22 Ekim 2016 17:00

İstanbul Barosu Genel Kurulunda Tahir Elçi eylemi

İstanbul Barosu Genel Kurulunda Ümit Kocasakal konuşurken avukatlar Tahir Elçi'nin fotoğraflarıyla sahneye çıktı.

Paylaş

Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu seçimi öncesi Genel Kurul Toplantısı yapıldı. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda salona Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) imzalı, “Cizre’de yanan insanlıktı insanlığı savunacağız”, “Savaşa karşı halkların barışını savunacağız” pankartlarının yanı sıra öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin fotoğrafı asıldı.

Yeni dönem için 5 adayın yarıştığı genel kurulda, Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar adına avukat Several Ballıkaya, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adına avukat Mehmet Durakoğlu, Milliyetçi Avukatlar Grubu adına avukat Ali Rıza Kaplan, Hukukun Üstünlüğü Platformu adına avukat Mehmet Sarı, Avukat Hakları Grubu adına avukat Ömer Kavilli adaylığını açıklamıştı.

İstanbul Barosu Genel Kurul Toplantısında konuşma yapmak için kürsüye çıkan İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal ÖHD’li avukatlar tarafından protesto edildi. Avukatlar Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıyarak kürsüye çıkarak “Hepimiz Elçi’yiz öldürmekle bitmeyiz”  sloganı attı.

Ümit Kocasakal ise konuşmasında “Alçakça katledilen Tahir Elçi’yi rahmet ve özlemle anıyorum. Tahir Elçi politik olarak benden farklıydı. Son derece nazik kibar bir insandı.  Katledilişi ile hayatımdaki en büyük acılardan birini yaşıyorum. Bu alçakça cinayeti işleyenlerin bulunması ve cezalandırılması en büyük isteğimdir” dedi.

“Arkamızda ne iktidar gücü oldu ne de başka bir güç” diyen Kocasakal, Hukukun Üstünlüğü Platformu’nun adayı Mehmet Sarı’yı işaret ederek, “Birlikte yöneteceğiz ama iktidar partisi ile birlikte değil. Biz kimsenin önünde eğilmedik, cüppemizi iliklemedik, yürütmenin saraylarında, sofrasında yer almadık” ifadelerini kullandı.

Darbe girişimine de konuşmasında yer veren Kocasakal, “ABD ve onun kuklası FETÖ’nün girişimi. Türkiye direkten döndü. 15 Temmuz’un sorumlusu devletin tüm kurumlarını cemaatle tarikatla ve hurafelerle terk eden siyasi iktidardır” dedi. 

‘ŞEFFAF BİR YÖNETİM OLACAK’

Milliyetçi Avukatlar Grubu adına konuşan Avukat Ali Rıza Kaplan, “Şeffaf bir yönetim olacak. Her ay internet sitesinde baronun yapmış olduğu harcamaları bilgi edinme çerçevesinde sunacağız. Hukukun üstünlüğünün ve yargının bağımsızlığının tehlikeye düştüğü durumlarda İstanbul Barosunun müdahalesini göremedik. İktidar unsurları baro yönetimini kendi doğrultularına çekti. Bunu savunamayız. 15 temmuz darbe girişimi sonrası hukuka uygun olmayan durumlar görüyoruz. Toplum içinde siyasal iktidarca yıllarca desteklenen fetönün şimdi de iktidarla aynı görüşte olmayanlara cadı avı gibi tasfiye süreci yaşattığını görüyor tehlikeli buluyoruz" diye konuştu. 

Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adına konuşan Mehmet Durakoğlu, Kocasakal yönetimindeki baronun tarihe geçecek işler yaptığını ifade etti. Durakoğlu, “Hukuksuzluğa direndik bunu hukuk tarihi yazacak. Meslektaşlarımızı hiç mahcup etmedik. İstanbul Barosu ne olursa olsun demokrasiden, bağımsızlıktan, laiklikten vazgeçmedi. Kaygısı ortak olanların kavgası da ortak olur. Biz mesleğin onurunu koruyan baronun varlığını hissettiren bir yönetim olacağız” dedi. 

“Avukatlık hak arama işidir” diyen Avukat Hakları Grubu adına konuşan avukat Ömer Kavili ise “Kapalı kapılar ardında baro siyaseti yürütülmek isteniyor. Hukuk ve kanun birilerinin elinde oyuncak olmuş, birilerinin kişisel menfaatleri için değiştirilmiştir. Bunlar olurken İstanbul Barosu neredeydi? Barolar ‘bana değmeyen yılan bin yaşasın’ diyerek muktedire ses çıkarmamışlardır. Baroların toplumla bağı koparılmıştır. Biz yönetime geldiğimizde ‘hakkım çiğneniyor’ diyen her kesim için bir komisyon oluşturacak, sessiz insanların sesi olacağız” diye konuştu.

Son olarak Hukukun Üstünlüğü Platformu adına avukat Mehmet Sarı konuştu. Sarı, “Barolar, her şeyden önce meslektaşlarının sorununa eğilmeli, adaletten taraf olmalıdır, gür sesle adaletsizliklere karşı çıkmalıdır, toplumun sorunlarına dışlayıcı ideolojik çerçeveden bakmamalıdır. Bu sebeple İstanbul Barosu’nun değişim zamanı gelmiştir. Bu hamasetle yola devam edilemez” dedi.

‘BARO DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN NERESİNDEYDİ’

Konuşmalar ile devam eden Genel Kurul Toplantısı'nda ilk olarak Özgülükçü Çağdaş Avukatlar adına Avukat Mehmet Ümit Erdem konuştu.  Erdem, "Kendisi gibi yaşamayan, Alevilere, Kürtlere  kadınlara, laiklere, düşman olmak üzerinde yükseliyor. Yıllardır yukarıdan aşağıya bir şekilde sorgulamayan, biat eden, cinsiyetçi,  eğitim sistemi adım adım atılıyor. Çünkü asıl amaçları dinci  bir toplum yaratmaktır" dedi. Eğitimdeki gerici uygulamalara dikkat çeken Erdem, "Türkiye'nin en iyi liselerinin  öğretmenlerinin okuldan uzaklaştırmaları bu ülkede düşünen sorgulayan üniversite öğrencilerinin, öğretmenleri sudan sebepler ile okuldan atmaları birbirinden bağımsız uygulamalar değildir. Barış talebi ile ortak metne imza  atanların uzaklaştırılması barış istemeleri değil, üniversitelerin içini  boşaltmaktır" diye konuştu. Erdem, tüm bunlar olurken İstanbul Barosu'nun bu demokrasi mücadelesinin neresinde olduğunu sordu.

AKP kadroları MHP'ninde desteği ile başkanlık sistemine doğru dört  nala koşarken İstanbul Barosunun sadece gerekli gördüğü konularda web sitesinde açıklama yapmakla yetindiğini söyleyen Erdem, "Cumhurbaşkanına hakaretten, binlere insana dava açılıp, onlarcası tutuklanırken, sokağa çıkan muhalifler uydurma gerekçeler ile aylarca tutulurken  İstanbul Barosu nerdeydi? Soma davasının uzak olduğunu söylediler ancak Torunlar iş cinayeti yanı başında olduğu halde İstanbul Barosu nerdeydi" dedi. "Avukatlar tarihte görülmemiş baskılar görürken, İstanbul barosu nerdeydi" diye soru yönelten Erdem,"Adliye girişlerinde avukatlar tek sıra dizilip çantaları kontroldan geçerek, adliyeye girmektedir. Oysa görevden alınan ve tutuklanan yargıç ve savcılar ellerini kollarını sallaya sallaya adliye  girmekte. Çünkü İstanbul Barosu yaptığı mütakabat ile bize  karanlığı ilan ediyor. 15 Temmuz sonrası avukat görüşmeleri kayıt altına alınarak, gardiyan başında beklerken yapılıyor. Müvekillerimiz ile uygun bir yerde konuşamayacaksak avukatlık yapmanın ne anlamı var" diye konuştu. 

‘KADIN VE LGBTİ HAKLARINI SAVUNACAĞIZ’

Erdem'in ardından Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar adına konuşan Avukat Ayşe Acinikli, mesleklerinin koşullarını anlatarak, sömürüldüklerini ifade etti. Kadın avukat olarak, kadın avukatların yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Acinikli, "Sorunlarımız saymak ile bitmiyor. Her alanda karşılaştığımız taciz ve mobingi kabul etmiyoruz. Her şeyi erkekler göre dizayn etmenize izin vermeyeceğiz" diyerek kadın ve LGBTİ'lerin  haklarını savunacaklarını söyledi. Beş ay boyunca tutuklu kalma sürecine değinen Acinikli, bir çok kişinin cezaevinde kendilerini ziyaret ettiğini ve bunların içinde İstanbul Barosunun olmadığını söyledi. Türkiye'de savaşın olduğunu söyleyen Acinikli, "Kürt coğrafyasında savaş suçları işlenirken, Taybet ana ve çocuklar katledilirken vicdanınız neredeydi" dedi. Anadilde eğitim ve savunmayada değinen Acinikli, sözlerini Tahir Elçiyi anarak sonlandırdı. 

Acinikli'nin konuşmasının ardından salonda kısa br süre kargaşa çıktı.  

Daha sonra Milliyetçi Avukatlar Grubu adına Hakkı Şener bir konuşma yaptı. 
Avukat Erdost Balcı da, Gezi olaylarında gözaltına alınan 50 avukatın içinde oluğunu söyleyerek, "Beceremediniz hala niye ısrar ediyorsunuz. İktidara yaranan bir yönetim istemiyoruz. Muhalif iseniz sizi hiç bir şeye almıyorlar" diye konuştu.

İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ İÇİN

Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar Grubu’nun adayı Avukat Several Ballıkaya konuşmasında 28 Kasım 2015’de Diyarbakır’da öldürülen Tahir Elçi’yi anarak başladı. İnsan haklarına ve hukuk devletine uygun bir yönetim amaçlayarak seçime girdiklerini ifade eden Ballıkaya, “Son 1 yıllık süreçte yüzlerce insan hayatını kaybetti. Türkiye, bölgede savaşın büyümesine sebep olan bir güç haline gelmiş durumda. Tek sesli, tek adamlı aynı şeyi düşünen bir topluma dönüştürülmeye çalışılıyor toplum. Karşı çıkanlar da susturuluyor. Bir çok demokratik kurum kapatıldı” dedi. 

Bütün askeri darbelere karşı çıktıklarını belirten Ballıkaya, darbe girişiminin engellenmesinin ardından iktidarın muhalif kesimleri hedef aldığını ve baronun buna sessiz kaldığını dile getiren Ballıkaya, “OHAL kalksa da OHAL rejimi kalıcı hale gelecektir” uyarısında bulundu. Ballıkaya, “Meclis devreden çıkarılmış, parlamento işlevsizleştirilmiştir. Hukuk siyasetin tam da kendisidir. Cezaevlerinde cinsel saldırı yaygın işkence olarak kullanılmaya başlamış, gazeteler televizyonlar kapanmış, halkın bilgi alma hakkı engellenmiş, yüzlerce gözaltı olmuştur. Kocasakal hukuk devleti üstünde durdu ama tüm bir tabloya bakınca hukuk devletinden bahsedebilir miyiz” diye sordu.

‘BARO YARGIYA MÜDAHALEYE KARŞI ÇIKMADI’

İktidarın yargıya müdahale ettiğini ve baronun buna karşı çıkmadığını söyleyen Ballıkaya, İstanbul Barosu’nun savunma özgürlüğüne ve yargı bağımsızlığına sahip çıkmadığını söyledi. “Barolar avukatlık mesleğini ve orak ihtiyaçlarını savunmak yanında hukukun üstünlüğünü korumak ve insan haklarına uygun hukuk düzenine uygun da hareket etmelidir” diyen Ballıkaya, baronun yalnızca basın açıklamasıyla yetindiğini söyledi.

‘BARO, YAŞANAN ACILARA SAHİP ÇIKMADI’

Avukatların adliyelerde, emniyette ve cezaevinde uğradığı saldırılara ve müvekkilleriyle görüşmelerinin izlenmesine de değinen Ballıkaya, baronun avukatların yanında olmadığını söyledi. Ballıkaya, “İstanbul Barosu Çağlayan’daki başsavcıyla mutabakat yaptığı için Çağlayan’a aranmadan giremiyoruz. Kartal’a, Bakırköy’e giriyor Çağlayan’a giremiyoruz. Bu durumun tek sorumlusu İstanbul Barosu’dur. Tahir Elçi gözaltına alınıp İstanbul’a getirilince de sahip çıkmadı İstanbul Barosu. 45 avukat arkadaşımız 2012 yılında Abdullah Öcalan’ın avukatı olduğu için gözaltına alındı onlara da sahip çıkılmadı. O tarihten bu yana gözaltına alınan hiçbir avukata sahip çıkmadı baro. Kürt meselesi bu coğrafyada yaşanan acıların, hukuksuzlukların temel nedeni bunu anlamadan çözemezsiniz. İstanbul Barosu bütün bu acıya karşı insanların yaşam hakkına sahip çıkmadı. Sokağa çıkma yasağına karşı çıkılmadığı için Türkiye’nin tamamı OHAL’le yönetiliyor. Binlerce işçi iş cinayetinde hayatını kaybediyor, kadınlar öldürülüyor. Biz bunlara karşı mücadele edeceğiz” diyerek konuşmasını sonlandırdı. 
 

ÖNCEKİ HABER

Göç İdaresi, Suriyelilerin hayatını tehlikeye atıyor

SONRAKİ HABER

Gıda-İş’ten ‘Fabrikayı bastılar’a yanıt: Gerçekleri çarpıttığınızı biliyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa