12 Ekim 2016 13:43

Soma sanıklarının umudu Müge Anlı

Soma Katliamı davasının 11. duruşmasında sanıklar, sorumluluktan kaçmak için her yola başvurdu.

Paylaş

Emine UYAR
Manisa

Soma Katliamı davasının 11. duruşması başladı. Tutuklu sanık Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın Avukatları Kadir Çekin ve Abdurrahman Gök reddihakim talebinde bulunurken, mahkeme heyeti bu talebi reddetti. Ailelerin bu talebe tepkisi sert oldu. Sanık avukatları sabotaj iddiasını yineleyerek kanıt olarak Müge Anlı’nın programını göstermesi de ailelerin tepkisine neden oldu.

Heyetin reddihakım kararını reddetmesi üzerine Çekin ve Gök itirazlarını sürdürerek, mahkemenin ertelenmesi gerektiğini yönünde ısrar etti. Hakim Ballı buna gerek olmadığını belirterek mahkemeye devam etti. Ardından sanık avukatlarının bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının dinlenilmesine geçildi.

Gürkan’ın avukatı Kadir Çekin, KHK’de yapılan lehe düzenlemelerin ve tutukluluk sürelerinin değerlendirilmesini istedi. Bilirkişi raporunun olay yeri görülmeden hazırlandığını ileri sürerek, “Kömür yangını değil, metan yangını değil. Sabotaj ihtimali de göz önüne alınarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmalı ve yeni rapor alınmalı” dedi.

Gürkan’ın diğer avukatı Abdurrahman Gök de, deliller toplanmadan adeta yangından mal kaçırırcasına hareket edildiğini iddia ederek, çok geniş bir bilirkişi heyeti oluşturulduğunu, hem 301 insanın hem de 46 sanığın mağdur edildiğini savundu.

MÜGE ANLI VE MİT!

Bir taraftan “Tam yargılama yapılsın maddi gerçek ortaya çıksın” diyen Gök’ün hemen ardından, “Müge Anlı’nın programına bir anne ve kız çıktı. Eşim Soma’yı yaktı, kaçtı dedi, araştırılsın” demesi salonda tepki ve gülüşmelere yol açtı. Gök ayrıca, “MİT’in de bu konuda araştırması vardır. İstenilmesini talep ediyoruz" dedi. Hakim Ballı’nın “Siz böyle bir rapor olduğunu biliyor musunuz” sorusuna Gök, “Sorun yapmışlar mı yapmamışlar mı?” diye cevap verdi. Gök, mevcut bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini yeni bir heyet talep ettiklerini söyledi.

SABOTAJ İDDİASINI YİNELEDİ

Raporun mahkemede dinlenen 30 kişinin ifadesi ile çeliştiğini savunan Gök bu kişilerin yeniden çağrılıp çapraz sorgu ile dinlenilmesi gerektiğini söyledi. Sabotaj ihtimalini yineledi.

Sanıklardan Yalçın Erdoğan ve Fuat Ünal Aydın’ın avukatı Turgay Konyar, müvekkillerinden Erdoğan için raporda herhangi bir kusur atfedilmediğini söyledi. Aydın içinse, “Hem iş güvenliği uzmanı hem de havalandırma mühendisi olduğu için yaşananları üslerine rapor etmediği için sorumlu tutuluyor. Madencilikte havalandırma mühendisi adı altında bir sıfat bulunmuyor” dedi.

ANLIK DEĞİL YAPISAL

Konyar ocağın yüksek risk içerdiğinin ve yeterli altyapıya sahip olmadığının çok açık olduğunu belirterek, “Bunlar anlık değil, yapısaldır. Yatırım sorunu olarak ortaya çıkan bu nedenlerin teknik elemanların yerine getirebileceği eksiklikler değildir” dedi.

Davada yargılanan TKİ ELİ mühendisi Adem Ormanoğlu ve Erkan Kurt’un avukatı Mahmut Yılmaz da raporda müvekkillerine doğrudan sorumluluk yüklenmediğini, kayıtsız kalmakla itham edildiklerini söyledi.

Madenin kontrolü konusunun ilgili bakanlıklarda olduğunu belirten Yılmaz, “TKİ ruhsat sahibi olarak MİGEM’le ilgili yazışmaları yapar. Kontrol sorumluluğu yoktur. Eğer suçsa kazadan bu yana 2.5 yıldır aynı suçu işliyorlar. Daha önceden sözleşmelerle belirlenmiş görevleri vardır onları yapmaya devam ediyorlar. Müvekkillerimin bu davada olmaması gerekiyor” dedi.

DAVA 13 EKİM SABAHINA ERTELENDİ

Soma katliamı davası 11. duruşmasının öğleden sonraki oturumunda sanık avukatları ve sanıkların bilirkişi raporu hakkındaki itiraz ve taleplerinin alınmasına devam edildi.

Tutuklu sanıklar Ramazan Doğru, Ertan Ersoy, Mehmet Ali Günaycelik, İsmail Adalı ve Akın Çelik'in avukatlarından bir kısmı yeni bilirkişi heyeti ve raporu talep ederken bazıları aynı heyetten ek rapor talebinde bulundu.

Ardından sanıkların bilirkişi hakkındaki görüşleri alındı.

CAN GÜRKAN'I 'SABOTAJ' DA KESMEDİ

Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan oldukça uzun süren konuşmasında, kendisini ortaçağda yaşanan cadı avı kurbanlarına benzetti.
Dava sürecinde bilimden uzaklaşıldığını, kanaat ve tahminlerle sonuca varılmaya çalışıldığını iddia etti.

Sabotaj kelimesinin yanlış olduğunu burada sabotajın terör eylemi anlamına geldiğini söyledi. Ülkede yaşanan bombalı saldırıları örnek gösterdi.

Can Gürkan madende yaşanan gerçekliklerin yakınından bile geçmeyen konuşmasında bir test merkezi oluşturduklarını, deneme yaptıklarını ve uzman görüşü aldıklarını, uzmanın hazırlamakta olduğu raporun mahkemeye sunulacağını söyledi.

'301 KİŞİNİN ÖLÜMÜNÜ MAGAZİNE BAĞLADILAR'

Sanıkların ardından ailelerin avukatları söz alarak, 301 kişinin hayatını kaybettiği böyle bir davada Müge Anlı'dan delil istemeye varacak kadar işin magazin boyutuna çekilmesini eleştirdiler.

'DOSYA, HÜKÜM OLGUNLUĞUNA GELDİ'

Avukat Selçuk Kozağaçlı, bilirkişi raporunun son derece anlaşılır ve net olduğunu belirterek, dosyanın hüküm olgunluğuna geldiğini söyledi. Kozağaçlı, 301 ölümün hepsini aynı torbaya koyarak bir ceza talebinde bulunmayacaklarını, S panosundaki 258 ölü ve 3 yaralı için TCK'nin 83. maddesinden cezalandırma talep edeceklerini söyledi. Yine A panosunda meydana gelen 14 ölüm ve 73 yaralı, H panosundaki 7 ölü ve 38 yaralı, 140 panosundaki 1 ölü ve 2 yaralı ile ilgili  de bütün sorumluları hakkında ayrı ayrı cezalandırma talep edeceklerini belirtti.

'TKİ ŞİRKETE HİÇ HAYIR DEMEDİ'

Kozagaçlı, TKİ yetkililerinin asli sorumlu olduğunu söyleyerek, "şirketin yaptığı işlerin hiçbirine hayır demeyen TKİ, MIGEM, müsteşar ve ELİ'nin sorumlu amirlerinin de yatması gerekiyor" dedi.

Avukat İbrahim Arzuk da, "Bugün hukuk dışı çok sayıda savunma dinledik. Olayın magazinel boyuta getirilmesine karşı bütün salondakilerden ben özür dilerim" dedi.

Dava boyunca sorulmamış hiçbir soru kalmadığını belirten Arzuk, " Kendi sorumluluklarını işçilere nasıl işçilere nasıl yıkacaklarını düşündüler" dedi. Arzuk madende prim esasına dayalı taşeron sistemi oluşturulduğunu ve bunun katliamı hazırlayan nedenlerin başında geldiğini söyledi.

'SANIK TARAFI GERÇEKLİKTEN KOPTU'

Avukat Denizer Şanlı sanık tarafının gerçeklikten tümüyle koptuğunu ifade etti. Bir grup avukat olarak bilirkişi raporunun olayın gerçek nedenlerini saptamakta yetersiz kaldığını düşündüklerini belirten Şanlı, " üretim zorlamasınin eksik ele alındığını düşünüyoruz. Diğer eksiklik taşeronlarla ilgili. Sanıklara karşı müsamahalı ve hoşgörülü bir dil kullanıldığını düşünüyoruz. Sensöorlerle ilgili herhangi bir sorumluluk verilmemiş" dedi. Şanlı bu aşamada yeni bir bilirkişi talebinde bulunmayacaklarını tutukluluk halinin devamını talep ettiklerini söyledi.

Avukat Berrin Demir de, bilirkişi raporunda sorunun yapısal olduğunun tespitinin çok önemli olduğunu söyledi.

'İŞÇİLERİ YUKARI ÇIKARMAK GÖREVİNİZDİ'

"En önem verdiğim cümle ise 'Siz bu kadar işçiyi aşağıya gönderdiniz, yukarı çıkarmak görevinizdi, çıkaramadınız' oldu" diyen Demir, olay günü yerin altındaki işçilerin saatlerce yukarıdan destek ve bilgi beklediğini belirterek "Sağlıklı haberleşme yapılsaydı bu kadar saat içinde insanları sağ dışarı çıkarmak mümkündü. Tahlisiye ekibi gitmedi. İnsanları ölüme mahkum ettiler" dedi.
Mahkeme, savcının mütalaasını vermesi için davayı 13 Ekim sabahına ertelendi. 

ÖNCEKİ HABER

Kiralık işçi çalıştırma koşulları belirlendi

SONRAKİ HABER

Erdoğan’dan ilginç iddia: Demokrasi ve ekonomide sınıf atlattık

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa