikte, S. Arabistan Yemen’e kara operasyonunu destekledi. Suriye’deki duruma gelince, iki taraf da krizin sona ermesi ve Suriyelilerin akan kanının durdurulmasının önemi konusunda hemfikir. Fakat krizi sona erdirecek mekanizmayla ilgili olarak taraflar arasında esaslı bir ayrım bulunmakta. S. Arabistan, Suriye krizinin çözülmesi için Esad rejiminin iktidardan düşürülmesi gerektiğine inanırken, Mısır ise muhalifler arasındaki kötü aktörlerin temizlenmesi, Suriyelilerin çektikleri acıların durdurulması ve terörizme karşı savaş açılması gerektiğini düşünmekte. Bu kriz, her ülke, diğerinin kendi dış politikasını bağımsız çıkarları ve vizyonu doğrultusunda inşa ettiğini anlamaksızın sona ermeyecek.” 
(Çeviren: Ferhat Sarı)

ÖNCEKİ HABER

Calais’te yaşanan bir insanlık suçudur

SONRAKİ HABER

İsrail seçimi çözüm olmadı: Yeniden koalisyon senaryoları gündemde

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa