18 Ekim 2016 08:01

5 Haziran davası: Son vasiyetim gibiydi o barış işareti

Diyarbakır’da 5 Haziran 2015'te İstasyon Meydanında HDP’nin seçim mitinginde IŞİD tarafından iki ayrı bomba patlatılmasının üzerinden 16 ay geçti.

Paylaş

Hasan AKBAŞ
Diyarbakır

Türkiye’de barış, demokrasi ve özgürlük talep eden kesimlere yönelik katliamlar tarihine geçen bombalı saldırıların ilklerinden olan 5 Haziran 2015 Diyarbakır patlamasının üzerinden 16 ay geçti. Davanın ilk duruşması yarın Ankara Batı Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Hala patlamaların yaşandığı bir dönemde acılar da taze. 

5 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda HDP’nin seçim mitinginde IŞİD tarafından iki ayrı bomba patlatılmış burada  Ali Türkman, Ramazan Yıldız, Necati Kurul, Şeyhmus Koşan  ve Civan Aslan adlı yurttaşlar yaşamını yitirmişti. 400’ü aşkın kişinin yaralandığı saldırının hemen ardından polis alandan kaçışanların önlerini keserek TOMA’larla saldırmış, alanı da yaralılar ve ölüler olmasına rağmen attığı gaz bombalarıyla gaza boğmuştu. O gün çekilen bir fotoğraf dikkat çekiciydi. Fotoğraftaki kişi Mehmet Özcan’dı. Özcan fotoğrafta, parçalanmış vücuduyla oturduğu yerden doğrularak zafer işareti yapıyordu. Duruşma öncesi Özcan’la yaşananları, bugünkü durumu ve davadan beklentilerini konuştuk.
Özcan, “Son vasiyetim gibiydi o işaret, barış işaretidir o... Barış istemekten başka bir derdimiz yok. Bu acılar sürekli yaşanıyor. O alana o gün yüz binlerce kişi çıkmıştı, herkesin derdi barıştı. Hala da barış istiyoruz. Artık yeter” dedi.

‘BARIŞ İSTEĞİMİZE YAPILAN BİR SALDIRI’

Patlamanın yaşandığı günü anlatan Özcan, “Ben o günden beri çok zorluk yaşıyorum. Hayatımız biranda değişti. Öyle bir acı yaşadım ki, ömür boyu bu acı bende kalır, unutamam. O günden beri gözümün önüne hep parçalanmış vücutlar geliyor. Ben öleceğimi sanıyordum. İlk önce bomba patladığında ne durumda olduğumu tam anlayamadım. İzdiham vardı. Yine de her şeye rağmen insanlar çevrelerindeki insanlara yardım etti. Ama çok yoğun gaz bombası atıldı. Ben kendime geldiğimde anladım ki bu bizim barış isteğimize karşı yapılan bir bombalı saldırıydı. Ayağa kalkamıyordum. Etrafımda insanlar yardım etmeye çalışıyor ama gazdan çok zor oluyordu. Her tarafta kan ve et parçaları vardı. Acı hissetmeye başladığımda gaz da atılınca orada öleceğimi sandım. Son vasiyetim gibiydi o işaret, barış işaretidir o... Barış istemekten başka bir derdimiz yok. Bu acılar sürekli yaşanıyor. O alana o gün yüz binlerce kişi çıkmıştı, herkesin derdi barıştı. Hala da barış istiyoruz. Artık yeter” dedi. 

HEM SUR HEM DE 5 HAZİRAN MAĞDURU

Aylarca tedavi gördüğünü, iki ayağında platin bulunduğunu söyleyen Özcan, birkaç ay önce tamamen ayağa kalkabildiğini, ancak hala uzun süre ayakta kalamadığını aktardı. Tedavisinin devam ettiğini kaydeden Özcan, bu sürece kadar yaşadığı ekonomik sıkıntıları da şöyle anlattı: “Patlamadan sonra bugüne kadar hiçbir devlet yetkilisi beni aramadı, herhangi bir destek görmedim. Şu an bir gelirim yok. Tedavi sürecim boyunca bu durumu borçlarla ve çevremdeki akrabalarımın desteğiyle sürdürdüm. Benim Sur’da bir tekstil atölyem vardı. Çatışmalardan kaynaklı kapatmak durumunda kaldık. İşlerimiz düzelecekken borçlandık ve battık. Şu an yeniden orayı açmaya çalışıyoruz. Ama bu süreçte çok zorluk yaşadım. Hala da yaşıyorum.”

‘BU İNSANLIK DAVASIDIR, BÖYLE GÖRÜLSÜN’

Davanın Ankara’ya taşınmasını ve adalet beklentilerini sorduğumuz Özcan, “Bu davanın adaletin getireceği konusunda emin değilim. Ama ben davacı olmaktan vazgeçmem. Bu davada sonuna kadar yer alacağım. Bizi mağdur etmek için, oraya gidemeyelim diye davayı Ankara’ya taşıdılar. Şu an borç para ayarlamaya çalışıyorum. Ne olursa olsun ben Ankara’daki duruşmalara gideceğim. Nereye taşırlarsa taşısınlar gideceğim. Gideceğim, ne olursa olsun gideceğiz, barışın sesi olsun diye, kimsenin yanına kar kalmasın, huzur gelsin diye... Bu dava sadece benim değil, orada mağdur olanların değil insanlığın davasıdır. İnsan olan, vicdanlı olan herkesin davasıdır. Böyle görülmesini isterim” dedi.

IŞİD’LİLER ‘MAHKEMEYE GETİRİLMEYECEK’!

Patlamaya ilişkin, Mayıs ayında Diyarbakır 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nde iddianame kabul edilmiş, ancak ‘karşıt grupları karşı karşıya getireceği’ gerekçesiyle Ankara’ya nakledilmesine karar verilmişti. Davada IŞİD’li İsmail Kormaz, Mustafa Kılınç, Orhan Gönder, İlhami Balı, Burhan Gök sanık olarak yer alıyor. Sanıklar, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli öldürme, nitelikli öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından yargılanacak. Davanın avukatlarından Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) Eş Başkanı Zeynep Işık’la da davanın hukuki boyutunu konuştuk. Duruşmada, 4 tutuklu sanığın SEGBİS (görüntülü bağlantı) yoluyla katılmaları için duruşma öncesi karar çıkarıldığını bildiren Işık, “Bu davanın en başından beri nasıl bir yargılama yapılacağının göstergesidir. Etkili bir yargılama yapılabilmesi için sanıkların mahkemeye getirilmeleri gerekir” dedi. 

‘TÜM KATLİAMLARIN AÇIĞA ÇIKMASI İÇİN ÖNEMLİ BİR DAVA’

Davanın Ankara’ya taşınması gerekçesini de skandal olarak değerlendiren Işık, “Sanki bir IŞİD taraftarlığı var ve Diyarbakır’da duruşma yapılamaz durumdaymış gibi gösteriliyor. Bu taşınma kararı müşteki ve mağdurların yeniden mağdur edilmesi ve oraya gitmelerini zorlaştıracak bir karardır. Bu karar AİHM’e de aykırılık taşıyor. Biz bu duruma karşı itirazda bulunduk ancak reddedildi” dedi. Diyarbakır, Suruç, Ankara, Antep katliamlarının birbirinden bağımsız olmadığını ifade eden Işık, “Bağlantılar ve yaşanan süreçlerin açığa çıkarılması için Bu dava büyük önem taşıyor. Sadece bireyler değil, tüm yaşananlar toplamında ayrıntılı bir yargılama süreci olmalıdır. Bunun için çabalayacağız” diye konuştu. 

ÖNCEKİ HABER

Savaş karşıtları uyardı: Yine büyük katliamlar olur

SONRAKİ HABER

HSYK Genel Sekreteri Mehmet Kaya’ya ‘FETÖ’den 15 yıl hapis

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa