24 Ekim 2016 05:00

Musul sonrası yeni paylaşım hesapları

Musul operasyonunun tetiklediği Irak-Türkiye gerilimi, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ın iki ülkeye ani ziyaretiyle yeni boyut kazandı.

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Musul’un IŞİD’den geri alınması operasyonunun tetiklediği Irak-Türkiye gerilimi, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ın bu ülkelerin başkentlerine yaptığı ani ziyaret ile yeni bir boyut kazandı. Türkiye’de yaptığı görüşmelerin ardından, “Ankara ile Bağdat, Türkiye’nin Musul operasyonuna katılması konusunda anlaştı” diyerek beklenmedik şekilde Bağdat’ın yolunu tutan Carter’ın bu önerisinin Irak Başbakanı Haydar İbadi tarafından reddedilmesi de Arap basınında geniş yankı buldu.

İBADİ: YARDIMA İHTİYACIMIZ OLURSA ÇAĞIRIRIZ

Middle East, “Carter ziyareti Bağdat-Ankara arasındaki gerilimi artırdı” başlıklı haberinde Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin, Türk kuvvetlerinin Musul operasyonuna katılmasına karşı tavrını yenilediğini vurguladı ve buna karşılık Başbakan Binali Yıldırım’ın Irak yönetimini eleştirdiğini ve Irak’taki Türk varlığının devam edeceğini söylediğini aktardı.

Rai al Youm, “Carter, ABD’nin Türkiye’nin Musul operasyonuna katılması önerisinin İbadi tarafından reddedilmesi nedeniyle toplantıdan öfkeyle çıktı” diye yazdı. Lübnan merkezli al Manar da, İbadi’nin “Türk liderliği istediğimizde bize yardım göndermedi. Türkiye çıkarları için ve nüfuzunu genişletmek için savaşıyor” sözlerini öne çıkarırken Middle East ise İbadi’nin, “Şu an Iraklı Kürtler, Sünni Araplar ve Şii Araplar, Türkmenler, Hristiyanlar ve Ezidiler Musul’u kurtarmak için birlikte savaşıyor. Bizim hiçbir sorunumuz yok. Yardıma ihtiyacımız olursa Türkiye’den ve geri kalan komşu ülkelerden yardım isteriz” şeklindeki sözlerine yer verdi.

BÖLGESEL VE ULUSLARARASI BİR SAVAŞ

Musul’da üç cephede operasyon sürerken IŞİD’in Suriye’deki kalesi olarak kabul edilen Rakka cephesinde hiçbir önlem alınmaması, IŞİD’in Musul’dan doğu Suriye’ye taşınması için bir koridor bırakılması olarak değerlendiriliyor. Lübnan merkezli an Naher Yazarı Semih Saab bu konuyu ele aldığı yazısında, koridorun açık tutulmasının arkasında Beyrut, Şam, Bağdat ve Tahran arasında kara bağlantısının kesik olmasını isteyen ABD’nin “hoşgörüsünün” bulunduğunu yazdı.
“Ortaya çıkaracağı sonuçlar itibarıyla Musul savaşı bölgesel ve uluslararası bir savaştır” diyen Saab, “Şüphesiz ki IŞİD’in Musul’dan Doğu Suriye’ye taşınması yalnız İran üzerinde değil, Rusya üzerinde de baskı faktörü. Washington, IŞİD’in Suriye’deki nüfuzunu arttırarak Rusya’yı yıpratmada istekli görünüyor” yorumunu yaptı.
Öte yandan Türkiye ordusunun Suriye sınırında olduğu gibi Irak sınırında da askeri yığınak yaptığına dikkat çeken Suudi sermayeli al Hayat gazetesi, “Türk ordusu kendisini ilk kez ülkesinin sınırları dışında iki cephede savaşın içinde bulabilir” dedi.

LÜBNAN CUMHURBAŞKANINI SEÇECEK Mİ?

25 Mayıs 2013 tarihinden beri cumhurbaşkansız yönetilen Lübnan’da, eski başbakanlardan Sait Hariri’nin “değişim ve reform” blokunun adayı Milletvekili Mişel Aun’u destekleyeceğini ilan etmesi ile 31 Ekim’de Lübnan Parlamentosunda yapılacak oturumda cumhurbaşkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Al Kuds al Arabi başyazısında, “Aun Cumhurbaşkanı, Lübnan tarihinde yeni dönem” diye yazdı.
Ancak Mişel Aun’un Hizbullah’ın adayı olmasından hareketle Hariri, Hizbullah’ın dayatmalarına boyun eğmekle suçlanıyor.
Öte yandan Lübnan, Suriye savaşının etkilerini doğrudan yaşayan bölge ülkelerinin başında geliyor. Ülke, iki karşıt bloka bölünmüş durumda. Şii Hizbullah, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı desteklerken, Sünnilerin ağırlıkta olduğu ve Hariri’nin başını çektiği Müstakbel Hareketi, Esad’ın devrilmesi için savaşan muhalif grupların yanında yer alıyor. Yine bölgesel iki rakip güç olan İran, Hizbullah’ı desteklerken, Suudi Arabistan Müstakbel Hareketini destekliyor.

SİSİ PARTİ KURUYOR

Tamarrud (İsyan) Hareketini kurarak Mısır’da Müslüman Kardeşler’in (İhvan) iktidardan devrilmesinin yolunu açan 30 Haziran 2013 gösterilerinin hazırlayıcısı Mısır gençleri bu kez Devlet Başkanı Sisi’nin kuracağı yeni partinin dayanağı yapılmak isteniyor.
Al Arab gazetesi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin, kendisinin liderliğinde bir siyasi parti kurma yöneliminde olduğuna dikkat çekerek bu partinin “Cemal Abdul Nasır’ın kurduğu ve bu çizgide yürüyenlerin başkan olduğu  ‘Başkanlık Partisi’ deneyimini tekrarlama girişimi içinde” olacağını yazdı.
Gazete, Sisi’nin yeni siyasi partisinin 25 Ekim’de, Şarm el Şeyh’te yapılacak Gençlik Konferansında ilan edeceğini aktardı. Mısır’ın devlet sermayeli gazetesi al Ahram da, Mısır nüfusunun yüzde 60’ını gençlerin oluşturduğunun altını çizerek Sisi’nin bu gerçeği gördüğünü ve tüm konuşmalarında Mısır’ı ancak gençlerin inşa edebileceğine vurgu yaptığına dikkat çekti.
Al Arab gazetesi, yoksullar ve orta tabaka arasında geniş bir tıkanıklığın mevcut olduğunu, buna eş zamanlı olarak 11 Kasım’da yükselen fiyatlara karşı protesto çağrıları yapıldığını da aktardı.


MUSUL VE HALEP ARASINDA HARİTALARI ÇİZMEK

Semih SAAB
An Nahar

ABD, Musul savaşında dengenin Rusya ve İran yararına dönmesini istemiyor.  Burada Washington’un; İran’ın Irak’ta desteklediği bir güç olması nedeniyle Haşdi Şabi’nin çatışmalara katılmama noktasındaki ısrarı, Türkiye’nin ve Suudi Arabistan’ın talebi ile buluştu.
IŞİD militanlarının Musul’dan Suriye’nin doğusuna kaçma imkanları konusunda Rusya, Suriye ve İran tarafından yapılan uyarılar, ABD tarafından en ufak bir ilgi bile görmüyor. Amerika’yı ilgilendiren Beyrut, Şam, Bağdat ve Tahran arasındaki kara bağlantısının kesik olması. Bu kesinti, cihatçıların Musul ve Doğu Suriye’ye hakim olmalarıyla gerçekleşti. Gerçekten de Washington, Musul’da IŞİD’in yenilgisini istiyor. Fakat aynı zamanda Beyrut, Şam, Bağdat ve Tahran arasında kara bağlantısının kesik olmasını da istiyor. Washington, Körfez ülkeleri ve Türkiye, bu bağlantının İran’ın nüfuzunu arttırdığını görüyorlar. Bu nedenle ABD, IŞİD’in Musul’dan Doğu Suriye’ye taşınmasında hoşgörülü görünüyor.
Şüphesiz ki IŞİD’in Musul’dan Doğu Suriye’ye taşınması yalnız İran üzerinde değil, Rusya üzerinde de baskı faktörü. Washington, IŞİD’in Suriye’deki nüfuzunu arttırarak Rusya’yı yıpratmada istekli görünüyor. Bu durum Moskova’nın daha fazla gücünü Suriye savaşına aktarmak zorunda bırakacak.
Rusya, Halep savaşının kendini yıpratan bir savaşa dönüşmesini istemiyor. Bu yüzden Suriye’de askeri dengeleri değiştirecek bu mücadelenin bitmesi için bazen askerleri ile baskı kurarken, bazen de ateşkes ilan ediyor.
Burada belirgin olan Amerika’nın Musul savaşını Rusya’nın Halep’te ilerlediği bir süreçte başlatması. Bu, Washington ile Moskova arasında takas ve hisse paylaşımı anlamına geliyor. Bu, siyasi çözümün tıkandığı koşullarda ABD-Rus rekabeti ortamında askeri denklemi dayatma girişimidir.
Ortaya çıkaracağı sonuçlar itibariyle Musul savaşı, bölgesel ve uluslararası bir savaştır. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye parlamentosunun 1920’de Osmanlı topraklarında bulunan Musul’dan çekilmesini getiren Lozan anlaşmasının onaylamasından pişmanlık duymaktadır.
Kuzey Suriye’den Kuzey Irak’a savaş sürüyor. Bu savaş yeni haritaların çizilmesi ve bölgede yeni dengeleri empoze etme savaşıdır.


IŞİD KABUSU 2016’DA BİTECEK Mİ?

Ahmed ABDULMUTALİB
Şark al Awsat

Ebubekir Bağdadi’nin 2014 Haziranı’nda IŞİD’in kuruluşunu ilan ettikten bir yıl sonra Suriye ve Irak’ta toprakları genişledi. 2016 yılı, Irak’ın kuzeyinde yer alan en önemli vilayet olan Musul’u kaybetmek üzere olan aşırılık yanlısı bu örgüt için düşüş yılı oldu.
Libya’da, kendi iç bünyesinin sarsıldığı koşulların altında uluslararası alanda tanınan ulusal hükümet kuvvetlerinin geçen Ağustos’ta operasyonu başlattığı ve ilerlediği koşullarda tek kalesi olan Sirte’yi kaybetti.
Aynı şekilde geçen aylarda örgütün saldırı düzenlediği ülkelerde, ve başlarında Fransa ve Belçika olmak üzere özellikle Avrupa’da, istihbarat örgütlerinin çabaları sonucu IŞİD’in eylemlerinde bir geri çekilme yaşandı.
Örgütün saldırıları Avrupa’yla sınırlı kalmadı. Libya’nın komşusu Tunus’un da aralarında olduğu Arap ülkelerine uzandı. Suriye ve Irak dışında örgütün tek kalesinin (Sirte) yardımıyla Tunus’un sahil kenti Susa’da Haziran 2015’te düzenlenen saldırıda çoğunluğu yabancı olan 38 kişi öldü. Bu saldırıdan üç ay önce de Bardu Müzesi’ne saldırı düzenlenmiş ve 22 kişi yaşamını yitirmişti. Sahada ise geçen Mart ayında yayınlanan bir rapora göre IŞİD, topraklarının yüzde 22’sini 2015 yılında kaybetti. Geçen Mayıs ayında ise ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook; örgütün Haziran 2014’ten bu yana Irak’taki topraklarının yarısını ve Suriye’deki topraklarının yüzde 15’inden çoğunu kaybettiğini ilan etti. Gözlemciler, terörist eylemlerdeki geri çekilmenin, IŞİD bağlantılı birçok terörist hücrenin çözülmesinden kaynaklandığı görüşünde.


SİSİ KENDİSİNE BAĞLI ‘BAŞKANLIK PARTİSİ’ KURUYOR

Al Arab

Mısırlı muhalifler, parti inşa etmede tepeden tırnağa başarısız olunduğu fikrinde. Gençlerin, Başkanlık Partisi girişimi bu tıkanıklığı bitirecek. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, kendisinin liderliğinde bir siyasi parti kurma yöneliminde. Bu partinin, onlarca yıldan beri kaybolmuş olan siyasi hareketlenmelere üs olması umudunda.
Bugün Sisi, daha önceki cumhurbaşkanlarından Cemal Abdul Nasır’ın kurduğu ve bu çizgide yürüyenlerin başkan olduğu  “Başkanlık Partisi” deneyimini tekrarlama girişimi içinde.

SİSİ’NİN İKİ HEDEFİ

Kahire’deki al Arab kaynakları Sisi’nin yeni siyasi partisini 25 Ekim’de, Şarm el Şeyh’te yapılacak Gençlik Konferansında ilan edeceğini bildirdiler. Gençlik Konferansına, çeşitli gruplardan ve sivil toplum örgütlerinden 3 bin gencin katılması bekleniyor.
Kaynaklar, Sisi’nin bu konferansla iki şeyin gerçekleşmesini hedeflendiğini ifade ettiler. Siyasi hedef; Cumhurbaşkanlığının yürüttüğü politikalara toplumu ikna etmek için gençlik kolları oluşturularak iktidar ve halk arasında bir bağlantı halkasının kurulması.

İkinci hedef; güvenlik kurumlarının yönetmekte başarısız olduğu sosyal krizlere çözüm bulmaya çalışması.

HER AN SOSYAL PATLAMA MÜMKÜN

Mısır rejimi, artan işsizlik ve enflasyon oranlarının, dolar kıtlığının, yiyecek maddeleri eksikliğinin Sisi’nin çok güvendiği güvenlik güçlerine karşı bir öfke yaratmasından korkuyor.   Yoksullar ve orta tabaka arasında geniş bir tıkanıklık mevcut. Eş zamanlı olarak 11 Kasım’da yükselen fiyatlara karşı protesto çağrıları yapılıyor.
Kahire Üniversitesi’nde Siyasi Bilimler Fakültesinde Öğretim Görevlisi olan Tarık Fehmi, partilerin ve parlamentonun siyasi boşluğu doldurmadaki başarısızlığının Sisi’yi kendisinin başında olduğu bir siyasi parti kurma fikrine ittiğini söylüyor.


LÜBNAN TARİHİNDE YENİ DÖNEM

Al Kuds al Arabi

El Müstakbel Hareketi’nin Lideri, Milletvekili Sait Hariri, Perşembe günü cumhurbaşkanı seçimlerinde “değişim ve reform” blokunun adayı Milletvekili Mişel Aun’u destekleyeceğini ilan etti. Harriri, kararını “Lübnan’ı, düzeni, devleti, insanları korumanın gerekliliğinde ve Suriye krizinde tarafsızlığını koruma noktasında ittifak ettikleri” gerekçesine dayandırdı.  
Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili bir sonraki oturum 31 Ekim’de yapılacak. Hizbullah’ın Lideri Hasan Nasrallah’ın konuşmasından sonra, Hariri’nin kararıyla birlikte Mişel Aun, Lübnan Cumhurbaşkanlığını garantiledi. Nasrallah, kendisine bağlı milletvekillerinin oy vermesi anlamına gelen cumhurbaşkanlığında, Aun’a olan desteğini yeniden ifade etmişti. Hariri’nin Aun’un adaylığını kabul etmesi, gerçekte Hizbullah’ın Lübnan toplumuna dayatmalarına teslim olması demek. Lübnan’da yaklaşık iki buçuk yıldan beri cumhurbaşkanı seçilemiyor. Suudi Arabistan’dan sızan ve Lübnan’daki Sünni toplumunda görüşünü yansıtan bilgiler bu yöndeki bir çözümün olumsuzluğuna dikkat çekiyor.

ÖNCEKİ HABER

Suriye’de başaramadıklarını Irak’ta denemek istiyorlar

SONRAKİ HABER

Aliağa'da petrol sızıntısına karşı balıkçılar ve halk uyarıldı