19 Ekim 2016 00:42

Bakırköy Belediyesinde grev sürüyor

Belediye-İş Sendikası tarafından TİS'de anlaşma sağlanamaması üzerine başlatılan Bakırköy Belediyesi'ndeki grev devam ediyor

Paylaş

Uğur ZENGİN
İstanbul

CHP’li Bakırköy Belediyesi ile Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikası arasında mart ayından itibaren yürütülen toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, iş güvencesi ve kazanılmış haklar için.

Greve çıkan 450’nin üzerinde işçinin 200’ü aşkını Belediyeye bağlı Tiyatro Müdürlüğü çalışanı. Belediye yönetimi bu işçilerin geçici olduğu iddiasıyla onları TİS kapsamı dışında tutumak istiyor. İşçilerin ücret zammı talebi ise yüzde 9. Kadrolu ve kadrosuz işçiler grev alanında beklemeye devam ediyor. İşçiler sesleniyor: “Zonguldak’taki madencilerde çavuşluk gibi bir sistem var ya öyle isteniyor. KHK ile işten atmalarda tazminatı kaldırmışlar. Kazanacaksak beraber kaybedeceksek beraber...” 

İŞÇİLER TAŞERONA KARŞI

Hem OHAL tedirginliği, hem işine sahip çıkma ve ekmeğini büyütme kaygısı var. Grevde dayıbaşı sistemi boşuna konuşulmuyor. Kadrosuz işçilerin bir kaygısı bu: Taşeronluk. Kadrosuz işçiler yetkili birini gösteriyor: Ahmet Kuruçay, Bakırköy Belediyesi Fen İşleri İşyeri Temsilcisi. Kendini tanıtıyor: “16 yıllık işçiyim” diyor: “16 yıllık ama 47 yaşındayım 40 senedir işçiyim. Hep amelelikten gelmedik mi? Tarlada çalıştım, boyacılık yaptım, hep birilerine hizmetle geçti. Baba fakir olunca nasıl olacak?” Kendisi kadrolu, sözleşmedeki ‘sorun’u anlatıyor: “Sayın Belediye Başkanımız aynı işyerinde aynı işi yapan arkadaşları farklı isim altında bölmeye çalışıyor. Daha önce toplu sözleşme imzalanmış olmasına rağmen, Çalışma Bakanlığından yetki gelmesine rağmen, ‘Sözleşmeden saf dışı bırakalım’ diyor. Doğrudan olmasa da ‘Taşerona çevirelim sizle toplu sözleşme imzalayalım’ deniliyor bize. Biz de bunu kabul etmiyoruz, kabul etmemize de imkan yok. Beraber çalıştığımız, toplu sözleşmede beraber olduğumuz arkadaşları biz vermeyiz. Bu insanlar emeğiyle geçinen insanlar, benle bir farkı yok. Bu adamları taşerona geçirmek istiyorlar. Ben bir işçi olarak buna zaten karşıyım.”

KADROSUZ TİS’E DAHİL OLMALI

“Ben bir kadrolu işçi olarak onları sonuna kadar destekliyorum” diyor, devam ediyor: “Onların her zaman yanında olacağım. Onlar yoksa ben de yok olacağım. Biz bugün fire vermeye başlarsak yarın kendi içimiz de de farklı farklı bölünmeler yaşayacağız. Biz niye birleşe birleşe kazanacağız diyoruz, sosyal güvenceleri olsun diyoruz? İşverenin iki dudağının arasında yarın ben seni işten çıkardım olmasın. Biz onun için alınmış haklardan ödün vermeyeceğiz.” Kadrosuz işçilerin TİS kapsamında olmaması sendika yetkisinin düşmesi, sendikasız çalışmak anlamına geliyor.

IRGAT GELİP IRGAT GİTMEK

İşçiler yolda, asfaltta, temizlikte belediye hizmetinin olduğu her yerde. Kanal temizliği, ızgara temizliği, yol tamiri... “İşveren ne iş verirse yapıyoruz. Emek harcamak zordur. Kolay iş yok” diyor Kuruçay. Günde 8 saat çalışıyor, cumartesi çalışmıyor. İşçilerin talebi yüzde 9 ücret zammı. Bunun karşısında belediye yönetimi yüzde 0 zam öneriyor, bir başka deyişle zam önermiyor. Kadrolu işçiler 3-4 bin lira arasında ücret alırken kadrosuzlar bu ücretin yanına yanaşamıyor. Kuruçay, kendi deyimiyle “şanslı, kadrolu, Türkiye şartlarında ücreti iyi.” Buna rağmen sosyal hayatı yok, Belediyeden çıktıktan sonra ek iş yapıyor. “Kendim teknik elemanım. Meslek lisesi mezunuyum. Kombi tamir ediyorum, klima tamir ediyorum, elektrik işleri oluyor. Gerçekten söylüyorum mesela bu arkadaşımız (güvenlik görevlisini gösteriyor) 2 bin 500 lira maaşa çalışıyor. İstanbul gibi bir yerde evin yoksa yandın. Çalışanlar zor şartlarda yaşıyor, hayat mücadelesini zor şartlarda veriyorlar, geçinemiyor bu insanlar. Bizim de bugün yapmış olduğumuz eylem insanca bir yaşam, insanca bir ücret içindir, amaç da bu. Emekli oluyor insanlar, rahat edeceğim diyor ama çalışmak zorunda kalıyor. Emekli değilim, emekli de olsam olamayacağım çalışmaya devam edeceğim. Irgat geldik ırgat gideceğiz yani” diyor. 

‘BEN AÇSAM KİMSE KUSURA BAKMASIN’

OHAL kaygısı taşıyan arkadaşlarına ise şöyle sesleniyor: “OHAL kaygım yok çünkü ekmeğimden başka kaybedecek bir şeyim yok. İşçilerin içinde OHAL kaygısı olan var mı var. Biz hak mücadelesi verdiğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Ben açsam kimse kusura bakmasın.” 

ÖNCEKİ HABER

TOKİ yöneticilerine Torunlar davası

SONRAKİ HABER

Makam odasında yaralı hayvanlara bakan müdüre ceza: Bu cezadan gurur duyarım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa