19 Ekim 2016 04:50

Bu yöneticiler varken...

Saha dışında çok sayıda faulün olduğu futbolumuz, saha içinde de Avrupa’nın en fazla faul yapılan maçlarını izlettiriyor.

Paylaş

Adem ERKOÇAK

El birliğiyle her alanı zehir etme amacını mı taşıyorsunuz? O zaman sizi yönetici koltuğuna alalım. Hangi alan olduğunun önemi yok; yeter ki güzel bir şeyleri yok etme arzunuz olsun. Ülkedeki yönetici profilinin, makro etki yarattığı mikro alanlarından biri de futbol. Hemen hemen her şey gibi futbol da “Ne yapsak da mahvetsek” saikiyle yönetiliyor. Böyle olunca, ortada doya doya seyredilecek bir oyun kalmıyor; diyelim seyretmek, yani katlanmak istediniz, bu kez de passolig gibi bir uygulama karşınıza çıkıyor; tamam, onu da hallettik, bu defa da milli birliği inşa etme alanlarına dönüşen içi boş inşalarda yankılanan marşlara maruz kalıyorsunuz. Amaç futbolsa, amatör maçları izlemek en iyisi belki de. Hal böyleyken, bu işin patronu çıkıp, tüm bu yaptıklarının vitrini olan naklen yayın bedeli için 600 milyon dolar gibi bir rakam beklentisine giriyor. Söylemesi kolay bu miktar öyle bir para ki, 600 aileyi ömür boyu rahatlıkla geçindirebilecek büyüklükte. Ailelerin haklarını gaspla statü elde eden yönetici sınıfı bunu ipleyecek değil ya; onlar her zaman olduğu gibi sadece aldıklarına bakar. Nasılına, nedenine karışmazlar. 

EVİNDE KAZANAN TAKIM YOK!

Saha dışında çok sayıda faulün olduğu futbolumuz, saha içinde de Avrupa’nın en fazla faul yapılan maçlarını izletiyor bize. Bu rakamların elde edildiği faul sayılarında büyük takımlarla kollanan takımlar aleyhine çalınmayan düdükler yok üstelik. Böyle olunca oyun akmıyor, akmayınca da bu hafta olduğu gibi çok az sayıda gol üretiliyor. Takım başına tam 0.6 gol izledik geride bıraktığımız haftada. Bu sayının oluşumuna yüksek faul sayısından başka, beceriksiz forvetler ve iyi kaleciler de katkı verdiler. Galatasaray kalecisi Muslera, Bursaspor kalecisi Harun, Akhisar kalecisi Fatih ve Kayserispor kalecisi Muammer parlayan kaleci performansları sundular. Üstelik Muammer hariç bu kaleciler, takımlarının “puan ya da puanlar” almasına doğrudan etki ettiler. Yalnız adamlara bu vesileyle daha önce çok gördüğümüz övgüleri göndermenin sırası. 

Az gol, iyi kurtarışlarla birlikte haftaya damga vuran bir diğer şey de ev sahibi hiçbir takımın galibiyet alamaması oldu. Haftanın son maçında Antalyaspor neredeyse evinde kazanmayı başarıyordu; fakat son dakikada gelen gol bu haftanın büyüsünün bozulmasına izin vermedi. Bu maçla birlikte Eto’o da geçen yılki havasına tekrar dönmüş gibiydi. Haftanın en güzel asistini yaptı. Karabükspor ise böyle büyülü bir haftanın yüzü suyu hürmetine ilk deplasman galibiyetini alabildi. Birden fazla -iki- gol atan tek takım da Karabük. Keşke yendikleri takım Adanaspor olmasaydı. 

FATİH TERİM’E BİR MAÇ CEZA!

Haftanın en keyifli maçı ise Bursa’da oynandı. Golsüz biten karşılaşma temposuyla kendini izletmeyi başardı. Beraberlik gibi futbolun en güzel özelliklerinden biri de böyle bir oyuna yakışırdı. Şu şerhi de düşelim; bu maç, yoklukta iyi geldi. Sadece bu haftanın maçları içerisinde parladı. Öyle bir hafta geçirdik ki, Beşiktaş bile keyif vermedi. Ömer gibi sezon öncesi taraftarlar arasında adı anılmayan bir futbolcunun golüyle üç puan almaları bile bir şeyler anlatıyor aslında. En uyuşuk maç ise Kasımpaşa-Gaziantepspor idi. Fatih Terim’in bu hafta izlemeyi seçtiği maç, sanki Terim’e futbol ilahları tarafından verilmiş bir ceza gibiydi. İstedikleri kadar başarılı sonuçlar alsınlar, Başakşehir ve Konyaspor da futbol severler için ceza. Sahaya en çok yerli futbolcu sürmek değil marifet, onlara güzel futbol oynatmak. Abdullah Avcı için güzel futbol, fazla önemi olmayan bir detay gibi olduğundan, onu göz ardı edebiliyor. Kendine gülmeyi yasak etmiş Aykut Kocaman’ın ise sıkıcı oyun oynatmaktan başka çaresi yok. 

Fenerbahçelilerin çoğu bu sezonun bitmesini daha şimdiden istiyor sanırım. Yine krizler, homurtular, beğenilmeyen teknik direktör, bölünmüş tribünler; evet, biz de sıkıldık. Trabzonspor ve özellikle de Gençlerbirliği haftanın gol atmayı en çok hak eden takımlarıydılar. İkisi de maçların ikinci yarısında tek kale oynadı ama bu onlara yetmedi. Demek boşuna doksan dakika oynanmıyormuş bu oyun!

ÖNCEKİ HABER

Şampiyonlar Ligi'nde 3. hafta heyecanı başladı

SONRAKİ HABER

İspanya'da Franco'nun mezar yeri perşembe günü değiştiriliyor