23 Ekim 2016 13:26

Önce kadın işten çıkarıldı

Temmuz 2016 işsizlik sonuçlarına bakıldığında sanayide 76 bin istihdam kaybı olurken, bu kaybın 69 binini kadınlar oluşturuyor.

Paylaş

İnciser  ALPTEKİN

Türkiye’de Temmuz 2016 işsizlik sonuçları TÜİK verilerine göre; sanayide 76 bin istihdam  kaybı olurken, bu kaybın 69 bini kadın işçilerden oluşuyor. Aynı şekilde 124 bin kişilik eğitim sektöründeki kaybın 83 bini kadınlardan oluşuyor. Temmuz  ayında, haziran ayına göre 145 bin kadın işsiz kalırken 130 bin erkek iş bulmuş. Kadınlarda işsizlik oranı temmuzda yüzde 14’e çıktı. İşsizlik oranındaki yükseliş, kadın işçi istihdamı kaybından  kaynaklandı. Kadınlar, her sektörde darbe yedi. Temmuzda, hazirana göre sağlıkta 21 bin, ulaştırmada 9 bin, kamu yönetiminde 15 bin, finansta 3 bin, turizmde 3 bin kadın istihdamı azaldı.       

*Türkiye’de  kadınlar  toplumsal  cinsiyet  eşitliğinde, işgücüne  katılmada, istihdamda son  sıralarda yer alırken, işsizlik ve güvencesiz çalışma biçimlerinde ilk sıralarda  yer almaktadır. Bu  durum  muhafazakar ve gerici politikalar ile erkek  egemen anlayışının sonucunda, kadın emeğinin, bedeninin ve kimliğinin ikincilleştirilmesi ile ortaya çıkmaktadır. Özellikle son  dönemlerde AKP hükümetinin yürüttüğü erkek egemen politikalar ile kadın hayatlarının   sarmalanması, savaşın, şiddetin, sömürünün, ayırımcılığın ve eşitsizliğin en ağır hallerinin kadınlarca  yaşamasına  neden  olmuştur. AKP  politikaları, kadınları “3 çocuk doğurmaları” için kısmi  süreli  çalışma koşulları getirerek kadını yeniden eve mahkum etmiştir. Kadınların  yarı  zamanlı  çalışmasına  ilişkin  yasal  düzenleme  kadının 3 çocuk  doğurarak  evde  kalmasını, iş ve sosyal yaşamdan örgütlenme hakkından vazgeçmesini dayatmaktadır.                                     *Ekonomik durgunluk, hizmet sektöründe yaşanan krizler önce kadın işçiyi   vurmaktadır. Önce kadın işçiler işten atılmıştır. AKP hükümetinin uyguladığı ve yasal düzenlemelerle  gerçekleştirdiği cinsiyetçi politikalar sonucu  kadınlar  iş  hayatından  çekilerek  ev  ve  bakım  hizmetlerine  yönlendirilmektedir.                         

TÜRKİYE’DE KADININ İŞGÜCÜNE  KATILIMI   

*Ülkemizde  kadının  işgücüne  katılımı  çok  düşüktür. Tüm  dünyada, özellikle  AB  üyesi  ülkelerde kadınların işgücüne  katılım ve istihdam oranları artarken ülkemizde  katılım  oranları düşmektedir. Eğitim, ekonomik faaliyet, siyasal güçlenme, sağlık kriterleri baz  alındığında, Türkiye kadına yönelik ayırımcılık konusunda dünya ülkeleri arasında son    sıralarda yer almaktadır.                                                                                                                

*Tarımın ekonomideki payının gittikçe azalması ve kırdan kente yaşanan göç  sonucunda, kadınların kentlerde işgücü dışında kalması, cinsiyete dayalı geleneksel toplumsal iş bölümü  ve istihdam yaratmayan ekonomik büyüme kadınların  istihdama katılımı önündeki engelleri oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra hukuksal düzenlemelerdeki eksiklik ve cinsiyet  ayırımcılığı da kadınların istihdama katılımı ve istihdamda kalmaları önündeki  engellerdendir. İşsizlik  ve  kadın istihdamı  sorunu  birbiriyle  yakından  ilişkilidir. İşsizlik  sorunu çözmeye yönelik  politikaların içine  kadın istihdamı politikalarının eklenmesi   zorunluluktur.       

KENTLEŞME SÜRECİ KADINLARIN İŞGÜCÜNE  KATILIMI

*Kırsal kesimden  kente  göç eden kadınlar çoğunlukla ev  kadını olarak kalmakta  veya  resmi  olmayan işlerde  çalışmaktadır. Ülkemizde, çalışan kadınların büyük çoğunluğu  ücretsiz (aile işçisi) sigortasız ve sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmaktadır. Resmi  istatistiklere göre, Türkiye’de kentsel alanda yaşayan kadınların ancak  yüzde 15’i işgücüne  katılmaktadır. Çalışmayı sürdüren kadınların çoğu  ise  aile ev ve çalışma ikilemi içinde  kalmaktadır. Geleneksel toplum yapısı, kadının görevlerini iyi  anne, iyi  eş, iyi ev  kadını  olarak tanımlamaktadır. Hükümetin izlediği politikalar da, toplum içinde kadına biçilen bu  rolü  desteklemektedir. İzlenen politikalar sonucu, doğum sonrası kadın işten çıkarılmaktadır. İşverenler hamile kadın işçiyi veya doğumdan sonra işten çıkarmaktadır. Oysa, kadının çocuk  bakımı yükü kreşlerle hafifletilebilir. Bunun için yasal düzenleme yapılarak işyerlerinde kreş  zorunlu olmalıdır.                                          

*Geleneksel toplum yapısının kadına biçtiği role göre, kadın her işi yapamaz  anlayışı  yerleşiktir. Bunun sonucunda, kadınlara verilen işler genellikle geçici nitelikte  ve  ücreti  düşük işlerdir. Bu da kadın istihdamını sınırlamakta, işsizliğe geçişin hızlanmasına ve kadınların uzun süreli istihdamının kısıtlanmasına yol açmaktadır. Türkiye’de 12 milyona  yakın kadın ev işleri nedeniyle çalışma hayatının dışındadır. 1,5 milyon kadın ise kayıt dışı ve  yarı zamanlı çalışmaktadır. Kadınların işgücüne ve istihdama katılma oranları dünya  genelinde yüksek, Türkiye’de düşüktür.

KADINLARIN İSTİHDAMA KATILIMINDA CİNSİYETİNİN  ROLÜ

Kadınların istihdama katılımını sınırlayan etkilerin başında cinsiyetleri gelmektedir. Türkiye  toplumsal cinsiyet eşitliği endeksinin son sırasındadır. OECD  ortalamasında  erkeklerin  işgücüne  katılım  yüzde 69,2 kadınların işgücüne  katılım  oranı yüzde 57’dir. Türkiye’de  erkeklerin katılım oranı  yüzde 71,3 kadınların ise  yüzde 30,3’tür. Erkeklerin ülkemizde  istihdama katılım oranı, kadınların katılım oranının 2 katından fazladır. Türkiye, kadın  istihdamı bakımından, OECD  ülkeleri arasında son sıralardadır. Küresel ölçekte yapılan  toplumsal cinsiyet araştırmaları, Türkiye’de kadınların çalışma hayatından kaynaklanan  sorunlarının temelinde cinsiyet  eşitsizliğinin bulunduğunu ortaya koymaktadır.                                                                                             Dünya ekonomik forumunun 2015 yılında yaptığı toplumsal cinsiyet  eşitsizliği sonuçlarına  göre, Türkiye 145 ülke içerisinde 130. sırada yer almaktadır. Özel istihdam büroları  aracılığı  ile geçici iş ilişkisi kurulmasına (kiralık işçilik) ilişkin yasal düzenlemelerin hayata  geçirilmesinde daha fazla kadın, daha fazla kötüleşmiş çalışma koşullarına mahkum  olacaktır. İş güvencesi olmayacak örgütlenme, sendikal hak ve toplu sözleşme haklarından yoksun  kalacaktır. Bu  durum açıkça  gösteriyor ki; ülkemizde, kadınlar eğitimden  politikaya, istidamdan ücrete, genel olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmadığı  koşullarda çalışmaya  ve yaşamaya mahkum edilmektedir.   

ÖNCEKİ HABER

Madonna’nın kürkü

SONRAKİ HABER

Erdoğan "oy çalındı" iddiasında ısrarcı: Oy hırsızlığı tam bir felakettir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa