14 Ekim 2016 11:27

Piyasalar değil cebimiz yanıyor

Dolar Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 'Piyasalar alev alev' başlığıyla duyurulan gelişmelerin vatandaşa faturası ağır olacak.

Paylaş

Bülent FALAKAOĞLU

Dolar dün Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Para piyasalarının açılmasının ardından artışını sürdüren dolar/TL kuru dün 3.11 TL’yi aştı. Dolardaki tırmanışa bağlı parite etkisiyle avro da 3.4204 lira düzeyine kadar çıktı.

Döviz kurları gün boyunca rekor üstüne rekor kırarken gelişmeler “piyasalar alev alev” başlığı altında duyuruldu. Oysa alev alev yanan piyasalar değil cebimiz. Çünkü ekim ayındaki dolardaki hızlı artış cebimizdeki parayı eritti. Ekim ayı başlayalı 14 gün oldu ve bu 14 günde dolar yüzde 5 arttı (Dolar 2.95’ten 3.11 TL’ye geldi). “Dolar cinsinden yüzde 5 fakirleştik” demektir bu.

Dolarda ekstra bir dalgalanma dönemindeyiz. Hükümet de arka arkaya yaptığı açıklama ve uygulamalarla (OHAL’in uzatılması, başkanlık sistemi tartışması vb.) dalgaya adeta rüzgar taşıyor.

Hükümet rüzgar taşıyadursun söz konusu dalgalanmaların çalışanlar başta olmak üzere vatandaşlara ödeteceği ağır bedeller var.

ŞİRKETLER VE BANKALARIN DURUMU

Merkez Bankasının her ay yayımladığı verilere göre özel sektörün yurtdışına kredi borcu 206 milyar dolar. Eylül sonunda borcun TL karşılığı 607 milyar liraydı. İki haftada 640 milyar lira oldu. Durduğu yerde borç 33 milyar arttı.  

Türkiye’nin  brüt dış borcu 421 milyar dolar. Kurdaki her artış ülke vatandaşının ödeyeceği faturayı büyütüyor. Ekim ayındaki kur artışından dolayı fatura 21 milyar lira büyüdü.

Ülkeyi yönetenlerin iç ve dış cephede aldıkları (Olağanüstü keyfi yönetim, savaş vb.) kararlar  yabancı sermayeye bağımlılıktan dolayı gelip vatandaşı vuruyor.

Bankalar 100 liralık mevduat toplamış 120 liralık kredi dağıtmış. (Mevduatın krediye çevrilme oranı yüzde 120 civarına çıkmış.) Nasıl olmuş bu dışarıdan gelen parayla. Kurlar yükseldikçe çok sağlam gözüken bankaların durumu da bozuluyor.

Özel sektörün borçlarını ödeyebilmesi için daha fazla dış ticaret yapması gerekiyor lakin dış ticaret daralıyor.

Tüm veriler gösteriyor ki Türkiye’nin üretimi, ihracatı, sanayisi sağlam temellere dayanmıyor.

Üretimi de, ihracatı da, sanayisi de, ithalata ve yabancı sermayeye bağımlı. Türkiye uluslararası ekonomik gelişmelerden çok fazla etkilenen, kırılgan, işsizliği ve yoksullaşmayı engelleyemeyen bir ülke!

Hükümet ise bunlara odaklanmak yerine kendi iktidarını sağlama almaya dönük dikta rejimini inşa etmenin peşinde.

ZAM VE DÜŞÜK ÜCRET

Döviz kurlarındaki yükseliş enflasyondan ücretlere, üretimden borca vatandaşa çok yönlü fatura getirecek.

Dolar kurundaki yüzde 5’lik artış, enflasyonu yarım puan kadar yükseltiyor. Türkiye, üretiminde yüksek oranda ithal girdi kullanılıyor.

Dolar kuru yükseldikçe doğal gazdan  giyime, gıda ürünlerinden kırtasiye malzemelerine ithal ettiğimiz her şeyin maliyeti artıyor.

TV ve cep telefonu elektronik eşyalar bir yana buğday, süt, ayçiçeği yağı üretiminde kullandığımız girdiler dahi ithalata bağımlı. Döviz fiyatı artınca hayat daha pahalı hale geliyor, tencere daha pahalı kaynıyor.

Dolardaki her 1 kuruşluk artış, Türkiye’nin toplam dış borç yükünü TL karşılığı olarak 4 milyar lira büyütüyor. Dolar 1 kuruş artınca, özel sektörün borç yükü ise 3 milyar artıyor.

Hem borcu hem girdi maliyetleri artan şirketler bunu çalışanlarına fatura edecek. Dolayısıyla ücretler düşük tutulacak ya da ücretlere zam yapılmayacak.

Sarsılan ekonomide işlerinin durumu sarsılan patronlar bunu çalışanlarına yansıtıyor ve ücretleri artırmamanın yanında işten çıkarmalar başlıyor.

DOLAR 3.30’U GÖREBİLİR: FAKİRLEŞECEĞİZ

Hükümetin açıkladığı orta vadeli programda (OVP) dolar kurunun 2017 yıl ortalaması 3.15 olarak hesaplanmış. 2017 sonunda 3.30 olma ihtimali yüksek görünüyor.  

İşçi, emekli, köylü ve memurların cebindeki para döviz cinsinden eriyecek demek bu. Kişi başına milli gelir dolar bazında geriledi. Fakat fakirleşen hepimiz değiliz.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı “yaşam koşulları” araştırmasına göre Türkiye’de gelir uçurumu büyüdü. En zengin yüzde 20’lik kesim milli gelirden aldığı payı artırırken geriye kalan yüzde 80’nin aldığı pay azaldı.

Varlıklı kesimler dolar fiyatındaki artışın kaymağını yerken emekçi kesimler ise fakirleşti.

MİLLETE BAŞKA PROGRAMA BAŞKA

Üç yıllık (2017-2019) orta vadeli programda (OVP) dolar için bir fiyat söylenmiyor. Fakat milli gelir hesabında bir öngörü yer alıyor.
Şöyle ki... OVP’de milli gelir 2017 için 2 trilyon 404 milyar lira,  cari açık 32 milyar (yüzde 4.2) olarak öngörülmüş.

Yüzde 4.2’si 32 milyar dolar olan paranın tamamının yani Milli Gelirin 762 milyar dolar olarak hesaplanmış olması gerekiyor. TL’ye çevrildiğinde doların yıl ortalaması 3.15 çıkıyor.

Programa bunu yazan hükümetin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, millete “Türk Lirası’ndaki değer kaybı spekülatif hareket” açıklamasını yapıyor.

Faturasını halkın ödediği ekonomik ve siyasi icraatların sorumluluğunu almaktan kaçıyor.

DOLARI TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Doları yükseltip TL’nin değer kaybetmesini sağlayan sebepleri üç başlık altında toplayabiliriz.

Hükümetin siyasi icraatları
* ‘Başkanlık sistemi’ ve ‘anayasa değişikliği’ tartışmaları
* OHAL’in uzatılması
* Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) oy pusulaları filigranlı kağıt alınacağını ilan etmesi piyasalarda erken seçim hazırlığı olarak yorumyanıyor.
* Suriye ve Irak’taki askeri ve jeopolitik risklerin artması ve hükümetin gerilimi artıran diplomatik ve savaş yanlısı tutumu.

Ekonomik sebepler
* Moody’s’in not indirimi yani Türkiye’yi “yatırım yapılabilir” ülke olmaktan çıkarmasının etkisi.
* ABD Merkez Bankası yetkililerinden Aralıkta faiz artırımı olacağına dair sinyallerin gelmesi.
* OPEC açıklaması petrolün varilinin 45 dolardan 55 dolara çıkmasının ithalatçı ülke Türkiye’ye olumsuz yansıması.
* Orta vadeli programda bütçe ve cari açıkların gelecek yıl büyütülecek olmasının ilan edilmesinin yarattığı baskı.

Dış etkenler
* Güney Afrika Maliye Bakanı Pravin Gordhan’nın bir soruşturma için 2 Kasım’da mahkemeye zorla çağrılmasının para piyasalarını ateşlemesi.
* ABD, Almanya, Fransa ve Hollanda’daki seçimler. İtalya’daki referandum.
* 2017’de Brexit’le İngiltere’nin AB’den ayrılığının başlatılacak olması

ÖNCEKİ HABER

Eşitlikçi, özgürlükçü bir baro anlayışıyla hareket edeceğiz

SONRAKİ HABER

Elazığ’da köpeklerin saldırısına uğrayan kadın hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa