26 Ekim 2016 01:58

New York Times: Türkiye Musul savaşına dalıyor

New York Times: Erdoğan, birliklerini kimse talep etmediği halde, Irak’ın egemenliğini de çiğneyerek çatışmada doğrudan rol talep ediyor.

Paylaş

New York Times
Başyazı

Amerika ve Irak öncülüğündeki Musul’u İslam Devleti’nden geri alma operasyonunun lojistik ve stratejik bir puzzle -hatta bir kabus- olacağı, çok sayıda ülke ve mezhep gruplarının çıkarlar konusunda bir uzlaşmaya varmak ve katılımlarını dikkatlice koordine etmek zorunda kalacakları başından beri açıktı.
Böyle bir koordinasyon olmaksızın, IŞİD’i yenme ve iki yıldır terörist grubun yönetimi altında korkunç acı çeken binlerce Musul sakinini kurtarma çabası ciddi zarar görecektir.
Kabus senaryosu, Türkiye’nin Irak’la kavgaya tutuşma kararıyla artık daha mümkün. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birliklerini kimse talep etmediği halde, Irak’ın egemenliğini de çiğneyerek çatışmada doğrudan rol talep ediyor.
Bu sorunlu bir gelişme çünkü eğer Erdoğan ısrar ederse, Iraklı Şii milislerinin liderleri çatışmaya katılmakla ilgili kendi tehditlerini hayata geçirebilir. Geçtiğimiz hafta bu kavga başlamadan önce ABD, Iraklılarla birlikte Irak ordusu, Kürt güçleri ve Sünni aşiret savaşçılarından, Musul’daki en büyük dini grup olan Sünnilere yönelik taciz rekoru kıran Şii milisler dahil olmadığı bir askeri güç toplama üzerine çalışıyordu.
Son talebinden önce dahi Türkiye, 600 ile 800 arasındaki askerini Kuzey Irak’taki Başika üssünde tutarak Bağdat’ı kızdırmıştı. Ankara’nın gerçek önceliği Türkiye ve Irak’ın sınır bölgelerinde yerleşik ve on yıllardır Türk hükümetine karşı isyan eden Kürt ayrılıkçıları yenilgiye uğratmak. Erdoğan ayrıca İran’ın bölgedeki artan etkisini kontrol altına almayı ve Musul ve çevresinde yaşayan Sünni Arap ve Türkmenlerin koruyucusu olarak görülmeyi istiyor.
Türkiye bir NATO müttefiki, bir zamanlar Avrupa Birliği üyeliği yolundaydı ve mutlu gelecekte bir Müslüman demokrasisi olacaktı. Fakat Erdoğan uzun süre önce otoriter, antidemokratik bir yola girdi ve güvenilmez, hatta dış politikadaki zorluklarla başetme açısından tehlikeli bir müttefik olduğunu birçok defa kanıtladı. Yakın zamanda yaptığı konuşmalarında (Erdoğan) Birinci Dünya Savaşı’nında sonunda Batılı güçlerin Ortadoğu’daki eski Osmanlı topraklarını paylaştığı zamandan kalan eski Türk yakınmalarını canlandırmakla kalmadı, daha geniş bölgesel hırsların ipucunu da verdi. Erdoğan, “Ülkemizin sınırlarını gönüllü olarak kabul etmedik” diyerek (sınırların) yeniden çizilmesini isteyebileceğine işaret etti. Bazı analistler, bunun, daha müdahaleci bir dış politika için mütevazi bir hırs olduğuna inanıyor.
(ABD) Savunma Bakanı Ashton Carter uzlaşmaya aracılık etmek için hafta boyunca Ankara ve Bağdat’taydı. Olası planda Türkler Musul’a doğrudan müdahale etmiyor ancak eğitim desteği, tıbbi ve insani destek sağlıyor; diğer planda Türkiye tarafından eğitilen Sünni aşiret güçler ya da Kürt güçleri savaşa katılıyor.
Pazartesi günü, Türkiye topçularının zaten katıldığını açıkladı, ancak bu doğrulanmadı.
Erdoğan’ın yakınlarda dediği gibi Türkiye’nin “bölgede tarihsel sorumluluğu” var. Bir NATO üyesi olarak, İslam Devleti’nin yenilgiye uğratmak için müttefikleriyle birlikte çalışma sorumluluğu da var.
Rusya ve Çin’le yakınlaşan Erdoğan, bu türden bir ortak amacı nadiren paylaşır görünüyor.

(Çeviren: Elif Görgü)

ÖNCEKİ HABER

Gültan Kışanak ile Fırat Anlı gözaltına alındı

SONRAKİ HABER

Associate Professor Dr. Ömer Turan: The AKP’s solution will amount to strengthening Palace bureaucracy

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa