25 Ekim 2016 08:56

OHAL dinlemeyiz güçlü eylemler yaparız

Petrol-İş Batman Şube Başkanı Şehmus Kaygusuz, TPAO'da gündeme gelen özelleştirmeyle ilgili gelişmeleri ve taleplerini Evrensel’e değerlendirdi.

Paylaş

Hasan AKBAŞ
Batman

Batman’da yeni bir özelleştirme süreciyle karşı karşıya kalan ve geçtiğimiz günlerde de iş bırakan TPAO işçileri olası bir sürece karşı yeni eylemlere hazırlanıyor. Petrol-İş Batman Şube Başkanı Şehmus Kaygusuz, konuya ilişkin gelişmeleri ve taleplerini Evrensel’e değerlendirdi. Kaygusuz, “Böyle bir süreç gelişirse OHAL dinlemeyiz. Biz tek bir cevap bekliyoruz, netleştiği anda eylemlere başlarız. Bu bizim şah damarımıza dokunulmasıdır” dedi. 

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) Adıyaman, Batman ve Trakya Bölge Müdürlükleri ile Ankara Genel Müdürlüğünde çalışan 3 bin petrol işçisi, şirketin küçültülerek özelleştirmeye hazır hale getirilmek istenmesine karşı 17 Ekim’de iş bırakmıştı. TPAO’nun sondaj, sismik, kuyu tamamlama gibi bazı işlerinin 1 Ocak 2017 tarihine kadar Turkish Petroleum International Company (TPIC) şirketine devredilmesi planlanıyor. 

Bu küçültülmeyle özelleştirme sürecinin başlatılacağını belirten Petrol-İş Batman Şube Başkanı Şehmus Kaygusuz’la konuştuk. 

‘ÖZELLEŞTİRME KABUL EDİLEMEZ’

Kaygusuz, yaşadıkları süreci şöyle anlattı, “Türkiye Petrollerinde 12 Eylül öncesi 7 bini aşkın kişi çalışıyordu. Özelleştirmeler olmadan önce entegre bir yapısı vardı, TÜPRAŞ, İpragaz, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri bir bütünken parçalanmaya başlandı. İpragaz, Petrol Ofisi, TÜPRAŞ bunlar ayrılarak özelleştirildi. BOTAŞ da kamuda olmasına rağmen taşeron bir özelleştirme var. Son olarak TİPİC’i Türkiye Petrollerinden ayırdılar, BOTAŞ’a bağladılar, ancak kamu kuruluşu niteliği yok. TİPİC’in Türkiye Petrolleriyle tüm sözleşmeleri feshedildi. Bu durumun ardından 800 işçi bir mail atılarak işten atılmışlardı. Şimdi durum daha da vahim boyutlara ulaştırılmak isteniyor. Türkiye Petrolleri’ni parçalamaya yönelik bütün girişimlere dur denilmesi gerekiyor. Yeniden TİPİC’in de özelleştirilmesinin önü açılacak. Biz TPAO bünyesinde tek elden yönetilen bir kurum haline gelmesinden yanayız. Küçültülmesi, özelleştirilmesi kabul edilemez. Binlerce emekçi işsiz kalacak ve haklarından mahrum olacak. Biz şu an bu konuda Enerji Bakanlığının takınacağı tutumu bekliyoruz. Eğer ki böyle bir sürece tam anlamıyla gidilmek istenirse çok güçlü eylemleri hayata geçireceğiz. Böyle bir süreç gelişirse OHAL dinlemeyiz. Biz tek bir cevap bekliyoruz, netleştiği anda eylemlere başlarız. Bu bizim şah damarımıza dokunulmasıdır.”

‘BARIŞ, TALEPLERİMİZDEN AYRI DEĞİL’ 

“OHAL nedeniyle bir şey yapacağımızı sananlar var” diyen Kaygusuz, Türkiye’deki bu ortamı da eleştirdi. Kaygusuz, “15 Temmuz sonrası tüm kesimlere yönelik bir müdahale oldu. Öğretmenlerin istediği şey, insanlar ölmesin, barış olsun. Barış istemek bir ülkede suç olabilir mi? Barışı istemek kadar doğal bir şey olamaz. Birileri birlikte yaşam duygularını öldürmek istiyor. O nedenle bu ülkede yaşayan bütün halklar, barış, demokrasi isteyen kesimler buna karşı güçlü bir ses çıkarmalıdır. Korku iklimini atmamız lazım. Bu da ortak bir mücadeleyle olur. Bakın bugün bu ortamda bizlerin sesi bile duyulmuyor. Çok ciddi meselelerde, Türkiye’nin geleceği, işçinin geleceği söz konusu olan durumlarda bile sesiniz duyulmuyor. Ya da korku ortamından kaynaklı kimse sokağa çıkamıyor. Biz örneğin, grev yapıyoruz işçi tedirgin. Hepimizi etkileyen, gündemlerimizi görünmez kılan bir ortam var. Savaşın olduğu yerde huzur olmaz. Bu ekonomik, sosyal taleplerimizden bağımsız değil. Bunun için de mücadele etmeliyiz.Barış ve çözüm süreci devam ederken insanlarda bir huzur vardı. Bir çözüm olabileceğine herkes inanmıştı. Türk, Laz, Alevi, Kürt bu süreci benimsemeye başlamışken 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası bu durum bozuldu. Bu ülkede yaşayan bütün kesimlerle barışık olan bir ülke ancak daha büyüyen ve üreten bir ülkeye dönüşebilir. Savaşın kazananı olmaz. Bir an önce müzakerelere dönülmeli” diye konuştu. 

‘EMEĞİN ORTAK DİLİ BARIŞ VE KARDEŞLİKTİR’

Bu süreçte emek örgütlerinin de ayrıştırıldığını, seslerini duyuramaz olduğunu, birlik ruhunun dağıtılmak istendiğine vurgu yapan Kaygusuz, sendikaların bayraklı ırkçı eylemleri ve hükümete destek eylem ve açıklamalarını eleştirdi. Kaygusuz şöyle konuştu: “Türkiye’deki emek örgütleri siyasi düşünceleri kişilerin ne olursa olsun Türkiye’nin geleceği için savaştan yana yer almamalı, barış ve çözüm dilini kullanmalıdır. Şunu bilmemiz lazım savaş varken tek bir kesim değil, herkes kaybediyor. Emekçiler olarak savaşın bitmesi, insanların ölmemesi için birlik olmalıyız. Siyasi düşüncelerimiz farklı olabilir ama tek bir sloganda ortaklaşabiliriz; emeğin dili birdir, barış ve kardeşliktir. Aynı sömürüyü, aynı yaşam mücadelesini verenlerin derdi ortaktır. Ülkeyi ayrıştırmak isteyenler, bu tür yöntemlerle emekçileri de ayrıştırmaya çalışıyor. Ortak mücadele edebilmeliyiz. Benim çağrım emek örgütlerinin bunu geliştiren bir tutum izlemesi yönünde çaba göstermesidir. Hep birlikte geleceğimiz için bir araya gelerek emeğin ortak dilinde buluşalım diyorum.”

ÖNCEKİ HABER

Ancak birlikte hareket edince bizi fark ediyorlar

SONRAKİ HABER

CHP Eski Milletvekili Mehmet Tüm'e "Cumhurbaşkanına hakaret" davası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa