26 Ekim 2016 08:42

Bir işçiyle Musul ve OHAL sohbeti

Kayseri 3. Kitap Fuarında karşılaşıyoruz Cuma Çapar ile. Kayseri’de büyük bir metal fabrikasının örgütlenmesine öncülük etmiş işçilerden biri.

Paylaş

Veli ŞAHİN
Kayseri

Kayseri 3. Kitap Fuarı’nda karşılaşıyoruz Cuma Çapar ile. Kayseri’de büyük bir metal fabrikasının sendikal örgütlenmesine öncülük etmiş işçilerden biri. Evrensel Basım Yayın tarafından yayımlanan “Bitmeyen Savaş Paylaşılamayan Ortadoğu” kitabının tanıtım günü için gelmiş fuara. Son dönemde gerçekleşen Musul ve Suriye gibi içeride ve dışarıda yaşanan operasyonları konuşuyoruz.
“Türkiye güçlü bir devlet olmak istiyorsa Musul’a girmeli. Etrafında olup bitenlere seyirci kalamaz” diyerek sözlerine başlıyor Cuma. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinden etkilendiğini, “ABD bilmem kaç kilometreden gelip ülkemizin yanı başında müdahalede bulunuyor. Biz neden müdahale etmeyelim ki?” sorusuyla anlıyoruz. Bu sorusuna biraz da cevap aramak için Cuma’ya, “Senin komşunu biri soysa ya da başka türlü bir zarar verse sen de, ‘Yanı başımda oldu ben de yapmalıyım’ diyebilir misin?” sorumuza, “Soymam tabii ama mesele böyle değil ki biz oraya güvenliği sağlamak için gidiyoruz” cevabını veriyor. “Oraya müdahale eden her ülkenin gerekçesi bu” diyerek, “Samimi olanı nasıl anlayacağız?” sorusunu yöneltiyoruz. Cuma, “Gizli anlaşmalar olabilir elbette. Ya da yapılmak istenenin gizlendiği bir durum da olabilir. Esas niyetin petrol olduğunu düşünüyorum ben de” diyor. “Peki, petrolü aldık diyelim sana, işçilere ne gibi faydası olur?” sorumuza, “Bana faydası olmaz elbette. Bu ülkede hiç bir şey işçiye fayda etmez” cevabını veriyor.

BİZ ONLAR GİBİ DEĞİLİZ!

“İşçilere, halka faydası yoksa neden destekliyorsun?” sorumuza ise, “Benim takıntım İsrail. İsrail hakimiyeti olursa nasıl yapacağız? PYD, PKK, Şii güçleri yanı başımıza konuşlanırsa bize de bir gün saldırmazlar mı?” sorusuyla karşılık veriyor.
‘Kendi ülkemizin güvenliğini sağlıyoruz, sınırlarımız terör tehdidi altında’ gerekçesi ile birçok ülkenin işgallerde bulunduğunu, Irak işgalinin de buna benzer olduğunu hatırlattığımızda ise, “Biz onlar gibi değiliz. Bizim tek isteğimiz güvende kalabilmek” diyor. “İsrail vurgusu yapıp, Suriye, Irak’a operasyon düzenlemek garip olmaz mı?” diye sorduğumuzda ise, “Bu zaten bizim hatamız. Bu ülkeler hep birbirini yedi” diyor.
“Birbirimizi yemeyip, dostluk çağrısı yapılması daha doğru bir sonuca götürür o halde” dediğimizdeyse, “Irak yanlış yaptı. Yıllardır komşusu olan bizi değil de ABD, İsrail gibi emperyalist, Siyonist güçleri çağırdı” diyor. “Yıllardır komşumuz olana müdahalede bulunmak doğru olur mu?” sorumuza ise, “Doğru söylüyorsunuz ama başka ne yapabiliriz ki?” diye soruyla karşılık veriyor. “ ‘Ortadoğu halkları kendi kaderini tayin etmeli-sahip çıkmalı. Emperyalist amaçlı tüm müdahalelere karşı çıkmalıyız. Ortadoğu halkları birlikte mücadele etmeli’  çağrısı yapanlar var. Bu politika daha doğru olmaz mı?” diye sorduğumuzda ise, “Kesinlikle bu daha doğru, bölge halkı birleşmeli” cevabını veriyor.

HÜKÜMET DARBEYİ FIRSATA ÇEVİRDİ

Ortadoğu sohbetinin kısmen de olsa doygunluğa ulaştığı hissi üzerine, içeriyi, OHAL sürecini konuşmaya başlıyoruz. En büyük sorunun işçilerin birlik olmayışı olduğunu söyleyen Cuma Çapar, “Darbeye karşı biz de sokaktaydık. Ama şimdi hükümet bunu fırsata çeviriyor gibi geliyor bana. İşçiler birlik olmadıkça da sermayedarlar için fırsat bu zamanlar” diyor. Direnişte haberlerini yayınlayan Hayatın Sesi TV kanalının kapatılmasını nasıl karşıladığını sorduğumda ise, “Elbette bütün bunlar yanlış. Ama kurunun yanında yaş da yandı” diyor. Hayatın Sesi TV’nin kuru-yaş örneğine çok uymadığını, “Kuruluşundan itibaren FETÖ gibi örgütlere karşı mücadele etmiş bir televizyon kanalı. Sizin gibi işçilerin direnişlerini gündemine almış bir televizyon. Kürt halkının sorunlarını tartıştırdığı, işçilerin sesi olduğu için kapatılmış olmasın?” diye sorduğumuzda ise, “Böyleyse elbette karşıyız. Kürt sorunu konusunda da, barış sürecini mayınlar döşeyerek geçirmeleri beni rahatsız etti. Samimi olmadıklarını düşünüyorum. Bir de İsrail karşıtı, gerçekten ABD karşıtı olacaklarını bilsem ayrı bir devlet kurma haklarının bile tanınması gerektiğini düşünüyorum” diyor Cuma Çapar. Sohbetimizi devam ettireceğimiz sırada fuara getirdiği çocuklarının ‘isyanı’ üzerine sohbetimizi yarıda bırakmak zorunda kalıyoruz. Sohbet bize gösteriyor ki, çokça tartışılması gereken konu, çözülmesi gereken birçok mesele var!

ÖNCEKİ HABER

Yeni bir yol bulacağız, yeniden bir arada olacağız

SONRAKİ HABER

İSKİ'de 124 yönetici, 874 makam aracı var!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa